07 12 2012

Yılmaz Güney'in YOL'u neyi anlatır?

  Yılmaz Güney'in YOL'u neyi anlatır? 09EYLÜL2012 YOL neyi anlatır? Niçin Kara Mahkûmları? Hayata ve YOL’a dair… Hayatın öteleyemediği insanlar vardır. Yıllar gelip geçer ve o insanlar milletin kalbinde yaşamaya devam eder. İşte hapishane arkadaşlarının bir bölümü de böyledir, o insanları hatırlıyorum, çok şey paylaştım onlarla, dahası o insanların hikâyelerinden esinlendim, zaten ömrümün dörtte biri hapislerde geçtiği için başka türlü nasıl olabilirdi? İnsanı hapiste, hastanede, yolda tanıyın diye bir üçleme vardır, gerçek yüzünü orada görürsünüz derler. Benim durumum gerçekten ilginç, niye peki? Üçü de hayatımın merkezindedir de onun için. Hapis, hastane, yol. Yani beni tanımak isteyenler için bol malzeme verdim kısacık hayatımda. Yol filminin hikâyeleri de gerçektir, o insanların her birinin hikâyesini derlerken, öyle çok düşündüm ki bizim düzenimizin insanları nasıl harcadıkları üzerine. Tam da Yol’un hikâyelerini yazarken ikili bir seçenekle karşı karşıyaydım, ya bu insanların niçin hapse düştüklerini inceleyecektim ya da bu insanların hapis yaşamındayken dış dünyayla boğuşmalarını ve her birinin hayatla didişmesini, devam eden hayatın her biri için onulmaz yaralar açmaya devam etmesini. Şimdi size bir şey söyleyeceğim ve bu çok tartışmalı olacak: ben uzun yıllar hapiste kaldım, bunun büyük bölümü de son hapisliğimdi, ama sonuncusunda siyasilerle değil kara mahkûmlarıyla kaldım, bunu bilerek tercih ettim, peki niçin? Bu insanlar kader mahkûmları mıdır? Ne gezer? Ben bu insanların hayatını incelediğim zaman ki is... Devamı

28 02 2012

Kurultaydan Kılıçdaroğlu liderliğini güçlendirerek çıktı

  Kurultaya 1 numara damgası 27/02/2012 Yazı Boyutu Kurultaydan Kılıçdaroğlu liderliğini güçlendirerek çıktı. Tüzükte partinin amaçlarında ise ilk sırayı güvenlik yerine insan hakları ve hukuk aldı.         ANKARA-RADİKAL  CHP’de parti içi muhalefetle Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi arasında süren restleşmeyle gidilen tüzük kurultayına Kılıçdaroğlu liderliği ve partinin yeni amacı damga vurdu. Muhaliflerin katılmadığı kurultayda Kılıçdaroğlu tam destek aldı. Kurultayda onaylanan 47 maddelik tüzük değişikliğinde ise amaç bölümünde öncelik ‘ülkenin güvenliği’ yerine ‘insan hakları ve hukukun üstünlüğü’ ilkesine verildi. Ayrıca partinin ‘demokratik sol’ karakterinin altı da çizildi.  Kılıçdaroğlu 1 saat süren Kurultay konuşmasında ağırlıkla hükümete yüklendi. AK Parti’nin postmodern diktatörlük özleminde bir parti olduğunu, “her kararın bir insanın iki dudağı arasında alındığını” kaydeden Kılıçdaroğlu, “Demokrasiyi hayatı boyunca bir küfür rejimi olarak görenden demokrasi beklenebilir mi? ‘Eski gömleğimi çıkardım demokrasi gömleğimi giydim’ diyor; buradan sesleniyorum, demokrasi bir devletin kıyafeti, giysisi değil ruhudur” dedi. Türkiye’de düşünmenin... Devamı

28 02 2012

AKP Çerkeslere liberallerle sesleniyor

AKP Çerkeslere liberallerle sesleniyor |  görsel 1

  AKP Çerkeslere liberallerle sesleniyor Çerkes Halkları İnisiyatifi’nin Kocaeli’de düzenlediği “Çerkes Çalıştayı/Lejen Xase” toplantısında, anadilde eğitim, sürekli yayın ve Çerkesce köy adlarının iadesi talepleri öne çıkarıldı. Çalıştaya hükümetin ve yandaş/liberal basının yoğun ilgisi dikkat çekti. Geçtiğimiz haftasonu Kocaeli Üniversitesi Derbent Uygulama Oteli'nde gerçekleşen çalıştaya, CHP, AKP ve BDP’den milletvekilleri de katıldı. Çerkes Halkları İnisiyatifi (ÇHİ) sözcülerinden Kenan Kaplan’ın konuşmasının ardından sonra programa geçmeden önce AKP milletvekili Azize Sibel Gönül ve BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder birer konuşma yaptılar. Önder: Devletten istemeyin, TRT Şeş gibi ucube kurarlar AKP’nin “Demokratik Açılım” çıkışı sonrası kurulan ÇHİ, temel olarak dönüşüm sürecindeki Türkiye’de hükümet ve liberal odaklar ile hareket ederek demokratik hak talepleri ile öne çıkıyorlar. Grup, Çerkes toplumunda önemli bir temsil gücüne sahip değil. AKP Milletvekili Gönül konuşmasında toplantıyı 2023 projesinin bir parçası olarak tarif ederken, anayasa sürecine katılım vurgusu yaptı. Gönül'ün sonra söz alan BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise Demokratik Açılım’ın bir yalan olduğunu söyledi. Önder konuşmasında, "Ana dilde eğitim ülkeyi böler demiştir Başbakan Erdoğan. Daha sonra denilenler 'Ana dilde eğitim açılıma yapılmış bir suikasttir' ve en vahimi 'Kürtçe medeni bir dil midir?' dendi. Niyeyse kendilerini ana para, sizleri de faizi gibi gören bir anlayış... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 426-435)

"Ölürsem gözüm açık gitmez," dedi. "Ali Saip Bey yalan söylemez. Dediği mutlaka çıkacak. İsmet Paşanın has adamı." İşte bu sıralar kasabada gene kıyametler kopuyordu. Ali Safa Bey, İnce Memedin yakalanmamasından dolayı Kaymakama, Candarma Kumandanına yapmadığını bırakmıyordu. Onları, eşkıyaları himayeyle itham ediyordu. Ankaraya tel üstüne tel yağdırıyordu. Ankara, Kaymakama eşkıyaları yakalaması için şiddetli emirler veriyordu. Yüzbaşı bizzat candarmalarm başındaydı. Toros köylüklerine gma gelmişti artık. Eşkıyadan değil candarmadan. İnce Memed hiçbir köyde barınamıyor, günlerce aç susuz, bir de çocukla dağlarda kalıyordu. Birkaç kere Yüzbaşı Faru-kun pususuna düşmüşler kurtulmuşlardı. Bugünlerde eğer Ke-rimoğlu olmamış olsaydı, İnce Memedin hali dumandı. Nerede olursa olsun mermi, ekmek, para yetiştiriyordu. Vayvay köyünden gelen paralar da Kerimoğlu yoluyla ulaşıyordu. Bayramı Koca Osman kadar Kerimoğlu da dört gözle bekliyordu. Şunun şurasında ne kaldı. Değirmenoluk, cümle Dikenlidüzü köylüleri af haberinden memnun değildiler. Memed dağdan inince Abdi Ağa köye geri gelecekti. Ödleri kopuyordu. "Af dediğin de neymiş yani. Eşkıya eşkıyaysa dağda gezer. Memedin yerinde olsam inmem. Bizim gibi köylü olup da ne sürünecek. Alem ondan korkuyor." 427 Topal Ali: "Duydun mu İnce Memed," dedi. Memed gözleri apaydınlık güldü. "Yoook." "Ne yok? Sen de..." "Vallahi yok." Ali: "Dur öyleyse..." "Söyle." "Demedim miydi sana Çiçeklideresinde Koca Osmanı? Ali Saip Bey Ankaradan gelmiş, büyük bayramda af çıkacakmış. Bunun üstüne Koca Osman köylüyü toplamış başına, böy... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 401-425)

