07 09 2008

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini (4)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN____________________________________________________________________ 1950 AKBAL, Oktay: Garipler Sokağı 1950 AZRAK, Kerime Nadir: Posta Güvercini 1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Gönül Yolu1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sarmaşık Gülleri1950 ÇALAPALA, Rakım: Köye Giden Gelin 1950 KARAY, Refik Halid: Bu Bizim Hayatımız 1950 KARAY, Refik Halid: Nilgün "Türk Prensesi Nilgün" 1950 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Karakoldaki Ayna 1950 ORHAN KEMAL: Avare Yıllar1950 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Osmanoğulları 1951 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Çölde Sabah Oluyor 1951 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Karanlık Dünya 1951 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Dağlar Delisi 1951 SAFA, Peyami: Yalnızız 1952 AZRAK, Kerime Nadir: Ruh Gurbetinde 1952 BENER, Hikmet Erhan: Acemiler 1952 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Büyük Balıklar 1952 HİSAR, Abdülhak Şinasi: Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği 1952 KARAKURT, Esat Mahmut: Erikler Çiçek Açtı 1952 KARAY, Refik Halid: Nilgün "Mapa Melikesi Nilgün" 1952 ORHAN KEMAL: Cemile1952 ORHAN KEMAL: Murtaza1952 REŞAT ENİS: Yolgeçen Hanı 1952 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Sultanların Aşkı 1953 ARIT, Fikret: Maziden Gelen Sesler 1953 AZRAK, Kerime Nadir: Pervane 1953 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sevmek Korkusu 1953 DANIŞMAN, Zuhuri: Cellat Çeşmesi 1953 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Oyun 1953 İLHAN, Attila: Sokaktaki Adam 1953 KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri: Panorama 1 1953 KARAY, Refik Halid: Yeraltında Dünya Var 1953 KARAY, Refik Halid: Dişi Örümcek 1953 ORTAÇ, Yusuf Ziya: Üç Katlı Ev 1954 ADIVAR, Halide Edip: Döner Ayna 1954 AKA GÜNDÜZ: Bir Kızın Masalı 1954 ERDURAN, Refik: Yağmur Duası 1954 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Ekilmemiş Topraklar 1954 HÜNALP, Ayhan: Küçük İstasyonlar 1954 KARAKURT,... Devamı

06 09 2008

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini (5)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN____________________________________________________________________1960 AHISKALI, Yusuf: Yedek Subayın Aşkı 1960 AKMEN, Sevim: Gonca Güller,İstanbul 1960 AZRAK, Kerime Nadir: Boş Yuva 1960 BAŞARAN, Mehmet: Şaka Bitti ,İstanbul 1960 BERKAN, S.Sami: Unutulmuş Günler1960 DANIŞMAN, Zuhuri: Deli Hüseyin Paşa 1960 ERİK, Şaban: Çırpınmalar1960 IŞIKTEKİN, Necati: Menevşe 1960 KARAKURT, Esat Mahmut: Kadın İsterse1960 KORUGANLI, M.Zeki: Ebu Müslim-i Horasani 1960 MENEMENCİ, Suat: Doktor Ve Oğlu 1960 ORHAN KEMAL: Dünya Evi 1960 ORHAN KEMAL: El Kızı 1960 ORHAN KEMAL: Küçücük (u.ö)1960 ÖZ, Erdal: Odalarda 1960 ÖZDEŞ, Oğuz: Dağ Başını Duman Almış 1960 ÖZDEŞ, Oğuz: Gecekondu Rüzgarı 1960 TUNCER, Cengiz: Hacizli Toprak 1960 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Hürrem Sultan 1960 VEREL, Oktay: Kuklalar 1960 YAŞAR KEMAL: Ortadirek (Dağın Öte Yüzü:1)1960 YÜCEL, Tahsin: Mutfak Çıkmazı 1960 AZRAK, Kerime Nadir: Gümüş Selvi 1960 BENER, H.Erhan: Loş Ayna 1960 BERKANT, Muazzez Tahsin: Yılların Ardından1960 BÜYÜKARKIN, Bekir: Bir Sel Gibi1960 DANIŞMAN, Zuhuri: Deli Hüseyin Paşa 1960 DENİZ, Ümit: Sessiz Harp 1960 ERDE, Mustafa: Kadın Parmağı 1960 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Bordamıza Vuran Deniz 1960 KARAKURT, Esat Mahmut: Kadın İsterse1960 SERTOĞLU, Murat: Bizanslı Aspasya 1961 ARIT, Fikret: Hep Bu Topraklar İçin1961 AYHAN, Şahap: Don Juan 1961 AZRAK, K.Nadir: Ruh Gurbetinde 1961 AZRAK, Kerime Nadir: Bir Aşkın Romanı 1961 BAYKURT, Fakir: Irazca'nın Dirliği1961 BAYKURT, Fakir: Onuncu Köy1961 BİLBAŞAR, Kemal: Ay Tutulduğu Gece 1961 BİRSEL, Salah: Dört Köşeli Üçgen 1961 BORAN, İhsan: Afrodit Uyanıyor1961 ÇINAR, Bedirhan: Yeşillli Kadın 1961 DAĞCI, Cengiz: Ölüm Ve Korku Günleri 1961 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Kavak Yell... Devamı

05 09 2008

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini (6)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN____________________________________________________________________1970 ANDAY, Melih Cevdet: Gizli Emir 1970 AZRAK, Kerime Nadir: Güller ve Dikenler 1970 BAYKURT, Fakir: Tırpan 1970 BİLBAŞAR, Kemal: Yeşil Gölge 1970 BUĞRA, Tarık: İbiş'in Rüyası 1970 BUYRUKÇU, Muzaffer: Bir Olayın Başlangıcı 1970 CEYHUN, Demirtaş: Asya 1970 DAĞCI, Cengiz: Badem Dalına Asılı Bebekler1970 GÜNKUT, Tarık: Yüzbaşı Selim Selimiye'li1970 HEKİMOĞLU, İsmail: Maznun1970 KEMAL TAHİR: Büyük Mal 1970 KESKİN, Yıldırım: Korkunç ve Güzel 1970 KOCAGÖZ, Samim: Bir Çift Öküz 1970 KORAY, Yaman: Kola1970 OKÇU, Emine Işınsu: Azap Toprakları 1970 ORHAN KEMAL: Kaçak 1970 ÖZDEMİR, Mehmet Niyazi: Varolmak Kavgası 1970 ÖZDEŞ, Oğuz: Aşka Susayan Dudaklar 1970 ÖZDEŞ, Oğuz: Reyhan 1970 ÖZDEŞ, Oğuz: Şebnem 1970 SAYAR, Abbas: Yılkı Atı 1970 SEYDA, Mehmet: Nemrut Mustafa 1970 SEYDA, Mehmet: Süeda Hanım'ın Ortanca Kızı 1970 SEYDA, Mehmet: Yanartaş 1 1970 SEYDA, Mehmet: Yanartaş 2 1970 SOYSAL, Sevgi: Yürümek 1970 SU, Mükerrem Kamil: Ben ve O 1970 YAŞAR KEMAL: Ağrı Dağı Efsanesi 1971 ATAY, Oğuz: Tutunamayanlar 11971 ATAY, Oğuz: Tutunamayanlar 2 1971 AZRAK, Kerime Nadir: Zambaklar Açarken 1971 BERKANT, Muazzez Tahsin: Işık Yağmuru 1971 BİLBAŞAR, Kemal: Yonca Kız1971 CUMALI, Necati: Zeliş (Tütün Zamanı'nın yeni basımı) 1971 GÜNEY, Yılmaz: Boynu Bükük Öldüler 1971 İZGÜ, Muzaffer: İlyas Efendi 1971 KAZANCI, A. Lütfü: Kaynana Münevver Hanım 1971 KAZANCI, A. Lütfü: Üvey Anne 1971 KEMAL TAHİR: Yol Ayrımı 1971 KESKİN, Yıldırım: Maya 1971 KORCAN, Kerim: İdamlıklar 1971 MEHMET SELAHATTİN (Erdem): İhtiyar Gençlik 1971 MEHMET SELAHATTİN (Erdem): Küçük Dünya 1971 OKÇU, Emine Işınsu: Ak Topraklar 1971 PERİDE CELA... Devamı

