20090327 SEÇİM/GEÇİM DERKEN… / ALİ ŞAHİN

27/3/2009 · Kategori: A_ Ali SAHIN _A_Alsah_ Yazilari

20090327 SEÇİM/GEÇİM DERKEN… / ALİ ŞAHİN

Dün şöyle bir kitapçıları kolaçan ettim. Epeyce bir dergi ile döndüm eve. İlk sayıları ile tanışma olanağı bulduğum Türkiye’nin ilk öykü gazetesi “Kül Öykü” nün sayfalarını karıştırırken içinde ne göreyim…”Yaprak… Fikir-Sanat Gazetesi” Birkaç kez çeşitli dergilerin tıpkı basım ek olarak verdiği gibi Nostaljik bir ek diye sevinmeme ramak kala , bir de baktım ki Özlem Sezer’in koca bir sayfa şiiri. Allah Allah… Sağını solunu kurcalarken en tepede: Mart 2009 Sayı: 2 “Kül Öykü Gazetesinin Ücretsiz Ekidir” yazısını gördüm. İlginçti ekin sayfaları da gazetenin tam ortasındaydı ve 21–28 sayfa numaralarını almıştı.

 

Evet, 1940’lı yılların sonundaki Yaprak (*)  günümüzde çıksa neler yazılırdı dercesine çok güzel bir çalışma yapmışlar. Kutluyorum onları. Büyük bir zevkle okudum. Gerçi paylaşılacak şey çok ama güncel olması nedeniyle aşağıdaki yazıyı paylaşmadan edemedim.. Bakalım siz neler düşüneceksiniz?

 

Yaprak Dergisi Haber Ajansı Olarak Ana Muhalefet Partisi CHP’ye Akıl Veriyoruz…

 

Evet, CHP’ye akıl veriyoruz, çünkü artık Deniz Baykal’dan umudumuzu kestik ve ona akıl vermekten vazgeçtik. Ona ”Allah akıl versin artık…”

 

Evet, CHP’yi uyarıyoruz, çünkü zavallı bir oy oranı ile Ana muhalefette kalmaktan ve oranın nimetlerini yemek yolundaki kişisel çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen bu adamların her türlü akıla gereksinim var…

 

‘Kur-an Türkçe okunursa, Kur-an kursuna da gerek olmaz. Siz hiç İncil Kursu verildiğini duydunuz mu?’”

 

Ne dersiniz? Tartışılması gereken bir konu değil mi? Ben yorumsuz aktardım sadece. Başka da bir şey demiyorum.

 

“Çarşafa açılınmaz, çarşafa dolanılır… Dikkatli olun”

 

(…)

 

“Bir kuyunun dibinde bile

Gökyüzüne merdiven dayayanlar

Onlar ki kırmızı ve beyazla doğanlar

Hiç kader deyip kabullenir mi

Hayatları bir ayıpmış gibi kara kefenle

Balçığa gömülmeyi?”

 

Özlem Sezer’in "Beyaz, Kırmızı ve Kara: Çarşaf“ şiiri hatta şiirden öte destanı da aynı güncel konuyu işliyor. Ekteki diğer imzalara gelince: Bülent Turhan Gündüz(Nazım Hikmet’le Söyleşi) ve (Dalkavukluğa Övgü), Sadık Yalsızuçanlar (Gazze ya da Acı Kutsal Vahşidir), Kıymet Nadir Bindebir (Geçer mi Bu Şarap Boğaz’ımızdan)

 

Nostaljiden Günümüze taşınan bu güzel Yaprak’ın yanında. yine güzel bir “Kül Öykü” bedava diye bir espri ile noktalayayım yazıyı ben de.

 

İyi Seçimler..

 

***

 

Bu arada bu ay dergilere boğuldum. Ekin Sanat Külliyatı yanında; Afrodisyas-Sanat, Alaz, Ankara Edebiyat, Düğüm, Kitap-lık (Şiir Yıllığı 2008 veriyor yanında), Kül Öykü, Lacivert (Enver Gökçe Dosyası), Notos,  Sunak, Türk Dili (Ocak-Şubat/ Dağlarca Özel Sayısı)…

 

2008 Şiirimizin 2 büyük ustasını da alıp götürdü giderken. Fazıl Hüsnü Dağlarca(1914), İlhan Berk (1918), bir de Ali Püsküllüoğlu (1935)’nu. Yıllıklarda yaşa hürmet en ilk sırada yer alırlardı, bu arada şiirlerine, sanatlarına saygısızlık anlaşılmasın, bu çalışmalarda şair ve yazarlar genellikle alfabetik değil de Doğum yıllarına göre alınırlar. Anısına diyerek yine ilk iki sırayı vermiş yıllık geçmiş yıllarda dergilerde çıkan birer şiirleriyle. Yıllığa bu açıdan göz attım. Onlardan sonra Sırası ile: Arf Damar (1925), Gülten Akın (1933), Cevat Çapan (1933), M. Sadık Kırımlı (1934), Kemal Özer (1935), Özdemir İnce (1936)

 

“Adımizi, Afrodisyas Sanat, Akatalpa, Akdeniz Edebiyat, Akşam Kitap, Alaz, Andız, Arkadaş, Asırlık Çağdaş Türkiye'deki Hisar, Aşkar, Ay Vakti, Az Edebiyat, Berfin Bahar, Bireylikler, Birgün Kitap, Bir Nokta, Buruciye Edebiyat, Cumhuriyet Kitap, Ç.N., Çağla, Dar Sokak, Deliler Teknesi, Denizsuyukasesi, Dergah, Deyiş, Dize, Dünya Kitap, Düş Kent, Edebiyat Ortamı, Edebiyat ve Eleştiri, Etken, Evrensel Kitap, Evrensel Kültür, Evvel, Fayrap, Forum Edebiyat, Gak, Gösteri, Gri, Hariçten Gazel, Hayal, Hece, Her Şeye Karşın, Heves, İkindiyağmuru, İle, İnsancıl, İtaki, K, Kanat, Karagöz, Karakalem, Karalama, Karayazı, Kertenkele, Kırknur, Kıyı, Kitap-lık, Kitap Zamanı, Koridor, Kritik, Kuşak Edebiyat, Lacivert, Mahfil, Mahsus Mahal, Merdiven Şiir, Mesele, Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Mor Taka, Mühür, No, Onaltıkırkbeş, Özgür Edebiyat, Palimpsest, Patika, Radikal Kitap, Rüzgar, Sabah Kitap, Serenat, Sınırda, Sincan İstasyonu, Sonra Edebiyat, Sözcükler, Star Kitap, Sühan, Süveyda, Şehir, Şiiri Özlüyorum, Şiiristan, Şiirsaati, Taflan, Tay, Temrin, Türk Dili Dergisi, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Uhde, Üç Nokta, Varlık, Vatan Kitap, Virgül, Yaba, Yağmur, Yaratım, Yasakmeyve, Yazgı, Yazılıkaya, Yedi İklim, Yenişafak Kitap, Yeniyazı, Yokluk.” ‘Dergi ve Ekler’  taramış Baki Asiltürk “YKY Şiir Yıllığı 2008” i hazırlarken.