Sarı çiğdem çiçeklerinin sapları, yok denecek kadar kısacıktır. Toprağa yapışmıştır. Kayaların aralarına, sapsarı bir halı serilmiş gibi olur. Güneş rengi. Mor sümbüller diz boyudur. Menekşeler ıslak, göz gözdür. Parıldar. Kırmızı çiçekler açar. Kırmızıları hiçbir kırmızıya benzemez. Billur kırmızısı... Tatlı, sıcak. Yerden fışkırırcasına bir yeşil türer. Bir hoştur. Alidağından aşağılara bakınca yeşilin yağmur gibi yağdığı sanılır. Bulanık. Kayalar, benek benek, türlü renkle nakışlanmıştır. Hava burcu burcu çiçek kokar. Eteklere doğru Alidağınm kayalıkları kırmızılaşır, mora çalar. Ak bulutlar değip geçer, Alidağı nennilenir. Yamaçta, Binboğalara bakan yönden, seyrek çamların içinde bir pınar kaynar. Yeşil. Memed sularını oradan getirir. Ortalık günlük güneşlik. Dikenlidüzü ışığa boğulmuş. Her şey, ağaçlar, çakırdikenler, taşlar, kayalar ışığa kesmiş. Erimişler. Bazı çiçekler de... Hatçe mağaranın kapısında başını Irazm dizlerine koymuş. Iraz da başının bitlerini kırıyor. Bitler fazla. Bütün kışı mağarada geçirdiler. Mağarayı ev gibi donattılar. Evleri zengin bir köylü ağasının evinden daha da hoştu. Tabana peryavşan döşemişler, üstüne nakışlı yörük kilimleri sermişlerdi. Bahar gibi tüten kilimler. Kilimleri de Saçıkaralı aşireti ağası Kerimoğlu çeyiz olarak vermişti. Mağaranın duvarları geyik postlarıyla kaplanmıştı. İri boynuzlu geyikler. Boynuzlar ci- 402 lalanmış gibi. Duvarlardan sarkıyorlar. Tüyleri altın yaldız gibi. Işıltılı. Kış zor olmuştu. Alidağın tepesinde boran savururken, tipi göz açtırmazken, mağarada sabaha kadar akeş yakmalarına karşın her gece donma tehlikesi atlatmışlardı. Memed, bir buçuk ay kadar çalışarak üstten ... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 376-400)

"Yanarım işte." "Sebebini söyle!" Cabbar bu sefer iyice öfkelendi, bağırmaya başladı: "Çukurovanın ortasında, düzlüğünde, gündüz gözüne, o kadar köyün arasından candarmaların elinden insan alacaksın, öyle mi? Çukurova kapan demektir. Eşkıya kapanı. Kim düşmüşse Çukurovaya çıkamamıştır dışarı. Yanarım sana. Üstelik sen Çukurovanın yolunu da bilmezsin. Yanında Recep Çavuş gibi biri olsa gene neysen ne! El yordamıyla Çukurovaya inilir mi?" Memed kasıldı. Dimdik, bir kaya parçası gibi durdu: "Sen şimdi benimle gitmeyecek misin? Onu söyle." Cabbar: "Ben gidip de kendi elimle kapana giremem." "Açık söyle, kapanı mapanı bırak da. Gidecek misin, gitmeyecek misin?" Cabbar: "Gidemem." Memed: "İyi. Sen söyle Sefil Ali, benimle gelecek misin?" Sefil Ali: "Ben Çukurovayı bilmem ki kardaş, ben Çukurovadan korkarım. Benim sana bir faydam olmaz ki... Zararım olur. İstersen gelirim de. Arkadaş için değil mi?" Cabbar Sefil Aliye öldürürcesine bir bakış fırlattı. Memed: "Demek böyle!" dedi sustu. O gece birlikte yemek yemediler. Her biri bir yana çekildi somurttu. İçlerinde, en sevinçlisi Topal Aliydi. Uyku zamanı Cabbar: "Siz uyuyun. Ben nöbetçi kalırım," dedi. Ötekiler, Memed uyudu. Gece yarısı, Cabbar Memede yaklaştı, dürttü. Memed öfkeyle kalktı oturdu. Uyumuyordu. Sert sert: "Ne istiyorsun benden Cabbar? Arkadaşlığını yaptın işte! Daha ne istiyorsun benden?" 377 Cabbar: "Kardaş!" dedi. Memedin elini iki eli arasına aldı: "Kardaş!" "Yaptın arkadaşlığını," diye güldü öteki. "Vazgeç bu işten. Hatç... Devamı

18 07 2011

Nazım Hikmet - Şiirler

JAPON BALIKÇISI Denizde bir bulutun öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adamdı. Dostlarından dinledim bu türküyü Pasifik'te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Tuzla, güneşle yıkanan bu vefalı, bu çalışkan elimize değen ölür. Birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Elimize değen ölür... Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Üstümüzden geçti bulut. Badem gözlüm beni unut. Boynuma sarılma, gülüm, benden sana geçer ölüm. Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut. Badem gözlüm beni unut. Çürük yumurtadan çürük, benden yapacağın çocuk. Bu gemi bir kara tabut. Bu deniz bir ölü deniz. İnsanlar ey, nerdesiniz? Nerdesiniz? [1956] ************************************************** ******** DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar dünyayı çocuklara verelim bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler 21 Mayıs... Devamı

18 07 2011

Nazım Hikmet - Şiirler

MEMLEKETİMİ SEVİYORUM Memleketimi seviyorum : Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi. Memleketim : Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir. Memleketim. Memleketim ne kadar geniş : dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana. Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum. Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum ve güneye pamuk işleyenlere gitmek için Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye utanıyorum. Memleketim : develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler, kavak söğüt ve kırmızı toprak. Memleketim. Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven alabalık ve onun yarım kiloluğu pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla Bolu'nun Abant gölünde yüzer. Memleketim : Ankara ovasında keçiler : kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması. Yağlı, ağır fındığı Giresun'un. Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması, zeytin incir kavun ve renk renk salkım salkım üzümler ve sonra karasaban ve sonra kara sığır ve sonra : ileri, güzel, iyi her şeyi hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım yarı aç, yarı tok yarı esir... ************************************************** ******** DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil, beş değil, ... Devamı

