01 12 2010

Ayın Şiiri

Ayın Şiiri

Kasım 2009 ayı ve bu ayı da kapsayan şiire yer veren edebiyat dergilerinden: Afrodisyas Sanat, Akatalpa, Akbük, Akköy, AZ Edebiyat, Berfin Bahar, Deliler Teknesi, Denizsuyukâsesi, Dilge, Dize, Edebiyat, Eliz, Kurşun Kalem, Lâcivert, Mor Taka, Patika, Sanat ve Hayat, Sincan İstasyonu, Şehir, Şiir Saati, Tavır, Tay, Varlık, Yasakmeyve, Yazılıkaya ve Yedi İklim dergilerindeki şiirleri okudum ve inceledim.

Çiğdem Sezer'in Kurşun Kalem Dergisi'nde yayımlanan 'Kayıp Kuşların Saati' adlı şiirini Ayın
Şiiri olarak değerlendirdim. Son yıllarda şiir yazan kadınların arasında çok seçkin isimler var. Çiğdem Sezer de bunlardan en önde gelenlerden. Çiğdem Sezer aynı zamanda bir bilim insanı. Sağlık konusunda ders kitabı bile yazmış. Denemeler ve giderek ödül kazanan bir roman bile kaleme almış. Evli çoluk çocuk sahibi. 1960 doğumlu. Pek genç sayılmasa da şiiri çok genç ve yakışıklı. Dört ödülü var. En son Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nü de kazanmış. 1993'den 2005'e kadar dört şiir kitabı yayınlanmış. Ben henüz kitaplarını ne yazık ki okuyamadım. Bu şiirinde olağanüstü güzel dizeler var. Örneğin 'sessizlik gibi dağılıyordu kelimeleri/ Onu dağılmış kelimelerden topladım' gibi. Gülten Akın'ın arkasından gelen başta Birhan Keskin olmak üzere çok seçkin kadın şairimiz var. Yoksa şaire mi demek lazım. Pek güzel değil vesaireyi anımsatıyor. Neyse, Çiğdem Sezer'i kutlayalım bütün şiirseverlerle birlikte.

ARİF DAMAR

Çiğdem SEZER

6.8.1960 tarihinde Trabzon'da doğan Çiğdem Sezer, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1978'de Trabzon Sağlık Koleji'ni bitirdi ve iki yıl Yozgat/Yerköy'de, üç yıl Trabzon'da olmak üzere beş yıl hemşire olarak görev yaptı.

Bu yıllarda ilk şiirlerini yayımlayan Çiğdem Sezer, Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü'nde başladığı yükseköğrenimini tamamladıktan sonra 1986 yılında Sakarya Sağlık Meslek Lisesi'ne öğretmen olarak atandı.

1991'de Kanadı Atlas Kuşlar, 1993'de Çılgın Su, 1996'da Kapalı Gişe Hüzünler, 1998'de Bir Şehrin Hatıra Fotoğraflarından, 2005 yılında Dünya Tutulması adlı şiir kitapları, 2007 yılında Kalbimin Kuzey Kapısı Trabzon adlı deneme kitabı yayımlandı. Bu arada pek çok dergide şiirleri ve şiir üzerine yazıları yayımlandı. Sağlık meslek liseleri için Epidemiyoloji ve Sağlık İstatiği adlı bir ders kitabı da olan Sezer; 1993 Dünya Kitap Dergisi Şiir Ödülü, 1993 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü, 1998 Arıburnu Şiir Ödülü, 2006 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü sahibi.

2005 İnkılâp Kitabevi roman yarışmasında 'Aşk ve Baharat' adlı romanı ödül kazandı.