 

***

 

Alaz’a Gelen Dergiler: Akatalpa, Akköy, Ankara Edebiyat, Arkadaş, Bireylikler, Bizim Ece, Cep Sanat, Dar Sokak, Denizsuyukasesi, Dize, Kar, Mavi, On Altı Kırkbeş, Öğretmen Dünyası, Şehir, Şiirce, Yazılıkaya

___________________________________________________________

 e-posta: bariscanogul@gmail.com

___________________________________________________________________

(*) Yaprak (dergi). 15 günlük sanat-edebiyat dergisi olan Yaprak, Orhan Veli Kanık yönetiminde Ocak 1949'da yayımlandı. 28 sayı çıktı, Orhan Veli'nin ölümünden sonra 1951 Şubat sayısı Son Yaprak adıyla çıktı. İlk sayıda sunulan şiir şöyledir:

Gül verir yonca alırız

Bülbül verir serçe alırız

Edebiyat verir yalınsöz alırız

Şarkı verir türkü alırız

Tek ses verir çok ses alırız

Halı verir kilim alırız

Kara tahta verir hayat alırız

Diploma verir değer alırız

Lisan verir dil alırız

Tesbih verir pergel alırız

Hacıyağı verir zeytinyağı alırız

Meta verir fizik alırız

Turan verir memleket alırız

Hemşeri verir yurttaş alırız

Salon verir sokak alırız

Hazırlop verir alınteri alırız

Canan verir dost alırız

Gözyaşı verir ümit alırız.

"Garip" akımı dergide göründü, Nazım'ı Kurtarma kampanyasına katıldı. Kadroda Orhan Veli, Oktay Rifat, Melih Cevdet, Sabahattin Eyüboğlu, Orhan Kemal, Necati Cumalı, Cahit Sıtkı, Cahit Külebi, Abidin Dino, Sabahattin Kudret vardı.

Derginin tıpkıbasımı Milliyet Sanat Dergisi'nce 1981'de ek olarak verildi.

Şair sıfatıyla tanıdığımız Orhan Veli, "Yaprak"ta makalelerine de yer verdi. Bu makalelerde ülke sorunlarını ele aldı, sorunların üzerine yürüdü.

Günümüzde, Orhan Veli'nin bu mücadelesi, www.yaprakdergi.com adresinde yayınlanan "Yaprak" ile Orhan Veli'nin bıraktığı yerden, ona ve yaptıklarına duyulan saygı ile, aynı heyecan aynı duyarlıkla Bülent Turhan Gündüz tarafından sürdürülmektedir

E-Mail: bariscanogul@gmail.com

Gazetelerde Manşet ve

25/3/2009 · Kategori: A_ Ali SAHIN _A_Alsah_ Yazilari

Gazetelerde Bugün

 

Günlük basının gündemi hep ilginç gelmiştir bana. Kendi dar olanaklarımla bunca gazeteyi yan yana dizip incelememe imkân yok elbette. Ben genelde en çok 3–5 gazeteyi bir arada görebiliyorum, onları da ye bir dernek lokalinde, öğretmen evinde ya da bir çayevi vb yerlerde. Şunu da itiraf edeyim ki en çok gazeteyi bir arada gördüğüm yer Tokat’ın Turhal Öğretmen evi olmuştu.2003 yılı boyunca Pazar’dan dönüşte her akşam elden geçirirdim onları tek tek.

 

Bununla sınırlı değil elbette gazete başlıkları izleme. Her gün çeşitli kanalların günlük basını kolaçan etmelerini de kaçırmam genelde. Fakat onların bakış açıları biraz daha farklı oluyor.. Manşetten sapıyorlar çoğu zaman. Kimi siyasal nedenlerle kimi de aynı konuyu tekrarlamaktan kaçındığından gündemi yakalamak yerine küçük haberlere kayabiliyorlar.

 

Nette Cumhuriyet yapıyor bu işi bir süredir. Oradaki portal bu açıdan da ilginç geliyor bana. Abonelere mahsus sayfalarına dalmadan bu bölümü kolaçan ederim önce. Nette bunu başka şekillerde de gözlemek mümkün elbette. Gazetelerin birinci sayfaları ile sınırlı kalmakla yetinirseniz, ilk sayfaları yan yana açıp “Memleketimden İnsan Manzaraları” izleyebilirsiniz.

 

Bugün Cumhuriyetin gözü ile bakalım güzide basınımızı manşetlerine hep birlikte diyorum:

 

Cumhuriyet, bugünkü manşet haberinde Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Mustafa Balbay'ın yazılarının engellenmesinin, hukukçular ve İnsan Hakları Komisyonu üyeleri tarafından tepkiyle karşılandığını yazdı. Akşam'ın ise manşetinde Cumhurbaşkanı Gül'ün 'Kürdistan' sözü var.

 

İşte Türkiye'nin önde gelen gazetelerinin manşet haberleri...

 

‘Guantanamo uygulanıyor’/ Mustafa Balbay’ın “tecritte” tutulması ve yazılarının engellenmesi “insan hakları ihlali ve sansür” olarak değerlendirildi. Cezaevi yöneticilerinin emir aldığını ve keyfi davrandığını belirten Prof. Azrak, “Amaç tamamıyla susturmak” dedi. YARSAV Başkanı Eminağaoğlu da Guantanamo’da rastlanabilecek olayların Türkiye’de gündeme gelmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. CUMHURİYET

 

Roman havası/ Sulukule'den sürülen Romanlar taksitleri ödeyemedikleri için Taşoluk'taki TOKİ evlerinden çıkmak zorunda kaldılar. 300 aileden sadece 27'si oturuyor. HÜRRİYET

Cizre'de dehşet ifadeleri/ Cizre'de 13 kemik parçasının bulunmasıyla sonuçlanan kazıların yapılmasına ve Kayseri İl Jandarma Komutanı'nın gözaltına alınmasına neden olan süreci başlatan ifadelere Milliyet ulaştı. İfadelerde, 5 cinayetin dehşet dolu ayrıntıları var. MİLLİYET