17 07 2011

Hasan Özkılıç

  Biyografi Hasan Özkılıç, 1951 yılında Iğdır’da doğdu. Orta ikinci sınıfa kadar burada eğitim gördü. Ailesi, 1968 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesine işçi olarak göçtü. Eğitimine burada devam etti. 1973 yılında Turgutlu Lisesi’nden mezun oldu. 1974 yılında Ege Üniversitesi İşletme Fakültesine kaydoldu, bu okulu 1980 yılında bitirdi. 70’lerin başında yazmaya başladı. İlk öyküsü 1974 yılında Demokrat İzmir Gazetesi’nde yayımlandı. Daha sonra öyküleri, Çıkış, Edebiyat Cephesi, Küçücük, Öykü, İnsancıl, Evrensel Kültür, Gerçek Sanat, Adam Öykü, Agora, Yelkovan, Notos Öykü gibi dergilerde yayımladı. Yazarın ilk kitabı Kuş Boranı 1998 yılında İnsancıl Yayınları’ndan çıktı. Şerul'da Beklemek adlı kitabı 2002, Orada Yollarda adlı kitabı 2005, Gönlümüm Şirazesi Bozuldu adlı kitabı da 2008 yılında Can Yayınları'ndan çıktı. “Gönlümün Şirazesi Bozuldu” adlı kitabıyla, 2008 yılında 22. verilen 2007 Milliyet Gazetesi Haldun Taner Öykü Ödülü’nü aldı. Yazar, 2000/2005 yılları arasında İzmir’de, Agora Yeni Binyıl Edebiyat Sanat Kültür Dergisi'ni 45 sayı yayımladı, derginin yayınını Aralık 2005 ayında dondurdu. Yazarın, “Kuş Boranı” adlı kitabından "Bir Yanı Yaralı", “Orada Yollarda” kitabından, "Güzel Günler İçin” adlı öykülerinden Erden Kıral, (2008 yılında) “Vicdan” adlı uzun metrajlı filmi sinemaya uyarladı. Film, 2008 yılı Ekim ayında vizyona girdi. Filmde, Nurgül Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen, Nazan Kesal gibi oyuncular oynadı. Vicdan filmi, Antalya Altın Portakal Film yarışmasında, Nurgül Yeşilç... Devamı

17 07 2011

Hasan Özkılıç İle Yapılan Söyleşiler

Videolar Haldun Taner Öykü Ödülü Töreni                        CNN Türk - Karalama Defteri Programı                       Haber Türk - Fihrist Programı                       Haldun Taner Öykü Ödülü Töreni                       TRT 2 - Göz Önünde Programı - 1                       TRT 2 - Göz Önünde Programı - 2                       TRT 2 - Göz Önünde Programı - 3                       TRT 2 - Kültür Sanat Programı - 1                       TRT 2 - Kültür Sanat Programı - 2 Gönlümün Şirazesi Bozuldu - SEDAT DEMİR   ‘Kuş Boranı’, ‘Şerul’da Beklemek’ ve ‘Orada Yollarda’ Bu üç kitabınızın ardından şimdi de okuru ‘Gönlümün Şirazesi Bozuldu’ adlı kitapla yeniden selamlıyorsunuz.   Evet, bu dördüncü öykü kitabım. Aslında yazıyla, yazmakla uğ... Devamı

08 05 2011

Yazar Türkali'den Başbakan Erdoğan'a Mektup

Yazar Türkali'den Başbakan Erdoğan'a Mektup Sayın Başbakan, yıllardan beri söyleyip yazdığım bir temel düşüncemi yineleyerek izninizle bir iki noktaya değinmeye çalışacağım. "Kürt sorunu" çözülmeden demokrasi sorunu çözülmez; "Demokrasi Sorunu" çözülmeden de Kürt sorunu çözülmez. Vedat TÜRKALİ   Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yazar ve gazetecilerle hükümetin "demokratik açılım" adını verdiği süreci göüştüğü kahvaltılı toplantısına katılamayan yazar Vedat Türtkali Başbakan'a bir mektup gönderdi. Mektubun tam metnini yayınlıyoruz. Sayın Başbakan, 17 Nisan 2010 Cumartesi günü saat 10.00'daki Kahvaltılı toplantı için gönderdiğiniz incelikli çağrınıza sağ olun diyor, yaşımdan doğan sağlık engellerinden ötürü katılamayacağımı özür dileyerek bildiriyorum. Geçerli, egemen politik söylemin, sol kanadı kırık kuşa benzetildiği bir ülkede var olan değişim potansiyelini değerlendirerek sorunları çözmek, kolay başarılabilecek iş değildir. "Tam demokratik bir Anayasa", Türkiye'nin temel gereksinimidir. Bugünkü ortamda böyle bir anayasanın yapılabilmesi de güç görünür. Ancak, bin bir kirli oyunla Türkiye'ye giydirilmiş, "'82 Anayasası" adlı deli gömleğinden bir biçimde kurtulmamızın kuşkusuz ki önceliği var. Bu yolda atılacak her adımın, elimden geldiğince arkasında olmayı yurttaşlık borcu sayarım. Yıllardan beri söyleyip yazdığım bir temel düşüncemi yineleyerek izninizle bir iki noktaya değinmeye çalışacağım. "Kürt sorunu" çözülmeden demokrasi Sorunu çözülmez; &qu... Devamı

08 05 2011

Vedat Türkali'den Ahmet Hakan'a Açık Mektup

allowtransparency="" frameborder="0" height="413" hspace="0" id="google_ads_iframe_sag_banner_3" marginheight="0" marginwidth="0" name="google_ads_iframe_sag_banner_3" scrolling="no" src="about:blank" vspace="0" width="90">>   Vedat Türkali'den Ahmet Hakan'a Açık Mektup Ne Kürt'e, ne Türk’e artık acıdan başka bir şey getirmeyen bu kan kesin biçimde durmalıdır. Tek anlaşma yolu, Kürt halkının iradesiyle Meclis’e gelmiş milletvekillerinin toplandığı DTP ile önyargısız konuşup uzlaşmaktan geçer. O sağlanırsa dağda pek kimse kalmaz. Vedat TÜRKALİ   İstanbul - BİA Haber Merkezi 16 Ocak 2008, Çarşamba         Barış Meclisi üyeleri, hak savunucuları, sanatçılar, aktivistler,siyasi parti temsilcilerinin de aralarında bulunduğu bir grup, 21 Kasım 2007'deMeclis'teki Demokratik Toplum Partisi (DTP) grubunu ziyaret ederek, hakkında kapatmadavası açılan DTP'ye destek vermişlerdi. Ahmet Hakan 23 Kasım'da Hürriyet'teyayınlanan yazısının bu ziyaretle ilgili bölümünde şunu soruyordu: " ErbakanHoca'nın 'zavallı partileri' çatır çatır kapatılırken... NedenMeclis'e kadar zahmet edip... Refah Partisi ya da Fazilet Partisi'nin gruptoplantılarına katılıp destek mesajı vermediniz?" Aşağıda o gün DTP grup toplantısında bir konuşma da yapmışolan yazar Vedat Türkali'nin Ahmet Hakan'a yanıtını yayınlıyoruz. Sayın Ahmet Hakan, "Önceleri Nerelerdeydiniz?" başlıklı yazınızdaki soru’nun payıma düşen bölüm&uum... Devamı

08 05 2011

İstikrar Programlarının Tarıma Etkisi

İstikrar Programlarının Tarıma Etkisi Devletin tohum üretim ve satış alanlarından çekilerek bu alanı piyasa ekonomisine bırakması üretim maliyetleri üzerinde yükseltici etki yapacaktır. (...) dayanıklı ve verimliliği yüksek tohumlar, genellikle çokuluslu firmaların dağıtım alanındadır. Türkel MİNİBAŞ   . - . 23 Mayıs 2001, Çarşamba         İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Türkel Minibaş Ziraat Odaları Birliği'nin raporu için hazırladığı çalışmada; "İstikrar programlarının tarım sektörü üstündeki etkisi"ni irdeliyor. Prof. Dr. Türkel Minibaş'ın aşağıda tamamını bulucağınız çalışmasında, dikkat çekilen bazı noktalar şunlar: " Tarım sektöründe desteklerin kalkmasıyla birlikte başta toprak, tohumluk, kredi olmak üzere tarımsal üretimin tüm girdilerinin fiyatları piyasa ekonomisi kurallarına göre belirlenecektir. Ne var ki, çifçinin bu sürece uyum göstermesini sağlayacak ara mekanizmalar ve kurumlar oluşturulmamıştır." *** **** **** " Devletin tohum üretim ve satış alanlarından çekilerek bu alanı piyasa ekonomisine bırakması üretim maliyetleri üzerinde yükseltici etki yapacaktır. (...) dayanıklı ve verimliliği yüksek tohumlar, genellikle çokuluslu firmaların dağıtım alanında ve yüksek fiyatlıdır." *** **** **** "Üretici örgütsüz olduğundan ürününü ederinin altında piyasaya arzetme zorunlluğu ile karşılaşacaktır." *** **** **** " Ekim alanlarının kısıtlandığı topraklarda farklı bir ürünün üretilmesi genellikle olanaksızdır. Bu durumda topraklar ya imara açılacak ya da kısa... Devamı

