Orhan Kemal'in “Hanımın Çiftliği” Üçlemesi / Ali ŞAHİN
5/12/2009 · Kategori: Kitap Tanitma
TV Dizileri ve Üçlünün Yeni Basımı Bağlamında
Orhan Kemal'in “Hanımın Çiftliği” Üçlemesi Üzerine / Ali ŞAHİN
VUKUAT VAR
Orhan Kemal’in romanı Vukuat Var, Hanımın Çiftliği dizisinin ilk kitabıdır. 1950 seçimleri sırasında bir gazetede tefrika edilmiş ancak kitap olarak 1958’de basılabilmiştir. Olay 1946–1950 yıllarında Adananın işçi mahallesi olan Karşıyaka’da geçer. Bir fabrika işçisi olan Güllü’nün babası Kürt Çemşir (Güllü, dördüncü karısından), ağabeyi Hamza ve aileden sayılan, emmi dedikleri Berber Reşit, içki ve kadın düşkünü işsiz, hayta kimselerdir. Güllü’nün aynı fabrikada işçi Fellah Kemal’i sevdiğini, yalnız kızın annesi bilir. Kemal Güllü ile evlenmeyi düşünse de, henüz askerliğini yapmamıştır. Baba Çemşir’in, ağabey Hamza ile Reşit Emmi’nin bir gece geç vakit bir içki alemi dönüşü beraberlerinde getirdikleri sıska Ramazan uykudan kaldırılan Güllüyü yarı çıplak görür, kıza aşık olur. Zengin bir çiftlik sahibinin yeğenidir Ramazan. Güllüyü sevdiğini dayısına doğrudan doğruya söyleyemez, bu işi imam Kabak Hafızdan rica eder. Kabak Hafız uydurma bir rüya sayesinde, Yasin Ağanın da yardımı ile Muzaffer Beyin bu evlenmeye peki demesini sağlar. Kemalin Güllü ile olan ilişkisi duyulmuştur. Berber Reşit bin liralık başlık parasının yarısı kendinin olacağı, Muzaffer Beyin çiftliğine de yan gelecekleri için, Güllüyü muhakkak Ramazanla evlendirmek istemekte, bunun için kızın ağabeysi Hamza’yı kışkırtmakta, fakat ikisi de çekindikleri için bir şey yapamamaktadırlar Kemale. Bir gün Muzaffer Beyin kâhyalarından Yasin Ağanın beş yüz lira ile çıkagelmesi kalan beş yüz lirayı da Güllüyü götürdükten sonra vereceğini söylemesi, zaten babası ve kardeşi tarafından boyuna dövülen Güllünün ramazana varmaması için evden Kemale kaçmasına sebep olur. Kemal çaresiz Güllüyü eve alır annesi Meryem’e bırakır, fakat kendisi fabrikada iken baskın yapan Güllügil’in erkekleri kızı gene götürürler kendi evlerine. Güllü bir direğe bağlanır, bayılıncaya kadar dövülür. Durumu öğrenen Kemal yetişir, birer yumrukla erkekleri yere yıkar, Güllüyü kurtaracaktır fakat Berber Reşit’in kışkırtması ile, Hamza tabancasını çeker, Kemal’i vurur, öldürür. Artık hiçbir ümidi kalmamış Güllü, Zaloğlu’nun getirdiği taksiye binerek Muzaffer Beyin çiftliğine gider. (1)
HANIMIN ÇİFTLİĞİ
Orhan Kemal’in romanı Hanımın Çiftliği, Vukuat Var romanının devamı ve Hanımın Çiftliği dizisinin ikinci kitabıdır. Vatan gazetesinde tefrika edilmesinden çok sonra kitap olarak 1961’de basılabilmiştir. Vukuat Var’da Adana’da bir fabrikada işçi olarak çalışan Güllü, sevgilisi Kemal öldürülünce ailesinin kendisini vermek istedikleri Ramazanla evlenmek üzere, Ramazanın zengin dayısı Muzaffer Beyin çiftliğine gitmek zorunda kalmıştı. Gene Adana köylerinden birindeki bu çiftliğe geldikten sonra da sevmediği Ramazanla evlenmemek için direnir Güllü. Muzaffer Bey’se çapkın bir