Ankara'da sürpriz/ Son araştırmaya göre MHP'li Yavaş, CHP'li rakibi Karayalçın'ı geride bırakıp AKP'li Gökçek'i zorlamaya başladı. İstanbul'da Topbaş önde gidiyor. RADİKAL

Kürdistan'a tornistan/ Seçimi unutturan 'Kürdistan' sözüyle işler karıştı. Cumhurbaşkanı, Bağdat'tan döner dönmez 'Ben o ifadeyi kullanmadım' dedi ama gazeteciler aksini söylüyor. AKŞAM

Şahin teyzeler/ Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin seçim bölgesi Antalya'da 4 gün arayla 2 teyzenin hışmına uğradı. İlk teyze bakana " Deniz Feneri ne oldu? Size oy moy yok!" demişti. Dün de bir başka teyze elinde mikrofon oy isteyen Bakan Şahin'e camdan şöyle seslendi. POSTA

Profesörün isyanı/ Serdar Kepenek'i İSFALT'a istifa ettiği iddia edilen asfalt uzmanı Prof. Ronald Blab, "Çok kızgınım. 3 gündür Eurasfalt'tan arayıp beni sakinleştirmeye çalışıyorlar. Ben bir yolsuzluğun parçası olmadım" dedi. VATAN

Kızlarla geyik 'Ren geyiği' oldu/ AB Komiseri Rehn, iki kadın sunucuyla "10 Rum esir öldürdüm" diyen Atilla Olgaç'ın Türkiye'ye Lahey yolunu açtığını ima etti. HABERTÜRK

Anayasa Kürtlere çok dar geliyor/ Gül'ün ağzından Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni tanıyan Türkiye'nin gündemine yeniden "PKK'ye af" tartışması girdi. Affın çözüm olmadığı, Anayasa'nın değişmesi tartışılıyor. BİRGÜN

Krizden önce biz çıkacağız/ Başak Şimşek, küresel krizin üçte ikisinin geride kaldığını ve alınan önlemlerle krizden önce Türkiye'nin çıkacağını söyledi. SABAH

 

Türkiye uçurumda/ SP Lideri Kurtulmuş, Türkiye'nin uçuruma sürüklendiğini belirterek "Bu seçimlerde işaret fişeğini yakıyoruz. Ülkeyi kurtaracağız" dedi. TERCÜMAN

Böyle olacağı belliydi/ Cumhurbaşkanı Gül'ün Bağdat yolunda yaptığı 'Kürdistan' açıklaması Türkiye gündeminde bomba gibi patladı! YENİ ŞAFAK

Termos bombacısı Nevruz'a katılınca yakayı ele verdi/ Diyarbakır'ı kana bulayan bombalı saldırının failinin PKK'nın gençlik yapılanmasında yer alan Burhan G. olduğu ortaya çıktı. ZAMAN

 

Cumhuriyetin el attığı günlük gazete sayısı bu kadarmış Ama Türkiye’de kaç tane günlük gazete çıkıyor acaba? Yöresel olanları dışta bırakırsak.. Bunların hesabı sürekli değişir mutlaka. İzmir 5. Uluslarası Şiir Buluşmasında Kırmızı Yayınları Editörü Fahri Özdemir, Türkiye’de 2132 Şiir ve Edebiyat dergisi çıkıyor dediğinde büyük bir hayret uyandırmıştı herkeste ve uzun süre tartışılmıştı. Ben de gazeteleri merak ettim işte.. 25 Mart 2009

EGE TELGRAF GAZETESİ

KÜNYE

İzmirin Sesi Kuruluş Tarihi : 10.08.1960

Ebedi Başkan : Sezer Doğan

Ege Telgraf Gazetecilik Matbaacılık ve Ticaret Limited Şirketi Adına :
Nurten Doğan

Genel Yayın ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü :
Aylin Suphandağlı

Yazı İşleri Müdürleri:
Atilla Köprülüoğlu - Deniz Keser

İdari Müdür : Cengiz Kipkurt

Yayın Danışmanı : Vahap Dabakan

Haber Müdürleri :
Müslüm Karaaslan
Tülin Özgen

Teknik Müdür : Nehir Sağır
Spor Müdürü : Caner Tok
Görsel Yönetmen : Handan Yağmur
Magazin Müdürü : Aycan Suphandağlı

Yönetim Yeri :
İş Yeri Adresi : 1371 Sokak No:2
Kasman İş Hanı Zemin Üstü 4.5.6.7. Çankaya - İZMİR
Tel : 0232 446 88 47 - 0232 483 99 66
Faks : 0232 446 88 53

Basım Tesisleri :
Star Matbaacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. Gaziemir - İZMİR
Tel : 0232 251 76 32
E-mail : egetelgraf@mynet.com
Yayın Türü : Yerel Süreli Yayın

Bu Gazete Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir.

e-posta: bariscanogul@gmail.com

ŞİİRLE DOLU, ŞİİR GİBİ 3 GÜNÜN ARDINDAN / ALİ ŞAHİN

24/3/2009 · Kategori: A_ Ali SAHIN _A_Alsah_ Yazilari

ŞİİRLE DOLU, ŞİİR GİBİ 3 GÜNÜN ARDINDAN / ALİ ŞAHİN

 

 

“Esirgemeyen ve Bağışlamayan Şiir’in adıyla…”diye başlanan buluşmada “Başlangıçta daima şairler vardı, başlangıçta daime şairler olacak…”  diyen Attila İlhan’ın dediği gibi yine şairler vardı alanda. Düzyazı ustası Aziz Nesin’in deyişiyle, “her 3 kişiden 4 ünün şair olduğu” ülkemizde “şiirin başkenti” Güzel İzmir’de yine bir şiir etkinliğiyle başbaşayız.

 

Evet, İzmirli bir etkinlik ama şairlerin doğum ve yaşadıkları yerlere şöyle bir göz atıldığında Arnavutluktan ülkenin en doğusuna geniş bir coğrafyaya yayıldığını hemen görmek olası etkinliğin kapsama alanının… Emeklilik işe yaradı doğrusu. 10 yıllardır taşrada çeşitli kültür sanat etkinliklerden uzak yaşamanın acısını çıkarmaya çalışırcasına etkinlik izliyorum. Bu alanda Konak Belediyesi imdadıma yetişiyor sağ olsun. Gün geçmiyor ki dolu dolu bir etkinlik olmasın.

 

Bu yıl ağırlığını Balkan ülkelerinden gelen  şairlerin  oluşturduğu etkinlik Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Beyhan Özdemir'in “Balkanlar” konulu fotoğraf sergisiyle başladı.