08 05 2011

Bir Pozitif Ayrımcılık Örneği: Eşbaşkanlık

allowtransparency="" frameborder="0" height="413" hspace="0" id="google_ads_iframe_sag_banner_3" marginheight="0" marginwidth="0" name="google_ads_iframe_sag_banner_3" onload="GA_googleSyncAdSlotLoaded(this);" scrolling="no" src="about:blank" style="border-bottom: 0px; position: absolute; border-left: 0px; border-top: 0px; top: 0px; border-right: 0px; left: 0px" vspace="0" width="90">>   Bir Pozitif Ayrımcılık Örneği: Eşbaşkanlık DTPde cins sorunu çok hayati, stratejik görülüyor. Özellikle bu son dönemlerde, kadınların kendi kimlikleriyle var oluşlarıyla birlikte daha da yer edinmeye başladı. Sonuçta bu mücadele eşbaşkanlık sistemini doğurdu diyebilirim. Aysel TUĞLUK ayseltugluk@hotmail.com   Ankara - BİA Haber Merkezi 07 Nisan 2006, Cuma         DTP (Demokratik Toplum Partisi) daha çok genç olmasına karşın uzun süreli bir mücadele deneyimine dayanıyor. Halkın Emek Partisi (HEP) ile başlayan siyasi parti geleneği günümüze gelene kadar bir yandan ülkenin demokratikleşmesi için mücadele verirken, kendi içinde de büyük bir değişim geçirdi. Parti içi demokrasi açısından önemli bir mesafe kaydedildi. Ancak değişim bununla sınırlı değil. Siyaset tanımımı ve siyaset yapma tarzına ilişkin radikal değişimler gerçekleşti. DTP'nin ayırt edici özelliği, siyaseti merkezi örgütlerce yürütülen bir elit işi olmaktan çıkarmaya çalışmasıdır. Bunun için kendi içinde yatay örgütlenmeyi ve meclis tarzı çalışm... Devamı

08 05 2011

AKP'nin 12 Eylül Anayasası

AKP'nin 12 Eylül Anayasası 12 Eylül, AKP’nin 82 Anayasası ruhuyla çatılmış paketinde yaşamakla kalmıyor; 12 Eylül‘ün travmatik mirası, toplumsal muhalefetin düşünsel ufkunu kendi çizdiği sınırlara hapsederek, demokratik bir anayasa için gereken özgür tartışma ve mücadele sürecine de zarar veriyor. Ayşegül DEVECİOĞLU aysegul.devecioglu@gmail.com   İstanbul - BİA Haber Merkezi 23 April 2010, Friday         Geçenlerde katıldığım bir anayasa toplantısında anayasaya muhalif kesimden bir hukuk profesörü, 12 Eylül'le hesaplaşmanın, 1982 Anayasası'nın darbecilerin dokunulmazlığını garanti eden 15. maddenin kaldırılmasıyla mümkün olamayacağını anlatırken, konuşmasını kendi yaşantısından bir örnekle zenginleştirme yoluna gitti. Seksende, İstanbul Üniversitesi'nde asistanken, askerlerin gelip, üniversiteden atılacak öğretim üyelerinin listesini verdiklerini, ancak bu üniversite hocalarını görevden uzaklaştıranın askerler değil rektör olduğunu canlı bir biçimde anlatan hukukçu; binlerce kamu görevlisinin de yer aldığı bir sorumluk alanını işaret ediyordu. Ancak, kuşkusuz önem taşıyan sözleri değil de, anlatımındaki -defalarca dinlememe rağmen galiba ilk kez rastladığım- uzman değil; tanık havası, belki "yüzleşme" değil "hesaplaşma" sözcüğünü tercih etmesi; yüzünde beliren kelimenin tam karşılayamadığı anlam; anayasa tartışmasına sinen klişelerin arasından sıyrılıveren yirmili yaşlarda bir asistanı, o günlerin dehşeti ve çaresizliğiyle bulunduğumuz salona taşıdı... Toplantının geri kalanında, o tanıdık can acısıyla geri dönen kayıp zaman, varlığı artık yalnızca hüzün veren eski bir y... Devamı

08 05 2011

BİA MEDYA GÖZLEM RAPORU

"103 Düşünce Sanığıyla 3 Mayıs'ımız Kutlu Olsun!" 5 gazeteci yazdıkları, 42 gazeteci de "Ergenekon", "KCK", "Devrimci Karargah", "Balyoz" gibi çeşitli operasyonlar çerçevesinde 31 Mart 2011 itibariyle hapisteydi. Üç ayda 13 kişi, Kürt Sorunu'na dair görüşlerinden 21 yıl 10 ay hapis ve 66 bin 946 lira para cezasına çarptırıldı. Erol ÖNDEROĞLU-Emir ÇELİK   İstanbul - BİA Haber Merkezi 02 Mayıs 2011, Pazartesi Raporun Tam metnini indirmek için tıklayınız 5 gazeteci yazdıkları, 42 gazeteci de "Ergenekon", "KCK", "Devrimci Karargah", "Balyoz" gibi çeşitli operasyonlar çerçevesinde 31 Mart 2011 itibariyle hapisteydi. 2011'in ilk üç ayında başta gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener olmak üzere gazetecilerin gözaltına alınma şekilleri  ve  yayın bürolarına yapılan baskınlar damgasını vurdu. Üç ayda 13 kişi, Kürt Sorunu'na dair görüşlerinden 21 yıl 10 ay hapis ve 66 bin 946 lira para cezasına çarptırıldı. Yargıtay ısrar edince yerel mahkeme, "30 bin Kürt'ü ve 1 milyon Ermeni'yi öldürdük" sözleri nedeniyle yazar Orhan Pamuk'a herkesin dava açmasının yolunu açtı. Böylece 301. madde, tazminat dosyalarına da girmiş oldu. İsmail Beşikçi Q harfi nedeniyle Terörle Mücadele Yasası çerçevesinde 1 yıl üç aya mahkum oldu. Gazeteciler, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne,  basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünü standartlarının en yetkili ağızlarca tartışma konusu edildiği ve bu uğurda mücadele verenlerin hedef yapıldığı bir ort... Devamı