adamdır. Yeğeni, kâhyası, adamları onun Güllüyü ayartıp metres edinmesinden korkmakta, görmesini önlemek istemektedirler. Fakat kulağına gelen diretmelerden ötürü merak ettiği için Muzaffer Bey, Güllüyü çağırtır ve görünce de pek beğenir. Yeğenini bir yana iterek Güllü’yü kendine alır. Güllü, şimdi lüks hayata alışmış, Serap Hanım olmuştur. Kadillak arabada şehre, kulüplere, toplantılara gider, gelir. Köy ve çiftlik halkı Muzaffer Bey’in bu tutumuna kırılmış, içerlemişlerdir. Kâhya Yasin Ağa, çiftlikten ayrılır, kendisi öldüreceği söylentileri üzerine de Muzaffer Bey, yeğeni Ramazanı çiftliğin ortasında feci şekilde döver, çiftlikten kovar. Çiftlik yönetimi boşta kalınca Güllünün babası Çemşir ve kafadarları Berber Reşit fırsattan yararlanıp çiftliğe yerleşirler. Köyde Muzaffer Bey’in düşmanı olan Habip, üyeleri olduğu yeni parti seçimleri kazanırsa Muzaffer Beyin işgalindeki topraklarını geri alacağı ümidindedir. 1954 seçim propagandaları sırasında Muzaffer Beyin de aynı partiye girmesi üzerine Habip, öç almanın tek çaresini Muzaffer Beyi pusuya düşürüp öldürmekte bulur. Katil bulunamaz. Şimdi çiftlik Serap Hanıma kalmış “ Hanımın Çiftliği” olmuştur. Searp Hanım (Güllü) çiftliğin avukatı Erdoğan’la evlenmeye karar vermiştir. Erdoğan’ın bir gün gene toprak çekişmesi yüzünden, Habip’in kardeşine hakaret etmesi, eski kinleri yeniden alevlendirir. Habip ve kardeşleri bir gece Hanımın Çiftliğini yakarlar. Kendisini ele vermeyeceği yemini üzerine Habip henüz avukatla evlenmemiş ve Muzaffer Bey’den emzikte bir çocuğu olan Serap’ın hayatını bağışlar. Davacısı da olmadığı için sorgular boşa gidecek, çiftlik kundakçısı bulunamayacaktır. (2)
KAÇAK
Orhan Kemal’in romanı Kaçak, Vukuat Var ve Hanımın Çiftliği, romanlarının devamı ve Hanımın Çiftliği dizisinin üçüncü kitabıdır. Yazarın ölümünden önce yazdığı son romanıdır. (Basımı: 1970) Kitaplar tek kitap bütünlüğü de taşıdığından bazı konular tekrar gibi görünmektedir.
Bir toprak Ağası (Muzaffer Bey) sahipsiz toprakları on yıl süre ile ekip biçerek bu toprakların mülkiyetini elde etmek olanağını bulmuş, CHP’nin demokratik yollardan iktidardan uzaklaştırılmasından sonra umutlarını DP’ye bağlayan köylüler, Muzaffer Bey ve öteki toprak ağalarının sırtlarını bu partiye dayamaları üzerine umutsuzluğa düşmüşlerdir. Habip, bu köylülerden biridir. Bu durumda yapılması gereken Muzaffer Bey’i öldürmek, böylece sahipsiz topraklara sahip olmaktır. Habip bu tasarısını gerçekleştirerek Muzaffer Bey’i öldürür; gelgelelim bu topraklar Muzaffer Bey’in “veresesine” geçmiştir. Bu kez Habip köylüleri ayaklandırarak Hanımın Çiftliğini ateşe verdikten sonra kaçar, bir başka köyde rastgele bir eve sığınır. Bu evde, yedi yıl önce kocası tarafından terk edilen Hacer adında bir kadın yaşamaktadır. Hacer’le “Kaçak” arasında önce cinsel bir yakınlaşma ile başlayan büyük bir sevgi doğar. Roman Hacer’le Habip arasındaki ilişkiler çerçevesinde gelişir. Hacer'in oldukça kötü bir geçmişi vardır. Çok