04 09 2008

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini (7)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı ZamandiziniTaslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN____________________________________________________________________ 1980 AĞAOĞLU, Adalet: Yazsonu1980 BENER, Hikmet Erhan: Elif'in Öyküsü1980 BİLBAŞAR, Kemal: Bedoş 1980 BİLGİNER, Recep: Politikada Bir Sarı Çizmeli 1980 BUĞRA, Tarık: Dönemeçte 1980 DÖLEK, Sulhi: Geç Başlayan Yargılama 1980 İLERİ, Selim: Bir Akşam Alacası1980 İLERİ, Selim: Cehennem Kraliçesi1980 İLHAN, Attila: Fena Halde Leman 1980 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Alçaktan Uçan Güvercin 1980 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Kayabaşı 1980 KIRAL,Tezer Özlü: Çocukluğun Soğuk Geceleri 1980 KUTLU, Ayla: Islak Güneş 1980 MAKAL, Tahir Kutsi: Kamyon 1980 TİMUÇİN, Afşar: Gece Gelen Eski Dost 1980 YAŞAR KEMAL: Yağmurcuk Kuşu (Kimsecik:1) 1980 YILDIZ, Bekir: Halkalı Köle1981 AKTUNÇ, Hulki: Bir Çağ Yangını1981 APAYDIN, Talip: Kente İndi idris 1981 APYDIN, Talip: Vatan Dediler 1981 AZRAK, Kerime Nadir: Aşk Fısıltıları1981 BALEL, Mustafa Peygamber Çiçeği1981 BENER, Hikmet Erhan: Kedi ve Ölüm 1981 BENER, Hikmet Erhan: Oyuncu 1981 BENER, Hikmet Erhan: Ünlü Gezgin Macellos da Vinci'nin Akılalmaz Serüvenleri 1981 Bilbaşar, Kemal: Zühre Ninem1981 BUĞRA, Tarık: Yağmuru Beklerken 1981 DİNAMO, Hasan İzzettin: Açlık 1981 DİNAMO, Hasan İzzettin: Ateş Yılları 1981 DİNAMO, Hasan İzzettin: Türk Kelebeği 1981 ERAY, Nazlı: Pasifik Günleri 1981 ERİM, Turgut: Girişim1981 GÜNEL, Burhan: Acının Askerleri 1981 GÜRTÜRK, Sami: Bidilik 1981 HAKSUN, Necati Hazal(Kutsal Ceza)1981 İLERİ, Selim: Bir Akşam Alacası 1981 İLERİ, Selim: Yaşarken ve Ölürken 1981 İLHAN, Attila: Dersaadette Sabah Ezanları1981 KALELİ, Lütfi: Vakarlı Memo1981 KARAKUŞ, Hidayet: Yağmurlar Nereye Yağar1981 MİRZABEYOĞLU, Salih: Yaşamayı Deneme 1981 ÖZAKIN, Aysel: Genç... Devamı

03 09 2008

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini (8)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini-Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN____________________________________________________________________ 1990 CUMALI, Necati: Uç Minik Serçem1990 GÜLEN, Mehmet: İstanbul Kanatlı Ben1990 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Ağaçlar Gibi Ayakta 1990 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Ağaçlar Gibi Ayakta1990 KARAKUŞ, Hidayet: Uykusu Derin Şehir1990 KARASU, Bilge: Gece 1990 PAMUK, Orhan: Kara Kitap1990 PERİDE CELAL: Kurtlar 1991 AĞAOĞLU, Adalet: Ruh Üşümesi1991 ALKAN, Erdoğan: Kör Oldum Veysel Oldum 1991 ALTAN, Ahmet: Yalnızlığın Özel Tarihi1991 ANDAY, Melih Cevdet: Mavi Sokak(1958-59'da takma adla tefrika)1991 ANDAY, Melih Cevdet: Meryem Gibi1991 APAYDIN, Talip: Köylüler (TDİ-VD Üçlemeşi:3.Kitap)1991 ARAL, İnci: Ölü Erkek Kuşlar1991 BAHADINLI, Yusuf Ziya: Devekuşu Rosa1991 BEHRAM, Nihat: Lanetli Ömrün Kırlangıçları1991 BENER, Vüs'at O.: Bay Muannit Sahtegi'nin Notları1991 BOZKURT, İsmail: Yusufçuklar Oldu mu?1991 DÖLEK, Sulhi: Truva Katırı1991 GÜNEL, Burhan: Baraka1991 ILGAZ, Afet: AD Semud Meyden1991 İLERİ, Selim: Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın1991 KARAKOYUNLU, Yılmaz: Üç Aliler Divanı1991 MADRA, Ömer: Romanımla Sana Bir Ses 921991 ŞAHİN, Osman: Başaklar Gece Doğar1991 UZUNER, Buket: İki Yeşil Su Samuru,Anneleri,Babaları ve Diğerleri1991 YAŞAR KEMAL: Kanın Sesi (Kimsecik:3)1991 YAVUZ, Hilmi: Fehmi K'nın Acayip Serüvenleri1991 YURDAKUL, Ahmet: Bir Masal Akşamı1992 AKAŞ, Cem: Suç ve Ceza1992 ALATLI, Alev: Viva la Muerte/Yaşasın Ölüm(Orda KimseVar mı?1)1992 ALATLI, Alev: Yaseminler Tüter mi?...1992 ALBAYRAK, Sadık: İnsan Arayışı 1992 ANDAY, Melih Cevdet: Birbirimizi Anlayamayız 1992 ARAL, İnci: Ölü Erkek Kuşlar1992 ARSLANOĞLU, Kaan: Çağrısız Hayalim 1992 AY, Taner: Metruk Zamana Seyahat ve Marsyas1992 BAŞAR, Kürşat: Sen Olmasaydın... Devamı

02 09 2008

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini (9)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini-Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN____________________________________________________________________ 2000 AÇAR, Mehmet: Siyah Hatıralar Denizi 2000 AĞAOĞLU, Adalet: Romantik Bir Viyana Yazı 2000 AKYILDIZ, Tülin: www.Seni Arıyorum.Com 2000 ARIKAN, Meltem: Evet... Ama... Sanki... 2000 BATUR, Enis: Acı Bilgi 2000 BAYDAR, Oya: Sıcak Külleri Kaldı 2000 BAYKAM, Bedri: Kemik 2000 BAYKURT, Fakir: Eşekli Kütüphaneci 2000 BENER, Erhan: Işığın Gölgesi 2000 BIÇAKÇI, Barış: Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...2000 BİNARK, Nermidil Emer: Şakir Paşa Köşkü 2000 CELAL, Metin: Ne Güzel Çocuklardık Biz 2000 ÇAMUROĞLU, Reha: Son Yeniçeri 2000 ERAY, Nazlı: Ayışığı Sofrası 2000 ERGİNÖZ, Murat Aykaç: Sarayın Gözyaşları/Cem Sultan'ın Romanı 2000 ERGÜL, Teoman: Nurbanu 2000 EROĞLU, Mehmet: Yüz 19812000 FERAH, Tülay: Erkek 2000 FERAH, Tülay: Kırmızı Erik 2000 GÜNDAY, Hakan: Kinyas ve Kayra 2000 GÜRSEL, Nedim: Resimli Dünya2000 HAFİFBİLEK, Celâl: Zamanla Belki 2000 İLERİ, Selim: Solmaz Hanım, Kimsesiz Okurlar İçin2000 İPEKÇİ, Leylâ: İlk Kötülük 2000 İZGÜ, Muzaffer: İçimde Çiçekler Açınca 2000 KARAKOYUNLU, Yılmaz: Çiçekli Mumlar Sokağı 2000 KARCILILAR, Ahmet: Gülden Kale Düştü2000 KAYMAZ, Sezgin: Lucky 2000 KOÇ, Zerrin: Islak Kentin İnsan İnsanları 2000 METE, Levent: Aşk Romanları Yazan Adam 2000 ÖZAKMAN, Turgut: Romantika2000 ÖZTÜRK, Handan: Mor Tecavüz 2000 ÖZÜNAL, Mucize: Alayın Kızları 2000 ÖZÜNAL, Mucize: Siyah Hatıralar Denizi 2000 Solmaz Kâmuran: Kirâze 2000 ŞAFAK, Elif: Mahrem 2000 TEMELKURAN, Ece: İç Kitabı 2000 TOSUNER, Necati: Yalnızlıktan Devren Kiralık 2000 TÜRKELİ, Nalan: İki Hayat2000 TÜRKELİ, Nalan: Varoşta Kadın Olmak... Devamı