KAYIP KUŞLARIN SAATİ

uzun sürmüş ıssızlığın ardından

geldi kış. yerinden oynamış taşlara bastım

kimbilir nerde düşürdüğüm

bir ağırlık gibiydi aşk. yavaşladım

renkli fenerler asıyordu kadının biri ürperten yalnızlığına

saçlarımı onun gibi ayırıp iki yana

iki nehirdir diye omuzlarımdan bıraktım

toprağın altını dinledik ve bulutları

her şey uçuk mavi bir ıssızlıkta olup bitiyordu

aramızda bir sır olmalıydı, bilmediğim

bir şarkıyı bilir gibiydi

ben ona bir ağaç adadım

o bana suları anlattı

yaprağın damarını ve incecik çizgilerini hayatın

sessizlik gibi kırılıyordu kelimeleri

onu dağılmış kelimelerden topladım

kayıp parçalar vardı, loş odalar kirli çamaşırlar

arasında bir keman sesi gibi yersiz yurtsuz kalakaldım

saçlarım döküldü bu kötüydü kimselere açılamayan sır gibi

sustum bildiğim bütün isimleri, içli bir incir

gibi dalımda kaldım

yaralı atları vurmak düştü payıma

harfleri eksik bir alfabeyle sınamak hayatı

at üstünde sevişmeyi öğrenmek şarkı söylemek

bulanık sularda bir batığın izini sürmek

gibiyim dedim, işte öyle, derdini sızdıran porselen çay fincanı

bütün gece fısıldayıp duruyordu, tıkanan soluğumdan anladım..

burada iyi olurum belki, hiçbir yere açılmayan pencere

güneş görmemiş saat, bozulmamış yatak

burada iyi durur, bakarız birbirimize

yok olup gitmemek için bulvarın gürültüsünden

bir gökyüzü alırız içeriye

sonra bir kuş gelir, sürüsünü şaşırmış

buyur ederiz, hazırlarız o uzun göç mevsimine

bir çalar saat vardır, unutmayız bunu

kırık dökükleri süpürürken kanayan ellerimiz unutmaz

bir saat vardır, çaldı mı, kendini dışarı çıkarmanın vakti

ovada bir at kişner; bu, saatin çaldığıdır

kayıp kuşların ve yolunu şaşırmışların saati

ben bunu duyarım ölmediğim bundan

cesedimle aramda incecik bir duvar

beni benden çıkarıp sulara karıştıran bir şey var.

CK 28.01.2010

 

 

Ayın Şiiri

Aralık/2009 ve bu ayı da kapsayan edebiyat dergilerinden: Afrodisyas Sanat, Akatalpa, Asbük, Akköy, Arkadaş, AZ Edebiyat, Berfin Bahar, Deliler Teknesi, Denizsuyukâsesi, Dize, Edebiyat, Eliz Evrensel Kültür, Gediz, Gösteri, Hayal, Heves, Karakalem, Karşın, Kertenkele, Kitap-lık, Lâcivert, Mor Taka, Patika, Sanat ve Hayat, Sincan İstasyonu, Sunak, Sözcükler, Şehir, Şiirce, Şiir Sanatı, Tavır, Tay, Varlık, Yasakmeyve, Yazılıkaya, Yeniyazı ve Yedi İklim'de yer alan şiirleri okudum, inceledim.

Ve Ali Günvar'ın Yedi İklim dergisinde yer alan dört uzun bölümden oluşan 'Sürgün Şarkıları' adlı şiirini Ayın
Şiiri olarak değerlendirdim. Yedi İklim dergisi bilmem nasıl söylesem İslâmcı mı desem yoksa dindar mı desem evet çıkardıkları bir dergi. Ali Dündar da bu güzel şiirini bu dergide yayımladığına göre derginin dünya görüşünü paylaşıyor diye düşünüyorum. Ali Günvar'ı uzun yıllar önce sanki tanışıyoruz gibi anımsıyorum. Hattâ benim bir şiirimi beğenmediğini kendisi değil de bir arkadaşından duymuştum. Oysa öteki şiirlerim için böyle düşünmüyormuş. Neyse, yıllar önce işte.

Ali Günvar'la aynı dünya görüşünü paylaşan İsmet Uzel ve Sezai Karakoç gibi kültürlü aydın kişilerden. Zaten 'Sürgün Şarkıları'nda yer alan başka ve yabancı kimselerden yaptığı alıntılar buna tanıklık ediyor.