 

Konak Belediyesi, PEN Yazarlar Derneği ile Uluslararası 5. İzmir Şiir Buluşması’nı Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi  Avni Anıl sahnesinde gerçekleştirdi 20–22 Mart 2009’da. 3gün 3 gece şiirle yatıp şiirle kalktık. Balkan ülkelerinin katılımı 40’dan fazla şairin buluştuğu etkinliğin açılış konuşmasını yapan Uluslararası PEN Türkiye Merkezi Başkanı Tarık Günersel, ”Konak Belediyesi’nin beş yıldır düzenlediği şiir buluşmaları sayesinde iyi anılar edindik Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ kültür ve edebiyat alanındaki katkıları nedeniyle dünyaya örnek bir belediye başkanı oldu, Ondan olumlu enerjiler alıyoruz. Bu enerji büyüyerek devam edecektir” dedi. Ardından Uluslararası PEN Hırvatistan Merkezi Başkanı Zvonko Makovic kısa bir konuşma yaptı.

 

Etkinliğe Kültür eski bakanlarından Suat Çağlayan, Konak Kaymakamı Ali Muhsin Nakiboğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Karşıyaka eski Belediye Başkanı Kemal Baysak, CHP Konak Belediye Başkan adayı Dr.Hakan Tartan, Uluslararası PEN Hırvatistan Merkezi Başkanı  Zvonko Makovic, Gazeteci yazar Doğan Hızlan, şiir ve edebiyat dünyasının isimleri ile şiir severler katıldı.

 

Konuşmasında İzmir’i şiirin başkenti yaptıklarını hatırlatan Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Öykü Günleri, Türkçe Günleri ve tiyatro etkinliklerinin ardın beşe yıldır Şiir Buluşmalarını  uluslararası boyutta gerçekleştirdiklerini anlattı. Başkan Tunçağ,” Uluslararası etkinlik olarak şiir buluşmaları tüm bunları kucakladı. Katılan şairleri gördük ki, resim, müze, sinema ve diğer sanat dalları ile çok ilgililer. Geçen yıl Latin Amerika ülkelerinden gelen şairler ile birlikte olduk. Bu yıl da Balkan ülkelerinden gelen şairleri konuk ediyoruz. Gelecek yıl ise Afrika, Filistin veya Orta Doğu ülkelerinden şairlerin ağırlanması düşünülüyor. Sıcak ilişkilerimiz şimdiden doğdu. Barış için şiiri araç olarak kullanıp daha ileri bir noktaya geldik, her yere yaymaya çalıştık. Artık okullarda öğrenciler  bizim yaptıklarımızı örnek alarak şiir ve edebiyat günleri düzenliyor” dedi.

 

Beşinci Uluslararası İzmir Şiir Buluşması’na şair ve edebiyatçı kimliği ile de bilinen CHP Konak Belediye Başkan adayı Dr.Hakan Tartan da konuk olarak katıldı Dr. Tartan yaptığı konuşmada “Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ’ın Konak’ı sanatın edebiyatın merkezi yapma yolundaki çabalarını biliyorum. İzmir’de göreve geldiği günden itibaren  yakışan katkılar koydu. Gelecek yıllarda Şiir Buluşmaları’nı başkanımızın çizdiği yolda devam ettireceğiz. Tunçağ’ı taçlandıracak bir düşüncemiz de var; bütün Türkiye’den sevgi yansımaları bulan Şiir Müzesi projesini gerçekleştirmektir” dedi.

 

2009 PEN Şiir Büyük Ödülü’nü kazanan Kemal Özer’in Dünya Şiir Günü bildirisi Hidayet Karakuş tarafından okundu: “Bir yüzleşme günündeyiz yine./ Yine şiire bakıyoruz. Yine şiir ne işe yarar diyenlerle göz göze gelerek./ Sesimizde yankılanan yine öncelikli bir soru: Hangi niteliklerle yüz yüze getirir bizi şiir? Sayabiliriz o niteliklerin birkaçını hemen: Yaratıcı eyleme merak, dönüşü olmayana cesaret, sıradana açılan savaş, emeğe gösterilen saygı, duyarlığa tanınan özgürlük, tasarlananı genişleten ufuk... / Şöyle diyebiliriz örneğin:“Çin Seddi bittiği akşam duvarcılar nereye gittiler?” diye soran meraktır şiir./ Kralı çıplak gördüğünde korkağın söyleyemediği cesur sözdür./ Sıradanın yavanlığına başkaldıran çeşitlilik, emeği hor görene indirilen tokattır./ Duyarlığı sınırlı tutanın karşısına yeni bir dil ile, tasarlananı güdük bırakanın karşısına yeni bir dünya ile çıkandır./ (…) / Eylemini kendisi kalarak gerçekleştirmeyi, öfkesini sözcüklere bürüyerek biriktirmeyi, sözünü çoğu kez yalın söylemeyi yeğlese de, onlarla kıyıcının, zorbanın, işgalcinin ve suskunluğun üstüne yürürken yalınayak değildir./ Çıkarıp kafalarına fırlatacağı bir ayakkabısı her zaman vardır.” (Kemal Özer)

 

Ardından, Sezai Sarıoğlu’nun şiir dinletisi, Zvonko Makovic, A.Nevzar Karahan, Gülsüm Cengiz ve İvan Gadjanski’nin şiir okumalarının yanı sıra; Suat Çelebi, Fahri Özdemir, Raşit Çavaş, Biba İsmail ve Namık Kuyumcu şiir yayımlama ve şiir yayıncılığının sorunlarını tartışarak çözümlerini konuştular.

 

Bu yıl şiir buluşmasının onur konuğu şair Ahmet Oktay seçildi, Oktay’ın yaptığı kısa konuşmanın ardından, ‘Ahmet Oktay Şiirleri’ başlıklı söyleşiye Doğan Hızlan ve Ahmet Bozkurt konuşmacı olarak katıldı.

 

Şiir buluşmalarının birinci günü öğleden sonraki bölümünde Ayten Mutlu, Çoşkun Şimşekli, Anton Baev, Mazhar Alphan ve Sezai Sarıoğlu şiirlerini okudu.

 

Akşam bölümünde ise dillerin kültürlerin şiir kardeşliği konulu söyleşiye Argon Tufa, Hacı Sabanı (Rahatsızlığı nedeniyle katılamamıştı), Lal Laleş, Selim Temo ve Goran Djrodevic katıldı Buluşmanın birinci günü, Ünal Ersözlü, Biba İsmail, Halim Yazıcı, Ahmet Günbaş ve Uluer Aydoğdu’nun şiir okumalarıyla tamamlandı.