31 08 2008

TÜRK EDEBİYATI İÇİN BİR TAKVİM ÇALIŞMASI TASLAĞI*

TÜRK EDEBİYATI İÇİN BİR TAKVİM ÇALIŞMASI TASLAĞI*ALİ ŞAHİN______________________________________________ EDEBİYAT TAKVİMİ / OCAK ______________________________________________2 OCAK -1852 Abdülhak Hamit Tarhan doğdu.2 OCAK -1980 Mustafa Nihat Özön öldü.2 OCAK -1981 Eflatun Cem Güney öldü.3 OCAK -1501 Ali Şir Nevai öldü.3 OCAK -1799 Şeyh Galip doğdu. 4 OCAK -1927 Süleyman Nazif öldü.5 OCAK -1975 Arif Nihat Asya öldü.5 OCAK -1983 Ressam Ibrahim Safi öldü.8 OCAK -1967 İlhan Tarus öldü.8 OCAK -1979 Vehbi Cem Aşkun öldü.9 OCAK -1945 Osman Cemal Kaygılı öldü.9 OCAK -1964 Halide Edip Adıvar öldü.9 OCAK -1990 Cemal Süreya (Seber) öldü.10 OCAK -1635 Nevizade Atayi öldü.11 OCAK - 1995 Onat Kutlar öldürüldü.12 OCAK - 1900 Abdülbaki Gölpınarlı doğdu.13 OCAK -1973 Sabahattin Eyüboğlu öldü.14 OCAK -1944 Mehmet Emin Yurdakul öldü.14 OCAK -1987 Film yapımcısı ve yönetmeni Turgut Demirağ öldü.17 OCAK -1954 İsmail Habib Sevük öldü.17 OCAK -1957 Edip Ayel öldü.17 OCAK -1983 Tiyatro sanatçısı Melahat Içli öldü.18 OCAK -1960 Nahit Sırrı Örik öldü.22 OCAK -1983 Yazar Kemal Bilbaşar öldü.24 OCAK -1993 Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu bir suikast sonucu öldürüldü.25 OCAK -1962 Ahmet Hamdi Tanpınar öldü.26 OCAK -1912 Mehmet Celal öldü.27 OCAK -1635 Nef’i öldü.27 OCAK -1913 Ebüzziya Tevfik öldü.28 OCAK -1953 Neyzen Tevfik öldü.28 OCAK -1981 Şair Özdemir Asaf öldü.28 OCAK -1989 Tiyatro sanatçısı Gürbüz Bora öldü.29 OCAK -1957 Ziya Osman Saba öldü.31 OCAK -1914 Recaizade Mahmud Ekrem öldü. EDEBİYAT TAKVİMİ / ŞUBAT ___________________________________... Devamı

17 09 2008

[Ali Şahin] Röportajı

[Ali Şahin] Röportajı” O kadar yabancı dil merakı aldı yürüdü ki yazarlarımızın cümle yapıları bile çeviri dile uygun bir hal aldı, sağ kulağı sol elle göstermeler mi dersiniz, şiirde anlaşılmaz bir dil..! Sanki şiiri şiir yapan bu?” ”Ben yeraltı ile ilgilenmiyorum ve de okumuyorum o tür şeyleri… Ben, hâlâ Nazımları, Ahmet Arifleri Enver Gökçeleri, Hasan Hüseyinleri okuyorum arkadaş!…”Selamlar, Ali ŞAHİN… Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim… Emekli bir edebiyat öğretmeni, Kastamonu âşığı bir eğitimci olduğunuzu ben biliyorum… Okurlarımızın sizi tanıması açısından kısa bir özgeçmiş alabilir miyiz?Selamlar, sana ve okurlarına… 1952 yılının Şubat ayında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi Yazıhamit köyünde doğmuşum. Köyde ilkokul, ilçede ortaokul; sonra ilçede lise olmadığından girdiğim öğretmenokulu sınavlarını kazanarak Çorum Erkek İlköğretmen okuluna başladım. 1969-70 döneminde mezun oldum. Girdiğim Bursa Eğitim Enstitüsü sınavlarını- aldığım bir ceza yüzünden daha doğrusu- kazanamayınca yine Kastamonu Tosya Gökçeöz köyünde İlkokul öğretmenliğine başladım, 4 yıl sonra Taşköprü Kızılcaören Köyüne atandım. Bu arada Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirerek aynı ilçenin Kız Meslek Lisesinde Türkçe/ Edebiyat öğretmenliğine başladım. Sonra  da Milli eğitimin çeşitli kademelerinde yöneticiliklerde bulunarak 2004 yılının Şubat ayında Tokat Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden 34 yıllık meslek yaşamımı noktalayarak emekliye ayrıldım.  Mesleki kısmı böyle… Ana hatlarıyla…Gerçekten dolu dolu ... Devamı

17 09 2008

CUMOK KASTAMONU KONFERANSI İZLENİMLERİ

CUMOK KASTAMONU KONFERANSI İZLENİMLERİALİ ŞAHİN______________________________________________"...İnsan olan vatanını satar mı Beyler bu vatana nasıl kıydınız?.." Nâzım Hikmet "Sen Gelmezsen Bir Eksiğiz" sloganı ile çağrısı yapılan Kastamonu CUMOK'UN 3. etkinliği Mustafa Yıldırım'ın konuşmacı olduğu "Büyük İşgal Planı ve Savaşım" konferansı A.Ü. Kastamonu Meslek Yüksek Okulu Konferans Salonu'nda yapıldı, 07 Nisan 2006 Cuma günü saat 14.30- 18.00 arasında. Konferansın açış konuşmasını yapan Kastamonu SSK Hastanesi eski Başhekimlerinden Ahmet Zafer Ergün, "Cumhuriyet gazetesinin iki kırmızı çizgisi bulunduğunu; Bunlardan ''Birincisinin ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumak, ikincisinin ise büyük Atatürk' ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti'ni devam ettirmek." olduğunu vurgulayarak, Mustafa Yıldırım'ı tanıttı kısaca. Denizli'nin Selcan köyünde doğmuş 1948'de.ODTÜ Elektrik Mühendisliği'ni (1971) bitirdikten sonra SEKA ve TEK'nda ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşlarda uzman araştırma mühendisi ve yönetici olarak çalışmış, EMO'nın çeşitli komisyonlarında ve İstanbul Şubesi yönetim kurulunda görev almış, Türkiye Ulusal Enerji Sistemi ile ilgili makaleler yayınlayarak ulusal elektrik programının yok edilmesine karşı savaşım vermiş. "Ulusal tarihin dışardan desteklenen gri propaganda çerçevesinde çarpıtılmasına karşı, yerinde araştırmalarla Bağımsızlık Savaşı'nın halk direnişini konu alan belgesel öyküler" yazmış. Ortadoğu'nun yeniden işgaline karşı bir uyanış sağlamak için 1918 işgal saldırısının son dönemini ve Ortadoğu tarihini araştırmış, konusunda bir ilk olan "58 Gün- Mustafa Kemal ile Filistin'den Anayurdun Dağlarına" (Belge Roman, 2004) adlı belgesel romanında Mustafa Kemal'in işgale ve teslimiyete karşı direnişini yeniden örg&uu... Devamı

17 09 2008

BENDEKİ RIFAT ILGAZ / ANI

BENDEKİ RIFAT ILGAZ / ANIALİ ŞAHİN_______________________________________________ Anadolu'nun yüce bir dağıdır; Rıfat Ilgaz da Türkiyenin bir yüce ozanı, yazarı... Rıfat Ilgaz, 71 yaşına geldiğinde bile bu denli tehlikeli biri miydi? Silahların gölgesindeki Kenan Evren 'in, elinde kalem tutan birinden böylesine korkmasını anlamak olası değil...(Deniz Som, Cumhuriyet, 10.06.2001)"Şairi anmak için Kastamonu'ya gelenleri makamına davet etmiştir dönemin valisi, "Bu binaya en son 1982'de gelmiştim... 12 Eylül yönetimi babamı gözaltına almıştı ve nerede olduğunu bilmiyorduk... Dönemin valisinden yardım istemiştim... O da bilmiyordu... Babamı mezbahada bulmuştuk; ciğerlerinden hastaydı... Sonra tutuklu olarak sanatoryuma kaldırmışlardı; kapıda iki, yatağının başında iki silahlı asker bekliyordu..." diye anılarını tazeliyor oğlu Aydın Ilgaz merdivenlerden çıkarken...12 Eylül faşist cuntasının, sessiz sedasız geldiği ilçelerden biri olan Cide'de yaşayan Şair Rıfat Ilgaz'ın kapısı bir gece askerlerce çalınır. O sırada çalışma masasında Yıldız Karayel isimli romanını yazmakta olan Ilgaz, kalkıp kapıyı açınca karşısında bir yığın mavi berelinin ellerinde silahlarla dikildiğini görür.Bu 1981 yılının 29 Mayıs gecesidir. "Rıfat Ilgaz'ın evi burası mı?" sorusundan sonra mavi bereliler hemen evin içine dalıp yalnız kitap ve gazete müsveddeleriyle dolu odalara dağılırlar. Biraz sonra keskin bir emir gelir; "Hazırlan albaya gideceğiz" (1)O günleri daha sonra şöyle anlatacaktır Şair Rıfat Ilgaz, "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı yapıtında: "Yıl 1981, Mayısın 28´i... Belki de 29'u. Rıfat Ilgaz tam 70 yaşında. Cide´de sıkıyönetimce tutuklanmıştı." "... Bir er gözlerimi bağlıyordu. İşini bitirince beni ite kaka bir yere götürüyordu. 'Kaldır kollarını!' dedi. Omuzlarımdan bastırıp durdurunca. 'Aç ayaklarını!' Ded... Devamı