Şiiri yukarıda söylediğim gibi çok uzun. Ben ancak bir bölümünü sunabileceğim okurlara. Merak edenler bir Yedi İklim dergisi edinerek oradan okuyabilir. Ali Günvar'la konuşma olanağım olsaydı, kendisinden rica ederdim seçeceği parçayı, bölümü. İsmet Özel'i seçerken öyle yapmıştık. Ne yapalım, sağlık olsun. Artık bu bölümü ben tek başıma seçmek durumundayım. Şiiri bütün dikkatimi vererek kendimce en güzel parçasını siz, değerli okurlara sunuyorum. İyi okumalar dileklerimle.

Ali GÜNVAR

1953 yılında İzmir'de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitirdi (1978). Üç sayı süren Üç Çiçek dergisinin kurucuları arasında yer aldı (1983). 1986'da arkadaşları ile birlikte kurduğu Şiir Atı Yayıncılık'ta Şiir Atı kitaplarını yayımladı. Şiir ve yazıları 1978'den itibaren Birikim, Yazko Edebiyat, Yazko Felsefe, Yazko Çeviri, Gösteri, Oluşum, Üç Çiçek, Poetika, Şiir Atı, Yedi İklim, Kitap Zamanı ve Est et Non gibi dergilerde yayımlandı. Üç şiir kitabı var: Çarpık Hüzünler Kantatı (1984), Anthropomorpus (1987), Eyzan (1997).

varoluş titreşimleri (arya)

éxilé sur le sol au milieu des huées

ses ailes de géant lempèchent de marcher

Albatros-Baudelaire

vücûd iklîminin sultanısın sen

ve mutsuz sokaklarda dokundu.

çaresizliği metruk binalarımın.

ve çelimsiz kırantalar oturuyordu

kemerli girişlerin eprimiş mermer basamaklarında.

ve boz kaldırımlarda hap satan çingeneler

büyülü gözlerle çekiyorlardı kurbanlarını.

ve tepebaşının kaldırımlarında

çürüyen sevi

kokuşmuş dereciklerle sızıyordu

meyhane kapılarındaki birikintilerde yakamozlanan

neon süprüntülerine.

efendim derdimin dermânısın sen

özlenen düşüydün yaklaşan güzlerimin.

ve çiçek yosunlu saksılarımda kuruyordu birer birer.

ve sisler uzanıp soluk yapraklarına üşüyen pencerelerimin

resmini çizmişti gün sonlarının kızıl tuvallerine.

bi cismi nâtüvânın canısın sen

sîm haikularda arıyordum aşkımın dağılan anılarını.

ve uzun sofalarda çizilen kader ve yılgın eylül îmâsı

berkitmedeydi kalbime saplanan bıçaklarını hüznün.

içimde yitirdiğim kuğuların solgun ihtirâsı

ve ufuklarımda biriktirdiğim mücellâ ölüm...

efendim derdimin dermânısın sen

odun kesiyordum güney dağından

ve kömür yakıyordum ormanda.

yüzüm duman rengi toz ve kül lekesi.

şakaklarımda gri saçlar

ve on kara on parmağımda...

odun kesiyordum güney dağından

ve hiçbir şey bilmiyordu konuşanlar

ve bilenler susuyordu

ve kömür yakıyordum ormanda.

ve rüzgar fısıltılarıyla akıp

bitiyordu hayat.