 

***

 

2. Gün Üçyol’da bulunan 322. sokağa İzmirli şair “Mevlut Kaplan” adının verilmesinden sonra İZDOB’un katkısıyla gerçekleeşen Mini Konser/Şan Resitali (Soprano: Filiz Güneş, Bariton: Ercan Uğur, Bas: Umut Tarık Akça, Piyano: Tuğçe Özay Tekin) ile başladı. Lal Laleş, Namık Kuyumcu, Hasan Öztoprak, Hacı Sabani (Karadag ) , Derya Önder’in Şiir Okumalarının ardından Hayri K. Yetik, Doç. Dr. Hüseyin Yaltırık, Tevfik Taş, Anton Baev (Bulgaristan)!in konuşmacı olarak katıldığı ”Anadolu‘dan Balkanlara Bedrettini Bellek ve Şiirleri” Söyleşisi büyük ilgi gördü.

 

Kısa bir aradan sonra gerçekleşen günün iknci oturumunun ilk bölümünde Selim Temo, Nahit Kayabaşı, Gülsüm Cengiz, Biba İsmail, Agron Tufa, Goran Djordevic  ( Sırbistan) Şiir Okumalarından sonra İsmail Mert Başat, Hasan Öztoprak, Yücel Kayıran, İvan Gadjanski’nin katıldığı “Küresel Kriz ve Muhalif Şiir” konulu söyleşi yapıldı. İzleyicilerden muhalif şiir kavramı tepki gördü, şiirin muhalifi olmaz “başkaldıran şiir” denmesi gerekirdi denildi.


Akşam bölümünde ise Ataol Behramoğlu’nun “Çankaya Belediyesi ve  Ankara Aydınlığı Girişimi 2009 Oğuz Tansel Şiir Ödülü” törenine gitmesi; Hacı Sabani’nin rahatsızlığı nedenleriyle katılamadığı oturum, Zvonko Makovic, Anton Baev, Agron Tufa, Goran Djordevic, İvan Gadjansk, Biba İsmail “Atilla Jozef’ten Nazım Hikmet’e Balkanlarda Şiir” Söyleşi ve Şiir Okumaları ile tamamlandı. Hem anadilinde hem Türkçe ile şiirler yazan Biba İsmail, tüm oturumlarda şiirlerini Türkçe olarak okuması ile dikkati çekti.

 

***


İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin katkılarıyla gerçekleştirilen mini konserle Bir “Mini Konser” inin ardından başlayan 3. Gün etkinlikleri; Nahit Kayabaşı, Anton Baev, Ataol Behramoğlu, İvan Gadjanski, Tevfik Taş, Goran Djordevic (Ataol Behramoğlunun daveti ile oturuma katıldı)’in Şiir Okumaları ile sürdü. Şadan Gökovalı, Erdal Alova, Halim Yazıcı, Zvonko Makovic katıldığı “Ege‘nin Antik Şiiri” konulu Söyleşi ile kısa bir aranın ardından Hüseyin Peker, Agron Tufa, Hacı Sabani (Katılamadı), Mansur Balcı, Goran Djordevic  ( Sırbistan), Lidia Cherieliuc Paçalı’nın Şiir Okumaları ile devam etti. (1992de bir Türk ile evlenen Lidia, hiçbir Türkçe kelime bilmeden, hiçbir eğitim almadan tamamen kendi çabalarıyla öğrenmiş. Türkçe olarak şiirler yazarak iki Türkçe, bir Romence kitap yayınlamış. Halen İzmir’de yaşamını sürdüren şairin Türkçe olarak okuduğu şiirler, izleyenlere Romence’sini merak ettirdi ve Lidya, istek üzerine kendi anadilinde bir şiirini daha seslendirdi.)

 

Yrd. Dr. Şerife Yalçınkaya, Asuman Susam, Gülsüm Cengiz, Derya Önder, Ayten Mutlu ”Şiir ve Dilin Cinsiyeti” Söyleşisi oldukça büyük ilgi konusu oldu. Yalçınkaya, “Osmanlı Klâsik Edebiyatında Dilin Cinsiyeti” konulu konuşmasında, kadınların ayrı bir tarihi olmadığını; resmî tarihte kadının ve kadın bakışının eksikliğinin görüldüğünü vurguladı. Kadının tarihte skandallar, entrikalar dışında pek yer almadığını,kuş tüyü yastıklar üzerinde, ipek tüller içinde, yarı çıplak, kendisini her türlü cinsel arzuya hedef etmiş bir et parçası olarak; böylesi bir haremin hem erotik hem egzotik olduğunu, hayali bir doğu, hayali bir harem yaratıldığını slayt gösterileri eşliğinde belirtti. Ayrımcılığın dilde değil zihinde olduğunu, Türkçenin cinsiyetli bir dil olmadığını, metnin tarzı ile cinsiyetin belirlendiğini belirtti. Dilin hangi gönderme ile okunduğunun önemine değinen Yalçınkaya, farklılaşmamış cinsiyet kimliği taşıyan metinlerin anlam ifade etmediğini söyledi. Kadının harem hikâyelerinde yer aldığı Osmanlı edebiyat tarihinin yeniden okunması gerekliliğine değindi. Konuşmasında Osmanlı kadın şairlerden bahsederken, 16. yüzyılda, sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleriyle tanınan Mihri Hatun’a,  şiirlerinde kadın dilinin hissedilmesi nedeniyle ağırlıklı olarak yer verdi. Konuşmasında, Osmanlı edebiyat tarihinde, toplumsal ve kültürel hayatın içinde üreten, erkeklerle başa baş giden hatta önde olan kadın şairler konu edilerek ve erkekler gibi yazdıkları ileri sürülen kadınların şiir dillerindeki cinsiyeti incelemeye çalıştı.