17 09 2008

A. Şahin'in Not Defteri

A. Şahin'in Not Defteri2/17/2006 - Notlar... Değinmeler 3Ali ŞAHİN______________________________________________2005-08-11 Anlatan Anlatana Ama... Bisim basına hiç mi hiç akıl- sır erdiremedim gitti. Gerçi erdirebilen de yok ama... Hergün herkes birşeyler anlatır durur, hele biraz da medyatikse tamam, dokunma keyfine gitsin! Bizim Cideli İhtiyar Rıfat Ilgaz'ı kim ne etsin,değil mi? Hele bir de mimli ise... Cide Festivalinde Ünlü Şairimiz anıldı, ben de önemli noktalara değinildiğini sandığım bir konuşmanın uzunca çözümü ile izlenimlerimi karaladım, biraz da mürekkep yalamış bir izleyici olarak. Radikal'de istedim ki Rıfat Hocayı analım; ama bir aydır ne bir ses, ne bir nefes... Sağlık olsun, ne diyelim!... Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası / Radikal Puanı: 1515)2005-08-09 Bir Şairi Anmak.... Can Yücel'in ölümünden beri her yıl Datça'da düzenlenen '6. Can Şenliği'nin gerçekleşecek olması sevindirici. Sanata edebiyata bir yaşam vermiş şiirimizin ustalarının hele de bir festival çerçevesinde, büyük katılımlarla anılması daha da güzel. Yapılıyor, yapılmıyor diye papatya falı bakılırken gelinen nokta umut verici ülkemiz, edebiyatımız, şiirimiz açısından. Biz de bir başka yöredeydik temmuzun ilk haftasında: Şair Rıfat Ilgaz’ın: Martıların düşürdüğü tohumdan/ Filizlendiğine inandığım kasabamız/ Yosun kokardı evleri/ Çarşıları midye kokardı/ Çekirdeği çölden gelen mescidin/ Boy attığına şaşardım/ Bu deniz yüklü havada/ Nedense gelişemedi bir türlü/ En şirin yerine dikilen/ İrili ufaklı mezar taşları, dediği kasabada, Cide'deydik. Sınıfın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı'nın yazarıyım ünlü, diye kendini tanıtan mimli şair ve ünlü yazarımız, Koca Çınar Rıfat Ilgaz’ı ölümünün 12. yılında, 10. Rı... Devamı

17 09 2005

(*) HAKKINDA NELER DEDİLER?

(*) HAKKINDA NELER DEDİLER?____________________________________________________________________ Ad,Soyad: f.suhendanE-mail:suhendancan@yahoo.com Web Adresi: http:// Mesaj: sevdiğim ,değer verdiğim kişiyle sizlere gönülden bağlandım,herkoşulda,ortamda sizleri tanırken ,Kastamonu başlıklı,yada tanıtıcı siteler arasındaki yolculukta çağdaş sesleri duymak kulaklarımın pasını sildi.bağrınızda sakladıgınız kahramanlıklara gölge düşüren yansımalar ardımda bırakıp sizlere burada ulaşmanın,soluklanmanın keyfini yaşadım.Nazım hikmette,Rıfat ILgazda dinlendim,kentinizin damak zevkinde meraklandım,en kısa zamanda yakınen adım adım tanımak dileğim.Çalışmalarınızda başarılar dilerim.esen kalın. Ad,Soyad: nurşen görşenE-mail: nursengorsen@hotmail.com Web Adresi: http://www.gorseldil.egitimi.com Mesaj: emekliliğinizi ne üretken değerlendirmişsiniz müdürüm.(günlük bilgilerinize dayalı varsayım) çok yönlü, duyarlı, renkli kişiliğinizle yarattığınız sitenizi saatlerdir okuyorum, bitiremedim.. kültür-edebiyat kaynaklarını, yorum ve günlüklerinizi, yörenizin sanatsal etkinliklerini, izlenimlerinizi net'e taşıyıp, paylaşıma açmanız ne iyi olmuş; taşköprü'ye , cide'ye kadar gitmiş, etkinlikleri sizin gözünüzle izleyebilmiş oldum. ayrıca bir çok konuda bilgilendim. emeklerinize, yüreğinize sağlık. teşekkür ederim. izninizle sitemde bazı sayfalarınıza link vereceğim. saygılar. Ad,Soyad: Esma UlutepeE-mail: wew_37@hotmail.com Web Adresi:http:// Mesaj: Merhaba.. Bir taşköprülü olarak sitenizi çok begendim.. Yalnız siteye Taşköprülerin tanışıp iletişim kurabilecegi bir FORUM bölümü eklerseniz çok iyi olur..Örnegin boyabatlıların sitelerinde FORUM köşeleri var hatta bende bir tanesine meraktan üye oldum..gördüm ki boyabatllı hemseriler bir bütün... Devamı

17 09 2008

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TAŞKÖPRÜ'DE YEREL BASIN

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TAŞKÖPRÜ'DE YEREL BASINALİ ŞAHİN____________________________________________________________ TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş.___________________________________________________________TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş.___________________________________________________________TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.___________________________________________________________GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.___________________________________________________________TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR (*). Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel... Devamı

17 09 2008

HOCAM MEHMET 'AYDIN' / ANI

MEHMET AYDIN / ANI ALİ ŞAHİN ______________________________________________2006-05-20 Şair Mehmet Aydın... Adını ilk kez 1970'te bir ödül nedeniyle duymuştum. Ama asıl tanımam Gazi'deki öğrencilik yıllarımda oldu. Benim için o bir öğretmendi Gazi Eğitim Enstitüsü'nde bıçak sırtında öğrencilik yıllarımızda... Yıl 1975-78. Yılda bir buçuk ay giderdik, Beşevler'den Gazi'ye; dönem zor bir dönemdi, Her katın, her dersliğin bir "reis"i vardı. Benim bir şansım da bizim sınıfın "reis"inin Çorum İlköğretmen Okulu'ndan bir sınıf altımızdan olması oldu. Abi dediği bana kardeşlik yaptı o dönemlerde... Yoksa bizim gibi düşünenlerin, bir de örgütlü öğretmenlerin oralarda barınması oldukça zordu. Gün geçmiyor ki küçüklü büyüklü bir olay baş göstermesin. Üç yıl içinde ben ve arkadaşlarım Gazi kantinine girip bir çay bile içememiştik. Rahat bırakmaz, dirlik vermezlerdi; kuşatma altında bazı günler okulda yakalamışlarsa bir yerlerde bir törenlere, bir protestoya götürürlerdi. O gün oradan kaçmaya kalksan yakalanırsan okul yaşamının sonu olurdu en azından. Sınıfa biri girer önden "dergi" dedikleri(!) bir şeyleri dağıtır, biri de ardından gelir toplardı paralarını; birileri de kapıda nöbette... "Almamak mümkün mü sevip de seni!..."1976 Yazı bir anımı hiç unutmam. ilk derslerden birinde öğretmenin biri yoklama yapıyor: "Bekir Koçak...", "Mahmut Türkkan..." dedi Hoca... "Burada" dediler.. hem var-yok çetelesi hem tanışma... Biri Yozgat, biri Nevşehir- Ürgüp dedi. O an aklıma o sıralarda örgütlü öğretmenin savaşımını anlatan "Güneşin Katli"ni yazan Mehmet Türkkan geldi hemen. Öyle ya o da oralı. Usulca arkama döndüm ikimizin duyabileceği bi... Devamı