08 05 2011

2011 Ocak – Şubat - Mart Medya Gözlem

BİA 2011 Ocak – Şubat - Mart Medya Gözlem (*)   2 Mayıs 2011   Öldürülen gazeteciler     Hrant Dink cinayeti davasının görülmesine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 28 Mart’ta devam edildi. Mahkeme, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’ndan (TÜBİTAK) 2007’de işlenen cinayetle ilgili Akbank kamera kayıtlarında veri bulunmadığını belirten raporunu yeniden istedi. 19 sanıktan Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'in tahliye edilmesini reddeden mahkeme, suçlamanın değişebileceğini ve TCK'nın "anayasayı ihlal" başlıklı 309. maddesinden cezalandırmaya gidilebileceğini bildirdi. Mahkeme, cinayet sonrasındaki polis aramasında oğlu Ogün Samast için "Onu jandarmadan sorun, onlarla iyi görüşür" diyen Ahmet Samast'ın dinlenmesini gerek görmedi. Dava 30 Mayıs'ta sürecek. Tuncel'in avukatı, “Delillerin tamamı toplanmadı. Soruşturma genişletilsin” diyerek dosyanın savcılığa verilmesine karşı çıktıysa da talebi reddedildi. Görgü tanıkları Emsale Çakmak ve Cemal Yıldırım için zorla getirme kararı çıkarken tanık Sinan Reşitoğlu’nun talimata ifadesi bekleniyor. Tetikçi zanlısı Ogün Samast Sultanahmet 2. Çocuk ağır Ceza Mahkemesi’nde 4 Nisan’da yargılanmaya devam edecek. Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Hrant Dink'in öldürülmesinden önce "görevi ihmal ettiği" gerekçesiyle dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz'ü yargılamaya 29 Mart’ta devam etti. Mahkeme, Dink'in yakınları Rakel Dink, Sera Dink, Delal Dink, Arat Dink ve Hosrof Dink'in müdahillik taleplerini kabul etti. Cumhuriyet Savcısı, cinayetle ilgili İstanbul’da görülen dosyanın,  Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi ve kendi... Devamı

25 04 2011

Üniversite adaylarına son dakika uyarısı

Üniversite adaylarına son dakika uyarısı ÖSYM Başkanlığı, 25 Nisan 2011 günü başlaması planlanan 2011-LYS başvurularının, YGS sonuçlarının açıklandığı andan itibaren başlayacağını ve adayların başvurmalarını sağlayacak kadar süre uzatılacağını bildirdi. Öğrenciler ve eğitim sendikaları tepkili... Adaylara konuyla ilgili elektronik posta gönderildi. AA   Ankara- ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamada, 27 Mart 2011'de yapılan Yükseköğretim  Geçiş Sınavı (2011-YGS) değerlendirme çalışmalarının tamamlandığı ifade edilirken, YGS sınav sonuç değerlendirmeleriyle ilgili olarak kamuoyunda  “şifreli soru/cevap” şeklinde yer alan konunun ÖSYM ve adli kurumlar tarafından  araştırıldığı ve çalışmaların devam ettiği kaydedildi. ÖSYM açıklaması şöyle: “27 Mart 2011 tarihinde yapılan Yükseköğretime Geçiş Sınavının  (2011-YGS) değerlendirme çalışmaları tamamlanmıştır. Sınav sonrası kamuoyunda süregelen iddialar Ankara Cumhuriyet  Başsavcılığı tarafından tüm boyutları ile araştırılmaktadır. Başsavcılığın  araştırmaları tamamlandığında 2011-YGS sonuçları açıklanacaktır. 25 Nisan 2011 günü başlaması planlanan 2011-LYS Başvuruları da YGS  sonuçlarının açıklandığı andan itibaren başlayacak ve adayların başvurmalarını  sağlayacak kadar süre uzatılacaktır.”   Adaylara elektronik posta gönderildi İzmir'de, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'na (ALES) Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde giren adayların soru kitapçıklarındaki basım hatası nedeniyle ÖSYM'nin adaylara elektronik posta gönderdiği öğrenildi. Adaylardan Olcay Polat,... Devamı

25 04 2011

Kalem benim 'kale'm!..

Kalem benim 'kale'm!.. CHP İzmir milletvekili adayı Balbay, seçim bölgesi İzmir'de 'mektupla basın toplantısı' yaptı. Cumhuriyet   Ege Bürosu- CHP’nin İzmir 2. bölge 2. sıra adayı, gazetemiz yazarı Mustafa Balbay, seçim çalışmalarına “basın toplantısıyla” başladı. Silivri’de tutukluluğu 782 gündür süren Balbay, İzmirli gazetecilere gönderdiği mektupta, İzmir için duyduğu heyecanın kenti mecliste temsil etme süreciyle sönmeyecek bir ateşe dönüştüğünü kaydetti. Seçilmesi durumunda kalemini bırakmayacağını kaydeden Balbay, “Kalem, benim ‘kale’m” dedi. “Sevgili İzmirli meslektaşlarım” diye başlayan mektubu CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır okudu. Siyasal kimliğiyle gazetecilere ilk selamı vermek istediğini söyleyen Balbay, İzmir’in kendisi için “meslek heyecanının doğum yeri” olduğunu belirterek, mektubunda şunları kaydetti: “Hiç sönmeyen o heyecanım, İzmir’i mecliste temsil etme süreciyle birlikte daha da katlandı, hiç sönmeyeceğine inandığım bir ateşe dönüştü. Hapishaneler için söylenen sözlerden biri şudur: ‘Hiçkimse, hapishaneye girdiği gibi çıkmaz’. İki yılı aşan Silivri zindanında özüm hiç değişmedi ama, elbette öğrendiğim, yaşadığım çok şey oldu. İzmir’de noktaladığım üniversite yaşamımdan sonra ikinci bir üniversite idi dersem, abartmış olmam. Ama pahalı, bedeli ağır bir üniversite.” İzmir basınında kendisiyle ilgili çıkan haberleri izlediğini kaydeden Balbay, bunları “dost eli” olarak değerlendirdi. Balbay, mektubuna şöyle devam etti: “Silivri’de beni ayakta tutan unsurların başında yazı yazma duygusu geliyordu. O nedenle... Devamı

25 04 2011

''Recep köşeyi dönmüş herkesi döndü sanıyor

''Recep köşeyi dönmüş herkesi döndü sanıyor" CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu seçim öncesi mitinglerine Zonguldak'tan devam etti. Halkın geçim sıkıntısını gündeme getiren Kılıçdaroğlu, "Recep bu köşeyi dönmüş herkesi de köşeyi dönmüş sanıyor" diyerek Erdoğan'a yüklendi. AA   Zonguldak- CHP Genel Başkanı kılıçdaroğlu Zonguldak'ta halka hitap etti. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları: - Kalktı dedi ki; Ben Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanıyım. Irak'ta binlerce kadına tecavüz edildi. Bu projenin eşbaşkanı kimdi? İnsanda biraz utanma olur. Size söyledim sözüm var. Bunların maskelerini indireceğiz. Biz kökümüzle de tarihimizle de kadınımızla da erkeğimizle de her zaman gurur duyarız. Biz özgürlüğü ve demokrasiyi isteriz. - Bu ülkede çocuklar açlıktan öldü. Bunun sorumlusu kim sen değil misin? Bir gazimiz de yatağında açlıktan öldü. - Efendim dolar milyarderi sayımız japonyayı geçti. Yolda gelirken işçiler yolumu kesti. Vallahi biz bin doları bulamadık dedi. Ben de Recep bu köşeyi dönmüş herkesi de köşeyi dönmüş sanıyor.. - Aile sigortasıyla anneler yandaş marketlerde alıp sıraya dizerek veriyorsun biz öyle yapmayacağız. Senin oğlun valinin gözetiminde el bebek gül bebek askerlik yapıyor da fakirin oğlu niye askerlik yapmasın. - Zonguldak 8 yılda sürekli kaybetti. Biz taşeron işçiliği de tarihe gömeceğiz. - Sözde referandumda ikinci sendikaya üye olmayı getirdiler. Bir sendikaya üye olanı kapı önüne koyuyorsun iki sendikaya üye olanı idam edersiniz siz. Biz bir cımbızla taşeronu aradan kaldırmaya karar verdik. - Ö... Devamı