 

Bir diğer konuşmacı Gülsüm Cengiz, şiir ve dilin cinsiyetinin, şiirdeki kadının dile getirilmesinin dünya görüşlerine ve şiir anlayışlarına göre değiştiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Divan ve halk şiirinde kadının özne değil nesne olarak dikkati çektiğini belirtse de mücadele eden kadını anlatan dizelerin de var olduğunu söyledi. Tanzimat’la birlikte başlayan yeniliklerde kadın yine de korunup kollanan bir kişi olarak kalmıştır dedi. Yaşanılan dönemin ve çevrenin de ozanların dünya görüşünü, kadına bakış açısını yansıttığını, örneğin 80 sonrasında doğudaki kadınların şiirimizde daha çok yer aldığını, 12 Eylül sonrasında şiirlerde kadın tiplemeleri ağırlıkta olduğunu söyledi. Ve şairlerin şiirlerindeki kadınları örnekleyerek kimisinin kadını duygularını dile getirdiği bir şiir nesnesi, bir eğlence unsuru olarak görürken; kiminin de dizeleriyle kadının acılı tarihine ve özgürleşme savaşımına tanıklık ettiğini vurguladı. Nâzım, özellikle “…soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen…” dizesiyle kadının toplumdaki yerini saptamıştır dedi. Cengiz, kadını özne olarak gören bir başka şairin, Tevfik Fikret’in ‘Bir Kız Mektebi İçin’ adlı şiirini örnek verdi. Ve Gülsüm Cengiz’in ‘kadın’ı farklı şekilde şiirlerine yansıtan şairlerden verdiği örnekler ve şiirleri: Şükûfe Nihal Başar’ın duyarsız kadını eleştirdiği ‘Duymayan Kadına’ ,  Fahri Erdinç’in üretken, emekçi kadını işlediği ‘Halıcı Kızlar’ , Hasan Hüseyin’in mahkûm eşini anlattığı “Gözlerinin Halleri” , Kemal Özer’in ‘Oğulları Öldürülen Analar’ , Hilmi Yavuz’un ‘Doğunun Kadınları” , Yaşar Miraç, Kemal Özer, Ataol Behramoğlu’nun şiirlerinden örnekler vererek sunumunda şirin dili ve cinsiyeti konusunu ülkemiz şairlerinin şiirlerindeki kadınları incelemeye çalıştı.

 

Derya Önder, ‘Şiir ve Dilin Cinsiyeti’ üzerine olan konuşmasını bir eleştiri ile başlattı. Bu söyleşi düzenlenirken ‘hangi kadın şairleri ve yazarları çağıralım?’ sorusu yerine ‘hangi şairleri ve yazarları çağıralım?” sorusu sorulmalıydı dedi. Dilin cinsiyeti var mıdır? Şiirin cinsyeti? Cinsiyet inşa edilen bir şey midir? Dil cinsiyet inşasında kullanılıyor olabilir mi yoksa şairin cinsiyetinden mi söz etmeliyiz sadece? Şairinin kadın yada erkek olup olmadığını bilmediğimiz bir şiire bakarak şairin cinsiyetini kestirebilir miyiz? Dil bu yolda bir takım işaret levhaları bırakır mı önümüze? Peki ya şiir? Ele verir mi şairini? Sorularını peş peşe sıraladı. Dilin, şiirin, şairin cinsiyeti üzerine sorduğu sorularla sürdürdüğü konuşmasında iki şaire değindi; Gülten Akın ve Sennur Sezer. Sıkıntılı dönemler geçiren Gülten Akın ve Sennur Sezer gibi şairler sayesinde bugün rahat şiir yazılabildiğini belirtti. Konuşmasını Ingeborg Bachmann’ın bir sözü ile bitirdi: “Dil yalnızca yeniymiş gibi görülsün diyeonunla oynandığında, öcünü zaman yitirmeksizin alır ve bu davranışın gerçek yüzünü ortaya vurur”

 

    Son konuşmacı Asuman Susam, ‘Dil, Varlık Evimiz’ başlığını koyduğu konuşmasında dilin sınırlarla, cinsiyetle, cinsiyetsizlikle, iktidarla olan ilişkilerine değindi. Erk olma söyleminin erkeği araçsallaştırdığını belirten Önder, bu durumun özneleri mahkûm ettiğini söyledi. Toplumsal cinsiyet açısından bakıldığında kültürel boyutun ortaya çıktığını dile getirdi. Sanat sayesinde yeniden inşa ile öznenin kurtulabileceğini ama sanatın da aydınlık ve barış ile var olabileceğini belirterek tamamladı konuşmasını. [Bu oturumun özetlenmesinde 5. Şiir Buluşması Kitabı (s.102–108; İzmir, 2009)Ve Neslihan Perşembe’nin “DENEMELER: Dün, Bugün, Yarın-ŞİİR VE DİLİN  CİNSİYETİ” yazısından yararlanılmıştır. ]

 

Oturumda neden sadece 5 kadın şair, ya da şair kadının yer aldığı (biri araştırmacı-yazar) tartışıldı. Her zaman olduğu gibi yine neden erkek şair için “erkek şair” denmiyor da tıkanıldı. O an zihnimden geçen bizdeki “Şaire” kavramı gibi Şairin dişiline bir ad verilip verilmediğini sormak istedim ama hafif kalacağı düşüncesiyle vazgeçtim. Dikkatimi çeken yukarıda zikrettiğim tamlamalar üzerine yoğunlaşan konuşmacılar ve söz alan izleyiciler “Şaire” sözüne teğet bile geçmediler… ” Evet… Arzu edilen, özlenen yarın sanatla var edilebilir ama bu sanatı var edecek kişilerin doğumlarından itibaren kendilerini rahatça ifade ettikleri, duyu organlarını özgürce kullanabildikleri, yaratıcılıklarının keşfedildiği koşulların da var olması önemli değil mi?  Kadın veya erkek… Ne önemi var? Biri tutsak olduğunda diğeri özgür kalabiliyor mu? Tutsaklığa yol açan her kişi mahkûm değil midir aynı zamanda?” (Neslihan Perşembe; http://yazarbozar.blogcu.com/ )

 


Günün son oturumu Erdal Alova, Can Ceylan, Tahsin Şmşek, H.İbrahim Özbay, Ataol Behramoğlu’nun katıldığı Şiir Okuma etkinliğiydi. Behramoğlu bir önceki gün katılamadığı konuyu da telafi etti dolaylı yoldan. Şiir ve okumaları ile izleyicinin dikkat ve ilgisini sıcak tutmayı başardı konuşmacılar.. Günün yorgunluğunu attırdılar desek yeriydi. Ama her güzel şey gibi bu da bitmişti ve şiir kitaplarımızla baş başa kalmıştık yine. Bu arada sunucu "Dile duyarlı, insana duyarlı, yaşamanın anlamını dilin gücünde bulan Arı Türkçeye bel bağlamış kişilerin yolunu her zaman ışıklayan bir Eğitimci, Yazar,  Gazeteci" Dil derneğinin İzmir Temsilcisi Yunus Bekir Yurdakul’un da Türkçe ve İngilizcesi ile yaptığı işin hakkını vermesi nedeniyle kutlanması gerektiğini söylemeden geçemeyeceğim.