17 09 2008

RIFAT ILGAZ SICAKLIĞI / İZLENİM

RIFAT ILGAZ SICAKLIĞI / İZLENİM BARIŞ CANOĞUL ______________________________________________"Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Hababam Sınıfı, şiirleri ve soyadıyla kentimizi yazın tarihine, sonsuzluğa taşıyan" Koca Çınar, bu kez de yüzü aşkın, kültür-sanat, bilim ve yazın adamını kentimize taşıdı, hem de 13. ölüm yıldönümüne denk düşen bir haftada: "Yüzyıl'ımı dörde böldüm/ Her bölümü bir mevsim,/ Biri kaldı, üçü gitti.../ Yaz'ı gitti, Güz'ü gitti,/ Karlı tipili Kış'ı gitti, /Yemyeşil bir Bahar kaldı." Diyen, en güzel baharında terk etmek durumunda kaldığı, "çok severim" dediği Kastamonu'sunda elini elimize değdirdi ve bizi bu güzel ilkbahar gününde yaz güneşi gibi ısıttı. Boşa gitmedi sıcaklığın usta, bak bütün dostların burada... Kente hakim bu güzel tepede güzel insan Bahri Gökçebay, evini açtı yurdun dört bir yanından gelen dostlarına, bu güzel insanlara. "Dünya'da evim olmadı ama bakın bir sokağım var!" demiştin gülerek adın bir sokağa verildiğinde, artık, adına düzenlenen bir öykü ve şiir ödülün, bir parkın, bir kültür merkezin, ve doğduğun yerde, sarı yazmalılar diyarında da bir "Sarı Yazma, Kültür-Sanat Festivali"n yanında bir de sempozyumun var.***Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksekokulu ve Çınar Yayınları'nın ortaklaşa düzenlediği üç gün süren Rıfat Ilgaz Sempozyumu, MYO Konferans Salonu'nda yapıldı. Sempozyumun açılış törenine Vali Mustafa Kara, Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu, Milletvekili Mehmet Yıldırım, İl Emniyet Müdürü Durmuş Demirbaş, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Aydemir Tunç, siyasi parti temsilcileri, ülkemizin önde gelen şair, yazar, düşünce ve bilim adamları ile Tarık Akan da... Devamı

17 09 2008

RIFAT ILGAZ VE CİDE'Sİ

GÜNLÜKTEN YAPRAKLAR ALİ ŞAHİN ____________________________________________________________ RIFAT ILGAZ VE CİDE'Sİ Cide ve Rıfat Ilgaz... ikisini hep merak etmişimdir. Ama çeşitli sosyo-ekonomik nedenler elimi kolumu bağladı; ikincisi ile birincisinden önce tanıştırdı kader. Nerde? Bana kalsa Rıfat Ilgaz Ilgaz'la da görüşmem mümkün olmayacakmış; bereket devlet baba katkıda bulundu, özel araçları ile O'nu Cide'den alıp Kastamonu'ya bizi de Taşköprü'den alıp Kastamonu'ya götürdü de pek lüks beş yıldızlı bir otel olmasa da Kantar Palas'ta görüştürdü, kısıtlı da olsa. Buna sebep elbette ekonomik bağımlılık: çünkü kendi araçlarıyla bizi oraya taşıdığı için Onun izin verdiği oranda ya da kaçamak bakışlarla görüşebiliyorduk göz bağlarımızı araladığı ya da bizim gizliden gizliye merak ederek aralayabildiğimiz oranda.Cide'ye gelince.. Taşköprü Nire, Cide Nireydi benim için.. Zar zor edindiğim kötü Murat 131 ile Kastamonu'da şube müdürlüğü yaparken biraz kafa dinlemek istedik de çoluk çocuk öyle görebildik Cide'yi 1998 festivalinde.. Bu yıl 11. si olduğuna göre demek ki biz 3. süne teşrif etmişiz. Ilgaz'ın 5. ölüm yıldönümünde yapılan 3. festivale. Konuşmasında oğlu Aydın Ilgaz da babasının burada bir festival düzenlemesini çok istediğini "Babam sağken, Sarı yazma festivali düzenlenmesini istemişti. Festivalin Cide'nin ekonomisine ve gelişimine katkıda bulunacağına inanıyordu." Diye belirtti. O zaman traktör sürücülüğü deneyimimle Cide'nin o daracık yollarını korka korka kaç saatte kat ettiğimi şimdi tam anımsayamıyorum. Ama bir şeyi çok iyi hatırlıyorum: Böylesine bir doğa harikası ki deniz kum ve dağı, 11 km.lik sahil şeridi, nerdeyse her metresinde de... Devamı

17 09 2008

30 YIL SONRA MUSTAFA POLATLA İZMİR'DE.. / GÜNLÜKTEN

30 YIL SONRA MUSTAFA POLATLA İZMİR'DE.. / GÜNLÜKTENALİ ŞAHİN_________Bugün bir eski tanıdıkla görüşmek için sözleştik. 30 yıl sonra ilk göreceğiz birbirimizi. Ben İzmir'i pek tanımıyorum. Konakta saatin önünde ya da Merkez Hasan Sağlam öğretmen evinde buluşabiliriz sana da uygunsa diyorum emekli Ziraat Yüksek Mühendisi dosta. Taşköprü İlçe Tarım müdürlüğü görevinden ayrılıp Ankara'ya oradan Aydın'a oradan da İzmir'e geçeli 30 yıl olmuş. Saat uygun bana çünkü Karşıyaka'dan geleceğim, diyor. Öğretmen dostudur ama Karşıyaka öğretmen evindekilere anlatamamış tam. Bakın ben Ziraat Mühendisiyim; mesleklerimiz birbirine yakın, deyince: "Allah Allah! Bu nasıl iş!.." dercesine şaşkınlıkla yüzüme baktılar, diyor. Ben açıklama getirdim: "Bakın siz bebeleri, biz de babaları eğitiyoruz. Eski yazı ile ikisi da aynı, çift "be" ile yazılıyor.. dedimse de yumuşatamadım. Yanımda bir arkadaş olmadıkça pek uğramıyorum oraya diyor karşılaştığımızda.Biraz yürüyoruz hoşbeş ederek. Taşköprü'yü soruyor, Taşköprülüleri soruyor. Bir çok kişiyi hatırlıyor, kaldığı iki yılda görüp tanıdığı. Çetmeli İzzet'ten Hasan Yılmaz'a Bayram Ünal'dan Zeynel Yurtseven'e.. Nuri Keskinden Hüseyin Erikli'ye..1943 Elazığ Karakoçan doğumlu Mustafa Polat. Yükseköğrenimin AÜ Ziraat fakültesinde tamamlamış 1971 yılında. Hem çalışıp hem okuduğundan ara vermiş eğitimine bir süre Lise sonrasında.1967 - 1971 yıllarının Ankara ortamı, öğrencilikten konuşuyoruz. O fırtınalı yıllar, diyorum; evet, diyor. 12 Martı da Ankara'da yaşamış. Sonra 80'i anlatıyorum ona Kastamonu'da Taşköprü'de yaşananları.. Ben iyi ki o yıllarda orada değilmişim, çok çektirirlerdi bana da. Bir de üstüne üstlük i... Devamı

17 09 2008

SARIMSAK / DENEME

SARIMSAK / DENEMEİLHAN BERKe-posta: bariscanogul@gmail.com Devamı

17 09 2008

GÜNLÜK'ten Yapraklar

GÜNLÜK'ten YapraklarGÜNLÜK DEĞİNMELER (KANDEMİR KONDUK OLMASAK DA "ONA BUNA DOKUNDUK...")ALİ ŞAHİN______________________________________________2005-08-12 Can Yücel şenliği iptal Can Yücel'in eşi Güler Yücel "Kimsenin burnu bile kanasın istemem" diyor. "Ailenin kararına saygı gösterilmeli" dese de Vecdi Sayar bu karardan memnun değil. 20 Ağustos'ta başlayacak 6. Can Şenliği, Yücel ailesinin güvenlik endişesi nedeniyle iptal edildi. Şenliğin sanat yönetmeni Vecdi Sayar, iptal kararını uygun bulmasalar da kabullendiklerini söyledi İSTANBUL - Bu yıl altıncısı düzenlenecek olan Can Yücel Şenliği, Yücel ailesinin güvenlik endişesi nedeniyle iptal edildi. Yeni Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu etkinliğin güvenliğini düzenleme komitesine veriyor. Can Yücel'in ailesi de bu tür bir sorumluluğu alamayacaklarını ifade ederek etkinliğin ertelenmesine karar verdi. Datça Belediyesi, maddi olanaksızlıklar nedeniyle bu yıl şenliği düzenleyemeyeceğini açıklamış, daha sonra başka sponsorlar bulunarak şenliğe devam kararı alınmıştı. Belediyenin şenlikten desteğini çektiğini hatırlatan Can Yücel'in eşi Güler Yücel, "Şenliğin düzenlenmesi için izin alınabiliyor ama yeni yasaya göre güvenlik sorumluluğu, etkinliği düzenleyen komiteye veriliyor. Biz de bu güvenliği sağlayamayacağımızı bildiğimizden dolayı etkinliği bu yıl erteliyoruz" dedi. 'Ortam uygun değil' Türkiye'nin bugünlerde yaşamış olduğu gerginlikten dolayı tedirgin olduğunu ve bu tür bir sorumluluğu kesinlikle almak istemediğini belirten Güler Yücel, "Ben kimsenin burnunun bile kanamasını istemem" diyor. Datça Belediyesinin kendilerini yalnız bıraktığını da belirten Yücel, beş yıldır güzel şenlikler düzenlediklerini, bu yılki ertelemeye de çok üzüldüklerini s&o... Devamı