07 04 2011

Türk sinemasında yeni bir 'Kavşak'

Türk sinemasında yeni bir 'Kavşak' Yönetmen Selim Demirdelen müzik, kurgu ve senaryosuna da imzasını attığı ilk filmiyle seyirciyi kendisiyle yüzleşmeye çağırdı. AA Ankara- Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen ''Eşkıya'' filminin yönetmen yardımcılığını yapan ve ''Anlat İstanbul'' filminde anlatılan 5 ayrı öykünün yönetmenlerinden bir tanesi olan yönetmen Selim Demirdelen, yönetmenlik sandalyesine ilk kez oturduğu ''Kavşak'' filmiyle duruluğu, akıcılığı, müziği ve sessizliği kullanış biçimiyle seyirciye kendi tarzını oluşturma adına ipuçlarını da verdi. Demirdelen, büyükşehirde yalnızlığın her zaman kendisine ilginç geldiğini ve kendisini etkileyen iki olaydan sonra filmin hikayesinin ortaya çıktığını anlattı. Amerika'daki bir gökdelene 30 sene önce gelen ve eline süpürgeyi alıp binayı temizlemeye başlayan altmış-yetmiş yaşlarında bir adamın ne bordrosu ne de maaşının olduğunun yıllar sonra fark edildiğini anlatan Demirdelen, ''Herkes tanıyor adamı, o binanın temizlikçi John amcası fakat ortaya çıkmış ki herhalde bir gün yalnızlık canına tak etmiş, binaya girmiş ve 30 senedir orayı temizliyor'' dedi. Kendisini etkileyen diğer hikayenin ise Almanya'da bir gün bir kıraathanede Galatasaray-Monaco maçını izlerken kendisiyle sohbet etmek isteyen bir adamın hayatı olduğunu belirten Selim Demirdelen, ''Adam 20 sene önce İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirip o dönemde tanıştığı kız arkadaşıyla evlenerek büyük adam olma umuduyla Almanya'ya gitmiş. İşler yolunda gitmemiş ve orada cam silmeye başlamış. Ailesine de ben beceremedim ve cam siliyorum diyememiş. Ailesi 20 yıldır onu Almanya'da bir şirkette ç... Devamı

07 04 2011

1940 kuşağının önemli temsilcisi: Rıfat Ilgaz

1940 kuşağının önemli temsilcisi: Rıfat Ilgaz Rıfat Ilgaz hayatı hep mücadelerle geçmiş bir yazar. Yaşadığı yıllar boyunca Türkiye'nin hemen her dönemine; karanlığa ve umuda tanıklık etmiş bir isim. Eserleri de yaptıkları da bunlardan hayli izler taşıyor. Rıfat Ilgaz'ın yüzüncü yaşı, Türkiye'nin uzun güncesinde önemli bir yaprağı yeniden hatırlamamızı sağlıyor. Ali Yıldız 7 Mayıs 1911'de Cide'de doğan Ilgaz'ın ilk şiirleri, 1927'de Kastamonu'nda yayınlanan Nazikter ve Açıksöz gazetelerinde yayımlanır. 1940'lara kadar yazdığı ve kitaplarına almadığı romantik şiirleri, İkinci Dünya Savaşı yıllarından itibaren, toplumcu-gerçekçi biçemine bürünür. 1943'te, Yarenlik isimli kitabı yayınlanır. Onu yine bir şiir kitabı olan, Sınıf izler. 1944'ün Ocak ayında yayımlanan Sınıf, yirmibeş gün satışta kalabilecek, sonrasında ise sıkıyönetim kararıyla toplatılacaktır. Mahkemenin bilirkişisi, raporda şöyle yazar: 'Sınıf adlı kitabın yazarının hasta ruhlu olduğu ve kitabında edebi açıdan hiçbir değeri yok; yazar kitapta bir fakir talebenin perişan halini tasvir ediyor 'ne var bunda sıkılacak, utanmak bize düşer' demek suretiyle cemiyetimize dil uzatıyor, çocuk dersini bilmiyor, fakat her şeyin piyasasını ve karaborsayı bilip bunun kendisine yeter olduğunu söylüyor, 'bilmediğin şahıs zamirleri olsun' demekle cemiyetimizin iç yüzüne tarizde bulunuyor' (1). 'Edebi açıdan hiçbir değerinin olmadığı' söylense de Kastamonu Muallim Mektebi ile Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Fakültesi'ni bitirmiş olan şair, daha ilk günden itibaren Türkçe sevdalısı genç bir öğrenmendir. 1987'de yayımlayacağı, Ocak Katırı Alagöz kitabın... Devamı

04 04 2011

CHP'de Ön Seçim Sonuçları

CHP, 29 ilde milletvekili adaylarını belirlemek için ön seçime gitti. rp_html(9955094,469302,"") İşte sonuçlar; KARAMAN 1- FİKRET ÜNLÜ 2- OSMAN NURİ KOÇAK 3-İLHAN ORDUOĞLU BOLU 1- TANJU ÖZCAn 2- MEHTAP MISIRLIOĞLU 3- NEJLA FİDAN DÜZCE 1- SElÇUK YANMAZ 2- BASRİ 3- İLKNUR BAŞAK TÜTÜNCÜ ARTVİN 1-UĞUR BAYRAKTAR 2-YÜKSEL ÇORBACIOĞLU 3-AHMET VARAN YOZGAT 1-ALİ AYIK 2-ALİ KEVEN 3-BURHAN SARIASLAN 4-ERGÜN ERSOY 5-İLKER TAŞDEMİR 6-TURAN ATA 7-SELAHATTİN KOŞTAN KARABÜK 1-MUSTAFA EREN 2-ERDOĞAN DİNÇEL 3-HÜSEYİN AVNİ AKSOY 4-MUSTAFA AKAY 5-SABRİ CEBECİK KÜTAHYA 1-ŞEREF HAN 2-ZELİHA AKSAZ ŞAHBAZ 3-ŞEREF DOĞAN 4-RUHSEN KUMDALI 5-FARUK BEYRAM SOYDAM SİVAS 1-MALİK ECDER ÖZDEMİR 2- ETEM ERDAL ERŞAN 3-BAKİ ÇOBAN 4-HAYDAR GÖLBAŞI KASTAMONU 1-BAHRİ GÖKÇEBAY 2-HASAN BALTACI 3-AYŞENUR ÖZDEN 4-BAHTİYAR YAŞAR AMASYA 1-RAMİZ TOPAL 2-ALİ ÖZDEMİRCİOĞLU 3-DEVRİM ERSOY ERZİNCAN 1-DR.MUHARREM IŞIK 2-ERDOĞAN ÖZYALÇIN 3-DURSUN ALİ SÖNMEZ 4-COŞKUN YILMAZ NİĞDE 1-DOĞAN ŞAFAK 2-AHMET OĞUZ ÖZMEN 3-ÖMER FETHİ GÜVEN AFYONKARAHİSAR 1-AHMET TOPTAŞ 2-HATİCE GÖK 3-BEKİR KASAP 4-ŞERİF CEYLAN 5-TUĞRUL AKKUŞ ÇANAKKALE 1-ALİ SARIBAŞ 2-SERDAR SOYDAN 3-BÜLENT ÖZ 4-AHMET KÜÇÜK KIRKLARELİ 1-MEHMET SİYAM KESİMOĞLU 2-TURGUT DİBEK 3-TURABİ KAYHAN NEVŞEHİR 1- BÜLENT YUMUŞ 2-ATILGAN SERT 3- HİLMİ BÜLENT TEKİNER AKSARAY 1-MAHMUT ÖZTÜRK 2-ÖZLEM GÜNEŞ 3-MAHİR GÜÇ 4-MUAMMER DİLEK KIRŞEHİR 1-CAHİT GÜRSES 2-YILMAZ ZENGİN 3-SEYFULLAH ÇETİN ÇORUM 1-... Devamı