e-posta: bariscanogul@gmail.com

A. Alsah Blogları

11/2/2009 · Kategori: A_ Ali SAHIN _A_Alsah_ Yazilari

                                                      •  Anasayfa                                                       
Rıfat Ilgaz Arşivi  •  Taşköprü'den Bakış   Kastamonu Net (Blogcu)   •  Şiir Sayfası •   Öykü  •  Sinema   Atatürk •  Edebiyat  •  Roman Yazıları Politika  • A.Alsah Blogları AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07 • AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07 • EdebiyatGündemi / Kasım '05 • EnGüzelAtatürkŞiirleri (Seçki) / Aralık '05 • GünDem / Haziran '07 • Günden Güne / Haziran '06 • GüneşeKarşıYürümek • İşte Öyle Bir Şey • Günlerin Getirdiği / Mayıs '06 • KastamonuNet / Aralık '05 • Okudukça • ÖykülerÖykücüler / Aralık '05 • RomanYazıları / Aralık '05 • RıfatIlgazArşivi / Ağustos '06 • ŞiirlerŞairler / Aralık '05 • Taşköprü'denBakış / Kasım '05 • UmudaYolculuk / Mayıs '06 • YedinciSanat / Aralık '05 • YenidenDergi / Haziran '07 • YeniDergi / Ocak '07 • YeniGüneTürkü / Ocak '07 
ALİ ŞAHİN (a.alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..." 
                               •
ALİ ŞAHİN (a.alsah) / TÜM YAZILARI



e-posta: bariscanogul@gmail.com






MEHMET AYDIN / ANI / A. ALİ ŞAHİN

16/1/2009 · Kategori: A_ Ali SAHIN _A_Alsah_ Yazilari

Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış   Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü   Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları Politika  • A.Alsah Blogları  •AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07 • AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07 • EdebiyatGündemi / Kasım '05 • EnGüzelAtatürkŞiirleri (Seçki) / Aralık '05 • GünDem / Haziran '07 • Günden Güne / Haziran '06 • GüneşeKarşıYürümek • İşte Öyle Bir Şey • Günlerin Getirdiği / Mayıs '06 • KastamonuNet / Aralık '05 • Okudukça • ÖykülerÖykücüler / Aralık '05 • RomanYazıları / Aralık '05 • RıfatIlgazArşivi / Ağustos '06 • ŞiirlerŞairler / Aralık '05 • Taşköprü'denBakış / Kasım '05 • UmudaYolculuk / Mayıs '06 • YedinciSanat / Aralık '05 • YenidenDergi / Haziran '07 • YeniDergi / Ocak '07 • YeniGüneTürkü / Ocak '07  • ALİ ŞAHİN (a.alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..." • ALİ ŞAHİN (a.alsah) / TÜM YAZILARI


MEHMET AYDIN / ANI

A. ALİ ŞAHİN ______________________________________________

2006-05-20 Şair Mehmet Aydın... Adını ilk kez 1970'te bir ödül nedeniyle duymuştum. Ama asıl tanımam Gazi'deki öğrencilik yıllarımda oldu. Benim için o bir öğretmendi Gazi Eğitim Enstitüsü'nde bıçak sırtında öğrencilik yıllarımızda... Yıl 1975-78. Yılda bir buçuk ay giderdik, Beşevler'den Gazi'ye; dönem zor bir dönemdi, Her katın, her dersliğin bir "reis"i vardı. Benim bir şansım da bizim sınıfın "reis"inin Çorum İlköğretmen Okulu'ndan bir sınıf altımızdan Ali Ekber Eker olması oldu. Abi dediği bana kardeşlik yaptı o dönemlerde... Yoksa bizim gibi düşünenlerin, bir de örgütlü öğretmenlerin oralarda barınması oldukça zordu. Gün geçmiyor ki küçüklü büyüklü bir olay baş göstermesin. Üç yıl içinde ben ve arkadaşlarım Gazi kantinine girip bir çay bile içememiştik. Rahat bırakmaz, dirlik vermezlerdi; kuşatma altında bazı günler okulda yakalamışlarsa bir yerlerde bir törenlere, bir protestoya götürürlerdi. O gün oradan kaçmaya kalksan yakalanırsan okul yaşamının sonu olurdu en azından. Sınıfa biri girer önden "dergi" dedikleri(!) bir şeyleri dağıtır, biri de ardından gelir toplardı paralarını; birileri de kapıda nöbette... "Almamak mümkün mü sevip de seni!..."

1976 Yazı bir anımı hiç unutmam. ilk derslerden birinde öğretmenin biri yoklama yapıyor: "Bekir Koçak...", "Mahmut Türkkan..." dedi Hoca... "Burada" dediler.. hem var-yok çetelesi hem tanışma... Biri Yozgat, biri Nevşehir- Ürgüp dedi. O an aklıma o sıralarda örgütlü öğretmenin savaşımını anlatan "Güneşin Katli"ni yazan Mehmet Türkkan geldi hemen. Öyle ya o da oralı. Usulca arkama döndüm ikimizin duyabileceği bir sesle: "Sen Mehmet Türkkan'ın nesi oluyorsun?"diye sordum direkt, çünkü kitabın arkasındaki resimle arkadaşın siması arasında da bir benzerlik ssezmiştim. Yüzüme baktı ve "Hiiiç!... " dedi, "O da kim ki?" diye kestirip attı. Sonra teneffüste yanıma geldi ve ne düşündüyse hakkımda nasıl bir izlenim edindiyse, "Sen Mehmet Türkkan'ı nereden tanıyorsun ki? O benim abim olur." dedi. Daha sonra O'nunla ve sıra arkadaşı Bekir Koçak (*) ile o kadar yakın bir dost olduk ki, sormayın... (Sonra o iki çelişkili durumla ilgili sorduğumda Mahmut, bu arkadaş bizden olmasa, Reha Oğuz Türkkan'ı sorardı demek ki abimi sorduğuna, O'nu tanıdığına göre zarar gelmeyecek biri diye akıl yürüttüğünü söyledi bana. Kader, sonra da Mehmet Türkkan, bizim Muharrem Uğurlu ile Gazi'nin yönetiminde görev aldılar 78'lerde.)

İlk iki yıl zorun zoru bir dönemden geçtik; üçüncü yıl MC yıkıldı da bir nebze olsun soluk alabildik, bir de bizi Yenimahalle'de Mustafa Kemal Lisesi'ne verdiler son yıl. Çevre olarak da rahattı. Derslerde kışkırtan hocalara, Cumhuriyet gazetesine dahi Bab-ı Ali'nin Pravda"sı diyenlere yüreğin varsa karşı çık. Hemen ders çıkışı yolun çevrilir, parçalarını toplayabilirsen en mutlu sensin!... Mehmet Aydınlar'ın da durumu bizden farklı değildi ve yapabilecekleri bir şey de yoktu ellerinden gelen, ancak bizi temkinli konuşmaya, sükunete davet ederlerdi. Hiç olmazsa onlar ders işlerlerdi, politikasız propagandasız, kışkırtmasız... Hoca, 1970 TRT Büyük Ödülünü alan kitabı "Özgürlüğe Açılan Eller"i imzalayıp getirmişti bize. Mutlu olmuştuk.