CK; 2010-02-18

 

 

 

Ayın Şiiri

Şubat 2010 ve bu ayı da kapsayan edebiyat dergilerinden: Afrodisyas Sanat, Akatalpa, Akbük, Akköy, AZ Edebiyat, Berfin Bahar, Deliler Teknesi, Denizsuyukâsesi, Dize, Edebiyat, Evrensel Kültür, Forum Edebiyat, Gediz, Gösteri, Hayal, Heves, Karakalem, Karşın, Kertenkele, Kıyı, Kitap-lık, Kurşun Kalem, Lacivert, Lorca, Mor Taka, Patika, Sanat ve Hayat, Sincan İstasyonu, Sözcükler, Şiirce, Şiir Saati, Şehir, Tavır, Varlık, Yasakmeyve, Yazılıkaya, Yeniyazı, Yedi İklim ve Zalifre Yazıları dergilerinde yer alan şiirleri okudum ve inceledim. Görüldüğü gibi bu ay bana iletilen dergi sayısı öncekilere göre daha çok. Kırkı aşkın. Fakat yurdumuzda çıkan edebiyat dergileri bunlarla sınırlı değil. Kat kat fazla. Bundan ötürü adresimi yazıp yineleyeceğim. Neyse. Bu ay Şehir dergisinde yer alan İbrahim Tığ'ın 'Baba' adlı şiirini Ayın Şiiri olarak değerlendirdim. İbrahim Tığ aynı zamanda derginin sahibi ve editörü görünüyor. Yani sadece 'boş gecelerini değil boydan boya vermiş kendini ihtilale' değil edebiyata. Kendisi hakkında maalesef pek bilgi edinemedim. Şehir dergisi çoktan beri geliyor bana, okuyorum. Kitap yayımlamış mı, kaç tane, adları ne bilmiyorum. Kuşkusuz kendisinden öğrenilebilir. Benim babam ben çok küçükken vefat etmedi adam gibi öldü. Hayal meyal hatırlıyorum. Yani baba sevgisinde, güveninden yoksun yaşadım. İbrahim Tığ'ın şiirini çok sevdim. Demek ki bastonuyla ünlü Devrek'te de insan çaba gösterirse şair olabiliyor. Kendisini kutluyorum. Ben de bu yıl 85 yaşıma girdim. Şu anda Türkiye'nin en yaşlı şairi benim. Ama ihtiyar değilim. Hâlâ şiir yazıyorum. Bilindiği gibi şiir gençlik duygusudur. Kendimden söz ettim. Lütfen bağışlayın. İbrahim Tığ'ın gözlerinden öperken çok şiir yazmaktan kaçınmasını, fakat şiirleri üstünde çok çalışmasını öneririm. Belki o da bunu algılamış olabilir.

Adresim: Moda, Mühürdar Cad. 129/6 Neşebey Apt. Kadıköy-İst

Not: Benim göremediğim kimbilir ne çok dergi vardır ve bu dergilerde kimbilir ne güzel şiirler çıkıyordur.

ARİF DAMAR



İbrahim TIĞ (Şair-Gazeteci)

İbrahim Tığ, 1970 Devrek doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Devrek'te tamamladıktan sonra yükseköğrenimini Dicle Üniversitesi'nde 'mimar' olarak tamamladı. 1986 yılında başladığı yazın yaşamında şiirleri; Kıyı, Karşı, Gerçek Sanat, Aykırı Sanat, Milliyet Sanat, İnsancıl, Tay, Tan (Yugoslavya), Ortam (KKTC), Türkstar (Almanya), Ünlem, Damar, Eski Edebiyat, Biçem, Yaklaşım vb. sanat edebiyat dergilerinde yayımlandı. 2000'e Doğru Dergisi, Cumhuriyet ve Aydınlık (günlük) gazeteleri ile Anadolu Ajansı'nda muhabirlik yaptı. 1994 yılında Devrek'te, Günlük Bölge Haber gazetesini kurdu ve halen bu gazetenin yazıişleri müdürlüğü ve yazarlığını yapıyor. Sarı basın kartı sahibi olan Tığ, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi. Devrekli şair Rüştü Onur'un 12.09.1940 tarihinde dostu Necati Cumalı'ya yazdığı mektubunda; 'Ey benim mektuplarıyle huzur bulduğum ve avunduğum kardeşim. Şehir'de buluşacağız. Her ne pahasına olursa olsun Şehir çıkacak' Şehir, okuyucu kitlesinin karşısına yeni bir atmosferle çıkacak' diyordu. Ama Onur, ömrü yetmediği (22 yaşında öldü-2 Aralık 1942) için Şehir'i çıkartamamıştı. Rüştü Onur'un bu istemini vasiyet kabul eden İbrahim Tığ, dostları Fahrettin Koyuncu, Orhan Tüleylioğlu ile birlikte Zonguldak'ın Devrek ilçesinde, Aralık 2004'den itibaren de Şehir edebiyat dergisini çıkarıyor. (55. sayıya ulaştı) Eserleri: İlk Yaz Vurgunu (Şiir-1994), Neler Gizliyor Adın (Şiir-1998), Karabayır (Öykü-2005), Yitik Zaman Düşleri (Şiir-2006).