küçük yaşta annesini kaybetmiş ve üvey babası tarafından taciz edilmiştir ve bu olaydan sonra ev sahipleri olan iki yaşlı tarafından namuslu bir genç kız olarak yetiştirilmiştir. Genç yaşta evlenmiş ve kocası tarafından elinde bebeğiyle ortada bırakılmıştır. Kocası iş gerekçesiyle gittiği seyahatten bir daha dönmemiş ve tam yedi yıl boyunca arayıp sormamıştır. Kendisi de geçimini sağlayabilmek için otellerdeki çamaşırları yıkamaktadır. Mahallenin en zengini olan Habip Ağa'nın yeğeni ve serserinin teki Topal Duran'ın Hacer'de gözü vardır ve onu hiç rahat bırakmaz. Bir gün Hacer'in kapısından içeri omzundan yaralı, iri yarı bir adam girer. Hacer adamın yarasını sarar ve evine alır. Adam kanlılarından kaçtığını söyler hâlbuki kendi kasabasında Muzaffer adındaki ağanın yaptığı pisliklere dayanamamış, Muzaffer'i öldürmüş ve çiftliğinin yakılmasında ön ayak olmuştur. Hacer oğluna bu adamı babası olarak tanıtmış, mahpustan kaçtığını uydurmuş ve evlerinde olduğunu kimseye söylememesini tembihlemiştir. Zamanla bu iki genç birbirlerinden hoşlanmışlar ve beraber olmuşlardır. Yine bir gün Topal Duran Hacer'e asılır ve Hacer şikâyet etmek için jandarma karakoluna gittiği sırada habipin resmini görür ve kanlılar diye bir mevzunun olmadığını ve gerçeği öğrenir ama onu ihbar etmez. Aksine ikisi geleceğe dair kasabadan ayrılmak ve büyük şehre gitmek gibi planlar yapmaya başlarlar. Ertesi günlerde jandarmanın eline Muzaffer'i öldüren kaçağın kasabada saklandığına dair haber ulaşır. Bu haber kasaba içine yayılır ve Hacer'in kulağına kadar ulaşır. Eve hemen dönecek ve bu haberi Habib'e ulaştıracaktır ama daha önce akşam için eve ormandan çalı çırpı, yakacak toplaması gerekir. Bu sırada Topal Duran Haceri sıkıştırır. Hacerle boğuşmaları sırasında Topal Duran'ı karnı ve kasığından bıçaklar. Bu olay tüm kasabanın diline dolanır ve Hacer bir anda kahraman olur. Bir süre sonra Hacer tutuklanır. Bu sırada tüm evler aranmış, tek Hacer'in evi kalmıştır. Kaçak tavan arasına saklanır. Evi arayan jandarmalar zifiri karanlık yüzünden adamı gözlerinden kaçırırlar. Hacerin suçsuzluğu da kanıtlanmış ve serbest bırakılmıştır. Başka şehre gitmek için evi satarlar ama Hacer'in oğlu Hüseyin kaçağın evlerinde olduğunu baş düşmanı Şerife'ye söyler. Komşuları Şerife hemen jandarmaya ihbar eder ama Habip artık kaçmıştır. (3)
____________________________________________
(1) Yazarın Hanımın Çiftliği (1961) romanı 1954 seçimleri sırasında Dünya gazetesinde tefrika edilirken vatandaşlar arasında mezhep ayrılıklarını tahrik ettiği iddiasıyla partizanların saldırısına uğramış Vukuat Var’ın devamı ve ikinci cildidir.
(2) İlk iki kitabın özetinde, Behçet Necatigil’in Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü, Varlık Yayınları, 1971 adlı yapıtından yararlanılmıştır.
(3) Üçlü için derli toplu kaynak Asım Bezirci ile Hikmet Altınkaynak’ın ilk basımı1977’de yapılan “Orhan Kemal” adlı incelemesidir. (Sayfa: 92–96; 106–108 ve 143–146.)
(…)