17 09 2008

DEVREKANİ'DEN OĞUZ ATAY / İNCELEME

DEVREKANİ'DEN OĞUZ ATAY / İNCELEMEALİ ŞAHİN______________________________________________ YAŞAMI:ÇOCUKLUĞU VE AİLE ÇEVRESİOğuz Atay'ın babası, 1892* yılında Kastamonu'nun Devrekani ilçesinin Etçiler köyünde doğar. Oğuz Atay, "Babama Mektup" başlıklı metninde "doğdun (...) köyde, kasabada, taşrada yetiştin," (KB.162) diye söz eder babasından. 1909 yılında Kastamonu'da polis memuru olarak göreve başlayan Cemil Atay, 1911'de komiser muavini, 1914'te ikinci sınıf komiser, 19l9'da Kastamonu ser komiseri olur; çalışkan ciddi ve güvenilir yapısıyla meslek yolunda hızla ilerlemektedir. 1920'den sonra Küre, Bafra, Safranbolu, Sinop, Taşköprü ve Kastamonu'da hukuk mekanizmasının çeşitli kademelerinde sorgu yargıcı ceza yargıcı ve savcı olarak görev yapar. Osmanlı döneminin alaylı hukuk sisteminden gelmektedir. Mesleğe polis olarak başlamış, 10 sene zabıtada çalışmış,17 sene de hukuk bürokrasisinin çeşitli görev basamaklarında bulunmuş, sistemin üst kademelerine kadar yükselmiştir. Ankara Hukuk Fakültesinden 1942 yılında 50 yaşındayken diploma alır.(Yıldız Ecevit, 24) 1933 yılında İnebolu'da görevli olduğu sırada orada Muazzez Hanımla evlenen Cemil Atay'ın ilk çocuğu Oğuz Atay da 1934 yılında İnebolu'da dünyaya gelir. Okul öncesi yılları İnebolu'da ve Kastamonu'da geçer.Anne Muazzez Hanım, toplumun ilk çalışan kadınlarındandır. Evlilikten sonra İnebolu'da başladığı ve 2 yıl sürdürdüğü ilkokul öğretmenliğini eşinin Kastamonu'ya atanması nedeniyle daha sonra Kastamonu'da İsfendiyarbey ilkokulunda (1938) devam ettirir. Aile içi eğitimde öğretmen annenin rolü büyüktür; Oğuz Atay'ın ilk öğretmenidir anne... Okumayı okula gitmeden daha 5 yaşında iken sökmüştür. Karşıt kişiliklerine karşın anne ve baba birbirlerinin dillerinden iyi anlamak... Devamı

17 09 2008

BEBEĞİM... / MEKTUP

BEBEĞİM... / MEKTUPALİ ŞAHİN_______________________________________________ Nicedir Özlemişim "Nicedir özlemişim/ Bu rüzgarı/ Hani Doğu'da eser/ Bahar akşamları// Nicedir özlemişim/ Bir elma ağacının/ Dibine oturmayı// Nicedir özlemişim/ Şoseleri,dağları// Nicedir özlemişim/ Bir dosta sarılıp/ Ağlamayı" (Ataol BEHRAMOĞLU)"Bebeğim,Bugün benden küçüklük yıllarına dair fotoğrafları tarayıp bir şeyler göndermemi istemiştin ya... Annenle açtık eski albümleri bir bir... Sen yalnız geç kalmışsın dünyaya gelmek için, Siyah-beyaz çağına yetişememişsin... ağabeyinle ablanın iki renkli resimlerine baktık durduk bu arada bir de, sen cicili bicili bir dünyaya doğmuşsun. Ama senin suçun yok bunda elbette...Biz de bayağı bir kararsızlık dönemi geçirmişiz, ağabeyinden sonra. Aslında o sayfayı kapatmıştık biz: Bir kız, bir oğlan çoktu bile bizim gibi tek maaşla hayatını idame ettirmek için didinenlere. Oysa bir de oldu ki, haberin geldi, annen de ağır bir gripal durum oldu.. İlle de bir gripin yutacağım diye tutturdu... Hanım etme gitme, faydası yok: Nuh der peygamber demez. Mutfağa geçip bir bardak su ile bir gripin alıp geldim, güzelce içti...10 dakika sonra: - Ohhh!.. Kuş gibi hafifledim, hap çok iyi geldi dedi. Tekrar ister diye korkumdan hapın içini boşaltıp kabını yutturduğumu söyleyemedim, Tanrı korusun zaten bir akraba evliliğimiz vardı, bir de ilaç etkisiyle...Bir yandan albümler bakıp bir yandan bunları tarayarak sana yollarken nargile fokurtuları arasında dalıp gidiyorum o günlere doğru... 1985 yılının 7 ekim sabahı, saat 04.00 suları annen sancılandı, ben ne yapacağımı şaşırdım; önceki iki doğumda ben yoktum yanında görevim gereği... At yok araba yok, durakta taksi de bulunmazdı bu küçük ilçede o zamanlar... Alelacele alt kattaki ev sahibimizi kald... Devamı

17 09 2008

BÜLBÜLÜN ÇEKTİĞİ DİLİ BELASI

BÜLBÜLÜN ÇEKTİĞİ DİLİ BELASIALİ ŞAHİN_______________________________________________ Şöyle dönüp bakarım hep ara kimi zaman, yarım yüzyılı geride bırakmış biri olarak. Küçükken sessiz sakin biri olan bana neler oldu da bu durumlara düştüm diye. Durumu nasıl ki diyeceksiniz şimdi siz. İlk paragraftan da kendimi ele vermiyor muyum, düz anlatımı bir türlü kullanmaya yanaşmaz elim ve dilim.İlk anımsadığım Çorum Öğretmen Okulu bilmem kaçıncı sınıfındayken, teneffüste sıra arkadaşımla konuşmak için benim sırama oturan ön sıradaki arkadaşımın sohbetini bölmemek için usulca onun yerine ilişmem üzerine "Ya bu Ali Şahin'in ağzı var-dili yok, ağzına vur, ekmeğini al elinden, ben geldim, yerimden kalk bile demiyor baksana..." sözü. Etütteydik. Arkadaşa saygı olsun diye yaptığım bu davranış üzerine söylediği söz beni çok düşündürdü daha sonra. O yıllarda kitap okuma hastalığım da iyice nüksetmişti. Okudukça bende esprili biri gelişti içimde... Hep espri, hep espri... Çoğu zaman kırıldı, darıldı demek istediğimi anlamaya kendini zorlamak istemeyenler. Ama ben bir türlü huyumdan vazgeçmedim/ geçemedim. Kırk yıllık Kani, olur mu yani...Dün nette gezinirken daha önce çalışmalarından yakından tanıdığım, yeni emekli olan resim öğretmeni bir arkadaşın, çok önceleri oluşturup boş bekleyen bloğu çarptı gözüme. Ne güzel çalışmalar da yapmıştı, hayranlıkla izlerken Onlaine bir Ziyaretçi Defteri de koymuş olduğunu gördüm. Aralarda Bir büyük-kent başkanının hoşlanmadığı resimler de vardı: "Kastamonu'dan İzmir'e Yeniden Merhaba, Yine süslemiş, "NUR" gibi ışıtmışın "SEN" blokçuyu "GÖR" ve "ŞEN"len diyorsun yani. Selam ve Saygılar/Sevgiler.... Haaa, ... Devamı

17 09 2008

URLA'DA NECATİ CUMALI'YI ANMAK...