BABA

babasız günler biriktirdim hayata

zamanı sınadım. annemin ağzında

hatıralara sunulmuş devrik bir cümleyim.

Babamla başlayan sabah. cesetle biterdi

her gece. başkası olmanın kefensiz burgacında.

önce manav zihni amcamız gitti. Bir akşamüstü

duydum Şenol'dan. ama şen olamadım.

ölüm günleri üstüme geliyor hep

sıkıntının kalbine yürüdüğümü sanarak

geçtiğim kapılardan seslerle uyanıyorum.

CK; 15.04.2010

 

Ayın Şiiri

ARİF DAMAR

Enver Ercan

21 Ocak 1958'de İstanbul'da doğdu. 1984 yılından itibaren yayıncılık alanında çalışmaya başladı. Sabah ve Hürriyet gazetelerinin sanat-kültür, kitap yayını birimlerinde çalıştı, TV ve radyolara edebiyat programları hazırladı. Sombahar şiir dergisi ve Korsan Yayın'ın kurucuları arasında yer aldı (1990), Everest, İnkılap yayınevlerinde danışman-editör olarak çalıştı. Komşu Yayınevi'ni kurdu (2002), Yasakmeyve şiir dergisini çıkarmaya (2003), aynı isimle şiir kitapları yayımlamaya (2004) başladı. Aynı yayınevi bünyesinde siyasi bir dergi olan Siyahi'yi ve Eşik Cini öykü dergisini, Sıcak Nal dergisini çıkardı. 1990 yılından beri Varlık dergisinin genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor. Türkiye Yazarlar Sendikası'nda Genel Sekreterlik yaptı (1991-1992), 2005 yılında TYS başkanı seçildi. Üç dönemdir bu görevi sürdürüyor. Üç şiir kitabı var: Eksik Yaşam (1977), Sürçüyor Zaman (1988), Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman (1997). Şairlerle yaptığı söyleşileri Şair Çünkü Onlar (1990) ve Şiir Uçar Söz Olur (1994) adlı kitaplarda topladı. 20 dolayında derleme ve antoloji hazırladı. Abdi İpekçi Mektup Yarışmasında Birincilik Ödülü'nü (1996), Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman adlı kitabıyla Cemal Süreya Şiir Ödülü'nü ve Yunus Nadi Şiir Ödülü'nü kazandı (1997). Komşu Yayınları, 2006 Memet Fuat Ödülü'ne yayınevi dalında değer bulundu.

Kimse Kımıldamasın!..

şiirimin horozunu kaldıran

en çok da edebiyatın sesi

elim korkak değil Allahtan

ha kuru sıkı şiir,

-ne fark eder-

ha iğdiş keyfi

yerde boş dört kovan

şarjörde iki mermi

kalp kırmak istemem ama

her şiir sahibine benzer

kimi daha yazılırken

teslim eder ruhunu

kimi ölü bile

geçirilemez ele

bu yüzden

her şair kitabına uymaz

kapak dört renk

kâğıt kuşe

iyi de

karakteri zayıf kalır

puntosu tutmaz

ne o?

iki lafın ucunu bağlayalım dedik

kaldınız öyle

elleriniz havada

yasakmeyve'ye de lafım yok ama

yine de 7.65'ten çıksın isterim

şiirlerim

Enver Ercan

CK; 05.08.2010

182
0
0
Yorum Yaz