04 04 2011

Nejat İşler 'Kaybeden'liği

Nejat İşler 'Kaybeden'liği FATİH ÖZGÜVEN 03/04/2011 Nejat İşler, filmler dışında da hep efendilikle asilik arasında gidip geliyor, piyasadaki 'kaybeden-tutunamayan' romantizmini işleyip duruyor gibi   allowtransparency="" frameborder="0" scrolling="no" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?locale=tr_TR&href=http%3A%2F/www.radikal.com.tr/Radikal.aspx%3faType%3DRadikalYazar%26ArticleID=1044932%26Yazar=FAT?H%26Date=04.04.2011%26CategoryID=41&layout=standard&show_faces=true&width=450&action=like&colorscheme=light&height=80" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; width: 450px; height: 80px; overflow: hidden; border-top: medium none; border-right: medium none">> Nejat İşler’i sokak kitapçılığı günlerinden tanır ve severim. Kitaptan anlar ve iyi de kitap bulurdu. Nuray Mert’in ondan bir Yassıada mahkemeleri oturma planı satın almışlığı bile vardır. Birkaç arkadaş, onun Işık Lisesi önündeki tezgahına mutlaka bakar, bazen oturur çayını içerdik. Aslında tiyatro oyuncusu olduğunu biliyorduk. Daha diziler başını alıp gitmemişti, ama o zaten televizyonda yapılan çoğu şeyi küçümser, küçümsemediği birkaç proje de fos çıkma eğilimi gösterirdi. Boynunda atkısı, üzerinde montuyla havalı ama öyle çok da havalı değildi. Ciddiydi, fazla ciddi, efendi hatta. Aramızda ‘bu çocuk bir şey olmayacak galiba, yaşı geçiyor,’ diye konuşurduk. Kaybedenler Edebiyatına fazla inanmam. Kaybedenler Edebiyatı çoğu zaman enteresan pozisyonlara doğru ‘yırtmış’ların uydurduğu bir efsanedir. Gerçek kaybedenleri ortalarda göremezsiniz muhtemelen. Fakat Nejat otantik bir kayıp vaka olma yolundaydı. De... Devamı

04 04 2011

CHP Kastamonu Ve Kırklareli’nde ön seçim tamamlandı

CHP Kastamonu Ve Kırklareli’nde ön seçim tamamlandı DHA CUMHURİYET Halk Partisi tarafından Kastamonu’da yapılan ön seçim sonuçlandı. 6 adayın yarıştığı ön seçimde Kastamonu Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Bahri Gökçebay’ın birinci olurken, Harita Mühendisi Hasan Baltacı ikinci, Eczacı Ayşenur Özden üçüncü oldu. CHP Genel Merkezi tarafından alınan karar gereği ön seçim yapılan 29 ilden biri olan Kastamonu’da seçimler akşam saatlerinde tamamlandı. 6 adayın yarıştığı ön seçimlerde Kastamonu Üniversitesi’nin eski Rektörü Prof. Dr. Bahri Gökçebay en fazla oyu aldı. 3 bin 61 kayıtlı üyenin olduğu CHP Kastamonu İl Başkanlığı tarafından yürütülen ön seçimlerde yaklaşık bin 700 üye oy kullandı. Kastamonu’da İsfendiyarbey İköğretim Okulu’nda açılan 5 sandık ve 19 ilçede birer sandıkta oy kullanan CHP’liler, 12 Haziran’da yapılacak seçimlerde yarışacak üç adayı belirledi. Kullanılan oylar sonunda 848 oy alan Kastamonu Üniversitesi’nin eski Rektörü Prof. Dr. Bahri Gökçebay birinci sıradan milletvekili adayı olmaya hak kazandı. 12 Haziran’da yapılacak seçimlerde ikinci sırada milletvekili adayı olmaya hak kazanan Harita Mühendisi Hasan Baltacı ise 792 oy aldı. Kastamonu’dan CHP Milletvekili olmak için yarışacak son aday ise 742 oy alan Eczacı Ayşenur Özden oldu. Ön seçim sonuçlarını parti binasında düzenlediği basın toplantısında açıklayan İl Başkanı Salih Karasalihoğlu, "Uzun süredir gündemimizde olan ön seçimimiz demokratik bir ortamda neticelendirilmiştir. Adaylarımızla birlikte 12 Haziran seçimlerinden başarıyla ... Devamı

30 03 2011

İlahiyatçılara Ergenekon baskını

İlahiyatçılara Ergenekon baskını Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Şahin Filiz'in Antalya'daki evi ve üniversitedeki odası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile aranıyor. 7 ilde eş zamanlı sürdürülen operasyon kapsamında Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ın da evinde arama yapılıyor. Fırat Kozok/ Ajanslar Cumhuriyet/ Ankara Büro- Şahin Filiz'in evine sabah saat 07.30 sıralarında gelen polisler, mahkeme kararıyla evde arama yaptı. Genellikle Ergenekon davasıyla ilgili arama kararlarını veren mahkemenin kararı doğrultusunda yapılan arama sırasında avukatı Ali Altay'ı arayarak durumu bildiren Filiz, "Avukatım gelmeden arama yapmanızı istemiyorum" demesine karşın polisler çalışmalara başladı. Filiz'in avukatı Altay ise haber üzerine Ankara'dan Antalya'ya hareket etti. Prof. Dr. Filiz'in evinde yapılan aramanın ardından Akdeniz Üniversitesi'nde arama çalışmaları yapılıyor. Aynı zamanda Aydınlık gazetesinde köşe yazıları kaleme alan Prof. Dr. Şahin Filiz, son demecini Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Aile İmamlığı projesi ile ilgili Cumhuriyet gazetesine  vermişti. Filiz, imamların mahallelerinde tek tek aileleri ziyaret etmelerini öngören proje hakkında şu ifadeleri kullanmıştı: "Burada bir kere Diyanet’in yetki ve görev alanı ile ilgili yetki ve görev alanı aşımı söz konusu. Aile ve irşat bürolarıyla ilgili mevzuatta büroların kendisine başvuran yurttaşlarla ilgileneceği ve psikolojik sorunları olanları psikiyatrlara, hukukla ilgili problemi olanı avukata yönlendireceği belirtiliyor. Yani Diyanet İşleri Başkanlığı anayasada belirtilen görev ve yetkilerinin ötesine geçerek psikoloji, sosyoloji ve diğer bütün bilimlerin uzmanlık alanı içerisindeki bilimsel alanlara müdahale etmektedir. Ortaça... Devamı

29 03 2011

O Kitap...