URLA'DA "6. CUMALI BULUŞMASI"... / HABER-İZLENİMAli ŞAHİN _______________________________________________ 10 Ocak 2001'de yitirdiğimiz Necati Cumalı 6. kez Urla'da çeşitli etkinliklerle anıldı. 6.Cumalı Buluşması adı altında düzenlenen ve 13 Ocak'a kadar sürecek etkinliklerin açılışı Saat 10.30'da Urla'da Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi'nde yapıldı. Törende Necati Cumalı için bir dakikalık saygı duruşundan sonra kürsüye gelen Urla Belediye Başkanı Selçuk Karaosmanoğlu, günün anlamını belirten bir konuşma yaptı; "Bu yıldan itibaren, her buluşmamıza bir konu belirlemeye başladık. Bu yılki konumuz Necati Cumalı'nın öyküleri. Etkinliklerimizin bu yılki onursal konuğu ise geçtiğimiz mayıs ayında aramızdan ayrılan edebiyatçı Erdal Öz" dedi. Gelenekselleşen etkinliği uluslar arası bir etkinliğe dönüştürmeyi istediklerini belirterek "Necati Cumalı, yüreğinin aydınlığını kitlelere ileten, karanlıklara düşman, çağının ileri, yurtsever sanatçılarındandır. Necati Cumalı, Urla'mızdan ülkemize açılan bir aydınlık penceresidir. Bu pencereden yayılan ışık ülke sınırlarını aşmış dünyanın birçok ülkeleriyle köprü oluşturmuştur. Yapıtları 22 dile çevrilen Cumalı edebiyat dünyamıza kalıcı eserler bırakmıştır. Hemşerimiz Necati Cumalı'nın bıraktığı yapıtları ve çok yönlü kişiliğini gelecek nesillere aktarma sorumluluğuyla Cumalı Evi'ni hizmete sunduk" dedi. Edebiyatın her dalında başarılı eserler ortaya koyan Necati Cumalı'nın bu yıl öykücülüğünü konuşacaklarını belirten Karaosmanoğlu, konuşmasını Cumalı'nın "Son" isimli şiirini okuyarak tamamladı.Edebiyat dünyasından Hayri Yitik Cumalı dostları adına konuşma yaparak Urla'da bulunmaktan dolayı memnuniyetini dile getirdi. Yitik, "Denizi gördün mü, güzel insanları görd&... Devamı

17 09 2008

NAZIM 105. YAŞINDA İZMİR'DE ESİN AFŞAR KONSERİYLE ANILDI / H

NAZIM 105. YAŞINDA İZMİR'DE ESİN AFŞAR KONSERİYLE ANILDI / HABER-İZLENİMALİ ŞAHİN______________________________________________ "Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göre-ceğiz... Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı mavilikleresüre-ceğiz..." Nazım Hikmet 105. doğum yıldönümünde Esin Afşar konseri ve şiirleriyle Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür ve Sanat Merkezi'nde anıldı. Salon bir saat öncesinden hıncahınç doldu, öyle ki ayakta dikilecek yer kalmadığı gibi sandalyelerle koridorlar da dolduruldu izleyicilerle.Açılış konuşmasını yapan Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, bu ilginin kültür ve sanat etkinliklerine verdikleri önemin göstergesi olduğunu belirttikten sonra izdihamın yarattığı homurdanmalara yanıt verdi. "Nazım Hikmet'in bir gecesinde bilet satamazdık, en azından büyük şaire saygısızlık olurdu; neden bu küçük salon, o kadar büyük salonlar varkeni de, geçen yıl bir etkinliğimizde Sayın Esin Afşara bir söz vermiştik: Ustanın adını bir salona vermek üzere, bu gün burada onu da gerçekleştirdik, gelirken dikkatinizden kaçtıysa giderken bakın lutfen. Tabelamızı da koyduk, çok güzel oldu" dedi. Güzelyalı Kültür ve Sanat Merkezi salonunun adı 105. doğum yıldönümü anısına 'Nazım Hikmet Sahnesi' oldu. Esin Afşar konseri öncesinde bu programa özgü hazırlanan ve ilk defa sunulacak olan kısa bir "Nazım Belgeseli"nin gösterimi yapıldı. İzmirliler geceyi ücretsiz olarak izlediler. Saat 20.00'de başlayan etkinlikte, Esin Afşar, Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelenmiş şarkıları seslendirirken, Devlet Tiyatrosu sanatçısı Ali Düşenkalkar da, Nazım Hikmet'in şiirlerini okuyarak ona eşlik etti. Afşar, Nazım'ın; Sen, Memleketim, Karlı Kayın, Karşıyaka Memleket, Tuna'y... Devamı

17 09 2008

HALK OZANLARIMIZ, HALK TÜRKÜLERİMİZ VE İHSAN OZANOĞLU / İNCELEME

HALK OZANLARIMIZ, HALK TÜRKÜLERİMİZ VE İHSAN OZANOĞLU / İNCELEMEAli ŞAHİN_______________________________________________ Halk Ozanı... Aşık... Abdal Musa Sultan, Aşık Ali İzzet, Aşık Daimi, Aşık Hüseyin Çırakman, Aşık İhsani, Aşık Mahzuni Şerif, Aşık Ömer, Aşık Sümmani, Aşık Şenlik, Aşık Veysel Şatıroğlu, Aşık Zamani, Bayburtlu Zihni, Dadaloğlu, Davut Sulari, Dertli, Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah, Eşrefoğlu Rumi, Feyzullah Çınar, Gevheri, Hilmi Şahballı, Karacaoğlan, Kaygusuz Abdal, Kazak Abdal, Köroğlu, Kul Ahmet, Mesleki, Mirati, Muharrem Ertaş, Muhlis Akarsu, Murat Çobanoğlu, Nesimi Çimen, Neşet Ertaş, Ozan Şahturna, Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Seyrani, Şah Hatayi, Şemsi Yastıman, Şeref Taşlıova, Talibi Coşkun, Teslim Abdal, Tokatlı Gedayi, Yunus Emre, Zaralı Halil, Zileli Ceyhuni... ve daha niceleri...Bir de Kastamonulu Halk Ozanımız İhsan OZANOĞLU... Adını duyup bir Kastamonu Destanı olduğunu işitiyordum ama açıkçası yazılı bir kaynakla karşılaşmamıştım. Şöyle bir kolaçan etmek istedim Ansiklopedi ve şair yazar sözlüklerini. Rastlayamadım. Bu arada il il Türkiye'yi tanıtan Yurt Ansiklopedisinin Kastamonu ile ilgili fasikülleri geldi usuma. 1983'lerde çıkarken ilimizle ilgili iki fasikülü alıp kendim bir araya getirip bir de kapak yapmıştım: Açtım baktım orda biraz değinilmiş, ozanımıza:"İhsan Ozanoğlu (1907- 1981): İlkokuldan sonra Darülhilafe Medresesi'nde okumuş, dışardan sınav vererek İstanbul Öğretmen Okulu'nu bitirmiştir. Uzun yıllar öğretmen olarak görev yaptıktan sonra, Kastamonu Kütüphanesi Müdürlüğü'ne atanmıştır. Fransızca, Arapça, Ermenice öğrenmiş, Süryani ve Hint dilleriyle ilgilenmiştir. Türkçe'nin Hakani, Çağatay ve Azeri lehçeleriyle de yazmış, bir ara Grekçe ve Latince'ye de ilgi duymuştur.Aşık tarzı şiirlerinin yanında,... Devamı