Nereden nereye, Çınar Yayınları'ndan Kadir İncesu bana e-maille "Rıfat Ilgaz Sempozyumu Programı"nı gönderdiğinde, "Rıfat Ilgaz Arşivi"me duyuru olarak koyarken de bir yandan okuyordum bildiri sahiplerini, O arada heyecanla gördüm Mehmet Aydın Hocamın da bir bildiri ile sempozyuma katılacağını. İkinci gün 2. salonda "Rıfat Ilgaz ve Eğitim" konulu 4. oturumda başkanlık yapacaktı. Bir de 3. gün "Rıfat Ilgaz'ın Şiiri" konulu 2. salondaki 1. oturumda, "Rıfat Ilgaz'ın Şiirine Kısa Bir Yolculuk" başlıklı bildirisini sunacaktı. Demek 26 yıl sonra hocamla karşılaşacaktım, kısa dönem öğrencisi olduğumuzdan tanıması olası değildi herhalde. İlk gün öğleden sonra karşılaştık, yanında eşi Muzaffer Hanım da vardı. "Hocam, ben Gazi'nin Mektupla Öğretm/ Telgrafla Sınavcı öğrencilerinden... " diye kısaca kendimden söz ederek tanıştık, çok mutlu olduğunu sezdim -ki, hareketleri ve eşi hanımefendiye tanıtmasından da belli oluyordu bu- , nihayet Kastamonu ziyaretinde de bir öğrencisi çıkmıştı. Hal hatır, hoşbeşten sonra zil çaldı ve ayrıldık. 3 gün süresince zaman zaman kısa kısa sohbetlerimiz oldu, Taşköprü'ye davetimin pek uygulanma olasılığı yoktu, cumartesi de Cide gezisi olacaktı; hafta başında da hocamın hem dersi olması, hem de Gazi'nin bilmem kaçıncı yılı kutlamaları olması buna olanak tanımadı.

1971'den bu yana 10 şiir kitabını çıkarmıştı Mehmet Aydın. Ve 10. kitap ilk 9 kitabından seçtiği şiirlerini kapsıyordu. Sağ olsun imzalayıp getirmiş ertesi gün. Bu arada ben de netten bir şeyler araştırmaya çalıştım o gece ama pek sağlıklı bilgiye ulaşamadım, daha önce de bir vesile ile bakmış bulamamış hatta ilk kitabından bir şeyler yayımlamak için kitabı çalışma masama getirmiş ve okumuştum yeniden.

Özgürlüğe Açılan Eller (Şiirler, 1971), Halkın Soluğu (Şiirler, 1978), Işığın Kavgası (Şiirler, 1979), Yeryüzü Sancısı (Şiirler, 1985), Şiirsiz Kalmasın (Şiirler, 1985), Yürekte Yanan Dünya (Şiirler, 1988), Mavi Ter (Şiirler, 1992), Işıltılar (Şiirler, 1995), Derin Bir Aynadan (Şiirler, 1999), Bozkırı Aydınlatan Mavi, (Şiirlerinden Seçmeler, 2004).

Şairin İnceleme ve Araştırma (10), Dile İlişkin Kitap ve Sözlük (8), Ders Kitabı (2), Ortak Kitap (10) olmak üzere 30'u aşkın yapıtı daha bulunmaktadır. 1987'de O'nun Hasan Hüseyin Korkmazgil (Yaşamı, Sanatı)inceleme-araştırması geçmiş elime büyük bir zevkle okumuştum kısa sürede... Kitabı da daha sonra 2000'de çalıştığım bir ilçede bir arkadaşın o zamanlar çok kitap okuyan kızına vermiştim elimdeki tüm "Hasan Hüseyin ve Nazım Hikmet Külliyatı" ile birlikte...

Sempozyum aralarında ve akşamları okudum kimi şiirlerini atlaya atlaya, sonradan daha titiz olarak okumak üzere. Sonra arka kapak yazısını:

"Toprak ve gönül adamı Mehmet Aydın, şiirlerinde ırgatlık yapan körpecik çocukların, orakçı, çapacı kadınların, boynu bükük yoksulların, yorgun gurbetçilerin, yersizlerin, yurtsuzların, umarsızların yaşamlarından bize umut dolu dizeler devşirmiştir.

O kendini boylu boyunca yurduna ve insanlığa adamış; hep bilginin, erdemin, onurun, sevginin bayrağını dalgalandırmıştır. Yaşamı boyunca gericiliğe, bağnazlığa, bilinçsizliğe, aymazlığa,ayrımcılığa , sömürüye ve baskıya karşı aydınlık bir dünya için savaşmış: "sevgilerin üstüne basmayın!.. diye haykırmıştır" diyordu Attila Aşut arka kapak yazısında Mehmet Aydın şiiri için..

(...)
______________________________________________

(*) Bekir KOÇAK: Yozgat 1946 doğumlu. Şair. 1978'de Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdi. O dönemin zor öğrencilik yıllarında şiirlerinde "Savaş CANOĞUL" adını kullandı. Özgürlüğün Elleri (Şiirler, 1975), Gizemi Temmuzda Saklı (Şiirler, 2000) adlı iki şiir kitabı var.

Sevgili Mehmet Aydın'a Alkımsanat'tan selamlar sevgiler yolluyoruz..

OKUDUM

Dışarıda gök gürültüsü
Uzandım pencereden
Doğayı okudum

Duvarda kadın tablosu
Süt beyaz
Tuttum çıplaklığını okudum

Pusette uyumuş bir bebek
Tertemiz sular gibi
Eğildim tazeliğini okudum

Bahçede badem çiçekleri
Kokular saçıyor havaya
Odama sinen baharı okudum

Şarkılar geliyor kırık ve yanık
İnsanın içine işleyen
Çırpınan ezgileri okudum

Bulutlar birden yere sarktı
Sokakta adımlar sıklaştı
Koşuşan adını okudum

Yarım kalmıştı kitabım
Aklım sıkışık rafa takıldı
Kavrayıp sıkıca onun/ışıltılarını okudum

Mehmet AYDIN
(Bozkırı Aydınlatan Mavi,
2004, s. 143)


e-posta: bariscanogul@gmail.com