  'İmamın Ordusu'nda neler var?  29 Mart 2011, 10:26 Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık'ın kopyasını kendisine gönderdiği kitabın içeriğini yazdı.   Ertuğrul Mavioğlu/Radikal ‘İmamın Ordusu’ adlı kitabın içinde ne var? Ahmet Şık’ın 3 Mart günü sabahı evine polis baskını yapıldığı andan beridir bu konuşuluyor. Ahmet Şık, kitap hazırlık çalışmaları sürerken evine baskın yapılmış, tutuklanmış, operasyonun ‘Kitapla ilgisi yok’ açıklaması da bizzat savcılık tarafından yapılmıştı. Sonrasında ‘İmamın Ordusu’nu basmayı planladığı iddiasıyla İthaki Yayınevi’ne, Ahmet’in avukatı Fikret İlkiz’e, eşi Yonca’ya ve Radikal gazetesine geldiler. Buldukları her yerde ‘İmamın Ordusu’ kitap taslağına el koyup sildiler. Kitap yok edilmeye çalışıldığına göre okurun bunun içindekileri öğrenme hakkı tartışılamaz. Silinemeyen Bilgisayarımdan silinen kitap taslağı ile ilgili zihnimdekileri tarttım. Okuduğunu bildiğim başka kaynaklarla konuştum. Bu bilgilerden yola çıkarak, İmamın Ordusu kitabına ilişkin herkesin hiç değilse bir fikir sahibi olabileceği bu yazıyı yazmaya karar verdim.Telif hakkıyla korunan basılmamış bu kitaptaki her şeyi ortalığa dökmek değil amacım. Kitap nasılsa bir gün basılacak ve herkes ayrıntıları okuyacak. Yazdıklarım, belki sanal ortamda “Ahmet Şık’ın kitabı bende de var” diyen yaklaşık 70 bin kişiye orjinal gelmeyebilir. Cümlelerim bilmeyenlere. İşte o kitap Kitabın giriş bölümünde tüm laiklik söylemlerine karşın devlet ile İslam arasındaki ‘ihtiyaç’ ilişkisi anlatılıyor. Ve şimdi laik kanadın ‘İslami tehlike’ dediği akımların, 12 Eylül döneminde cuntacılar tarafından palazlandırıldığı gerçeğ... Devamı

21 03 2011

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1872 ŞEMSETTİN SAMİ: Taaşşuk-i Talat ve Fitnat 1873 AHMET MİTHAT: Yeniçeriler 1874 AHMET MİTHAT: Dünyaya İkinci Geliş 1875 AHMET MİTHAT: Hasan Mellah 1875 AHMET MİTHAT: Hüseyin Fellah 1875 AHMET MİTHAT: Karı Koca Masalı 1875 AHMET MİTHAT: Yeryüzünde Bir Melek 1876 AHMET MİTHAT: Felaatun Beyle Rakım Efendi 1876 AHMET MİTHAT: Pariste Bir Türk 1877 AHMET MİTHAT: Çengi 1877 AHMET MİTHAT: Kafkas 1878 AHMET MİTHAT: Süleyman Musli 1878 NAMIK KEMAL: İntibah 1880 NAMIK KEMAL: Cezmi 1881 AHMET MİTHAT: Belliyat-ı Müdhike 1881 AHMET MİTHAT: Henüz On Yedi Yaşında 1881 AHMET MİTHAT: Karnaval 1882 AHMET MİTHAT: Acaib-i Alem 1882 AHMET MİTHAT: Dürdane Hanım 1882 AHMET MİTHAT: Vah 1884 AHMET MİTHAT: Cellat 1884 AHMET MİTHAT: Esrar-ı Cinayet 1884 AHMET MİTHAT: Volter Yirmi Yaşında 1885 AHMET MİTHAT: Hayret 1888 AHMET MİTHAT: Arnavutlar Solyotlar 1888 AHMET MİTHAT: Demir Bey 1888 AHMET MİTHAT: Fenni Bir Roman 1888 AHMET MİTHAT: Haydut Montari 1888 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası 1888 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Bir Muhtıranın Son Yaprakları 1889 AHMET MİTHAT: Gürcü Kızı 1889 AHMET MİTHAT: Nedamet mi Heyhat 1889 GÜRPINAR, Hüseyin Rahmi: Şık 1889 SAMİPAŞAZADE SEZAİ: Sergüzeşt 1890 AHMET MİTHAT: Gürcü Kızı 1890 AHMET MİTHAT: Müşahedat 1890 AHMET MİTHAT: Rikalde 1890 AHMET RASİM: Güzel Eleni 1890 MEHMET CELAL: Bir Kadının Hayatı 1890 MEHMET CELAL: Vicdan Azapları 1891 AHMET MİTHAT: Hayal ve Hakikat (Fatma Aliye ile birlikte) 1891 AHMET RASİM: İlk Sevgi 1891 FATMA ALİYE: Hayal ve Hakikat 1891 MEHMET MURAT: Turfanda mı Yoksa Turfa mı 1891 YALÇIN, Hüseyin Cahit: Nadide 189... Devamı

01 12 2010

Ayın Şiiri

Ayın Şiiri Kasım 2009 ayı ve bu ayı da kapsayan şiire yer veren edebiyat dergilerinden: Afrodisyas Sanat, Akatalpa, Akbük, Akköy, AZ Edebiyat, Berfin Bahar, Deliler Teknesi, Denizsuyukâsesi, Dilge, Dize, Edebiyat, Eliz, Kurşun Kalem, Lâcivert, Mor Taka, Patika, Sanat ve Hayat, Sincan İstasyonu, Şehir, Şiir Saati, Tavır, Tay, Varlık, Yasakmeyve, Yazılıkaya ve Yedi İklim dergilerindeki şiirleri okudum ve inceledim. Çiğdem Sezer'in Kurşun Kalem Dergisi'nde yayımlanan 'Kayıp Kuşların Saati' adlı şiirini Ayın Şiiri olarak değerlendirdim. Son yıllarda şiir yazan kadınların arasında çok seçkin isimler var. Çiğdem Sezer de bunlardan en önde gelenlerden. Çiğdem Sezer aynı zamanda bir bilim insanı. Sağlık konusunda ders kitabı bile yazmış. Denemeler ve giderek ödül kazanan bir roman bile kaleme almış. Evli çoluk çocuk sahibi. 1960 doğumlu. Pek genç sayılmasa da şiiri çok genç ve yakışıklı. Dört ödülü var. En son Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nü de kazanmış. 1993'den 2005'e kadar dört şiir kitabı yayınlanmış. Ben henüz kitaplarını ne yazık ki okuyamadım. Bu şiirinde olağanüstü güzel dizeler var. Örneğin 'sessizlik gibi dağılıyordu kelimeleri/ Onu dağılmış kelimelerden topladım' gibi. Gülten Akın'ın arkasından gelen başta Birhan Keskin olmak üzere çok seçkin kadın şairimiz var. Yoksa şaire mi demek lazım. Pek güzel değil vesaireyi anımsatıyor. Neyse, Çiğdem Sezer'i kutlayalım bütün şiirseverlerle birlikte. ARİF DAMAR Çiğdem SEZER 6.8.1960 tarihinde Trabzon'da doğan Çiğdem Sezer, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1978'de Trabzon Sağlık Koleji'ni bitirdi ve iki yıl Yozgat/Yerköy'de, üç yıl Trabzon'da olmak üzere beş yıl hemşire... Devamı

01 12 2010

HİDAYET KARAKUŞ’LA ‘ŞEYTANMİNARELERİ’NE DAİR

HİDAYET KARAKUŞ’LA ‘ŞEYTANMİNARELERİ’NE DAİR                                                                                                                  Bahri KARADUMAN                                                                                                      bahrikaraduman@hotmail.com   Sayın Hidayet Karakuş, Türk romanında ilkler vardır: ilk yazınsal roman, ilk tarihsel roman, ilk köy romanı gibi. Şeytanminareleri(*) de bu ilklerden biri. Romanınızda Türk anlatı geleneğinden özellikle meddah ve orta oyunu anlatımından yararlanıyor, Kemeraltı kahvehanelerini “palanga” olarak kullanıyorsunuz. Ayrıca “Karanlıkta kara karınca, öldüreni belirsiz öldürümler, kuşlar bile kalkarlar şafakta, koşarlar kuş akıllarıyla, büyük bir yenginin yürek yeğniliği” gibi Dede Korkut’ta görü... Devamı