17 09 2008

KENDİMLE YÜZLEŞMELER

KENDİMLE YÜZLEŞMELERALİ ŞAHİN_______________________________________________ - Bir okur olarak edebiyata karşı ilginiz nasıl doğdu?- Çocukluğumda - çocukluk dersem, daha çok ortaokul çağında - ben içe kapalı bir insandım, hala da öyleyimdir ya biraz... Okul arkadaşlarım, bizim evin önünde oyun oynar, ben elimde kitap evin ikinci kat penceresinden onları izlerdim. Onlar çizgi roman okurlardı: O dönem Tommiksler, Teksaslar bilmem neler moda tabii.. Beni hiç sarmadı onlar. İlkokulda pek kitapla karşılaşmadım. Sanırım çevre ve ilkokul öğretmenim Hasan Yumuşak'ın bu konu ile ilgisizliğiydi bu. Sonra ilçede ortaokula başladım. Türkçe öğretmenimiz okul müdürü Mehmet Sürer'di. Bu konuda o da sanki okul müdürlüğünden arta kalan zamanlarda Türkçe derslerine de girer gibiydi, yasak savma kabilinden. Hatta dersleriyle ilgili bir anekdot da anlatılırdı o zamanlar. Daha sonra Sağlık Bakanlığında oldukça üst düzeylerde görev yapan Hayati Ünal, bir kompozisyon dersinde noktalama işaretlerini yerli yerinde kullanamadığından olacak yazısının sonuna satır satır noktalama işaretlerini doldurmuş, altına da yazmış: "Herkes yerine marş, marş!.." Sonra genç bir Türkçe Öğretmeni geldi: Nihat Önem. Her derste hangi yazarın hangi parçasını işleyecekse o yazarın bir kitabıyla, mümkünse o metnin içinde yer aldığı kitapla girerdi derse. Bu durum ilgimizi çekerdi, kitap inceleme ödevleri verirdi: Benim kitapla karşılaşmam bu yüzden oldu. İlk kez Ömer Seyfettin'in "Mahcupluk İmtihanı" adlı öyküler kitabından, aynı adlı öyküyü incelemiş ve bu vesileyle o kitabı da okumuş, hatta babamdan, "roman okuyana kadar dersine çalış..." diye hatırı sayılır bir zılgıt da yemiş, ona bir türlü anlatamamıştım bun... Devamı

17 09 2008

ELMAPINARI'NDA FAKİR BAYKURT'UN EĞİTMEN RIZASI'NIN E

ELMAPINARI'NDA FAKİR BAYKURT'UN EĞİTMEN RIZASI'NIN EVİNDE / GEZİAli ŞAHİN______________________________________________ (Fakir Baykurt'un, Kaplumbağalar Romanının Kahramanlarından)"Tozak köyü şu koca yeryüzünde, kıyıda köşede kalmış bin yamalı bir yoksul yorganı, alabildiğine kurak, bakımsız, unutulmuş. Ahalisi desen günümüz köylüsü: Hâlâ devletten medet uman, 'Hökümetimiz en iyisini bilir' diyen, cahil, kaba saba ama bir o kadar çalışkan, sahici ve vicdanlı. Köyün Eğitmen Rıza'sı, Muhtar Battal'ı ve akıllı delisi Kır Abbas'ı gün olur akıl yürütür, el ele verir, köylüyü de peşine takıp bir bağ kurar, hem de taşlı bir tarlada, bin bir emekle, özveriyle ve gece gündüz çalışarak. Tam ağızları üzümlerle tatlandı, yürekleri umutla doldu derken, hiç ummadıkları bir anda hükümetin tokadını yerler... ama ne tokat! Bir anda, bürokrasinin çarkında bir çapak olup çıkarlar. Hak hukuk ararlar aramasına ama neyin hakkı, neyin hukuku?" (*)"Mazimizde yer etmiş ama bugün hala varlığını sürdüren sorunlara değinen, yalın ama zengin bir dille yazılmış, özgün ve aydınlık bir edebiyat eseri olan Kaplumbağalar, yaratıcı ülkemiz köylüsünün olduğu kadar, onun bürokrasi karşısındaki çaresizliğinin ve cehaletinin de hikâyesini anlatıyor." Diye tanıtılmış arka kapak yazısında kitap.Aklıma koydum bu kez.. Tozak kırını, eğitmen Rıza'nın oğlunu ve mezarını görüp O mekânı havasını teneffüs edeceğim iyice. Kastamonu'da kısa dönem şube müdürlüğüm sırasında ilk Müfettiş Emin Arık getirip tanıştırmıştı Yalçın Dikenoğlu'nu..."Bak Ali Şahin," diyerek, "sen Fakir'in Kaplumbağalarını okumuş muydun, gerçi senin gibi kitapkoliğe bu soruyu sormak abes ama... Oradaki Eğitme... Devamı

17 09 2008

SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAMAK

SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAMAKALİ ŞAHİN_______________________________________________ Orhan Pamuk Nobel Mobel Üstüne İsveç Akademisi, Pamuk'un romanlarını "kültürler arası çatışmaları gideren semboller" yaratan metinler olarak tanımladı. Akademi'den yapılan açıklamada, "Pamuk, İstanbul kentinin melankolik ruhunu yeniden yakalamak için, kültürler arası mevcut çatışmaları uzlaştıran yeni semboller yarattı" denildi. Akademi, Pamuk'un "Geçmiş-bugün, Doğu-Batı, Laiklik-İslam gibi karmaşık ikilemleri, iki kıtada yer alan İstanbul'un renkli insan portresi üzerinden çözümlediğini, romanlarında kent, aile, zaman ve ego kavramlarını ustalıkla harmanlayarak, İstanbul'u, tarihle bugünü barıştıran bir sahneye dönüştürdüğünü vurguladı.İsveç Akademisi'nin yayımladığı açıklamada Pamuk'un ailesinde Osmanlı geleneklerinden Batılı hayat tarzına geçişi yaşadığını ve romanlarının bu biyografik elementi estetik bir şekilde aktardığı vurgulanıyor. İsveç Akademisi, Pamuk'un aile ve kuşak temelli söylemini yine Nobel ödüllü Alman yazar Thomas Mann'a benzetiyor. (NTV'den)"Orhan Pamuk da Nobel'i aldı. Ters bir zamanda bu oldu ve ödüle gölge düştü. Soranlara düşüncemi şöyle özetledim: Nobel'le, kuşkusuz ülkemizin edebiyatı bir onur kazanmıştır. Ama bu onuru kazandıran, keşke Yaşar Kemal olsaydı; geçmişte bir Nâzım Hikmet, bir Melih Cevdet olsaydı. Yaşadığımız yıllarda, bir Fazıl Hüsnü Dağlarca, Nobel'e -üstelik- bir değer de katardı..." diye açıklıyor bir süreliğine ülkemize gelen Server Tanilli görüşlerini. Alman Der Spiegel dergisine bir demeç veren Orhan Pamuk ise; ''Bana layık görülen ödül Türkiye'de kabul görmeli ve coşkuya vesile olmalı. Biz bunu, olağanüstü... Devamı

17 09 2008

EDEBİYATIMIZDA İKİ ÖNEMLİ YAZAR VE İKİ ÖDÜL

Edebiyatımızda İki Önemli Yazar- İki Önemli ÖdülAli ŞAHİN____________________________________________________________________1955'ten 2006'ya Sait Faik Hikâye Armağanı 51 yıldır varlığını sürdüren Sait Faik Hikâye Armağanı 1960-1963 yılları arasında kesintiye uğramış; 1981 ve 1982 yıllarında verilmemiş; 1993'te ise ödüle değer yapıt bulunamamış.1955,1964,1965,1969,1971,1978,1988 ve1998'de ikişer yazar arasında paylaştırılmış. 5 yazarımız ikişer kez ödüle değer görülmüştür: Necati Cumalı, Orhan Kemal, Adnan Özyalçıner, Tarık Dursun K. ve Tomris Uyar. 1955'ten 2006'ya Sait Faik Hikâye Armağanı: "46 Yılın 54 Öykü Kitabı"____________________________________________________________________1955 Sabahattin Kudret Aksal, "Gazoz Ağacı" ve Haldun Taner, "On İkiye Bir Var" 1956 Tahsin Yücel, Haney Yaşamalı 1957 Necati Cumalı, Değişik Gözle 1958 Orhan Kemal, Kardeş Payı 1959 Oktay Akbal, Berber Aynası 1960 Ödül verilmedi.1961 Ödül verilmedi.1962 Ödül verilmedi.1963 Ödül verilmedi.1964 Mehmet Seyda, "Başgöz Etme Zamanı" ve Adnan Özyalçıner, "Sur" 1965 Kâmuran Şipal, "Elbiseciler Çarşısı" ve Mahmut Özay, "Yorgo"1966 Cengiz Yörük, Çölde Bir Deve 1967 Tarık Dursun K., Yabanın Adamları 1968 Muzaffer Buyrukçu, Kavga) 1969 Orhan Kemal, "Önce Ekmek" ve Faik Baysal, Sancı Meydanı 1970 Zeyyat Selimoğlu, Direğin Tepesinde Bir Adam1971 Bekir Yıldız, "Kaçakçı Şahan" ve Bilge Karasu, "Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı" 1972 Füruzan, Parasız Yatılı 1973 Demirtaş Ceyhun, Çamasan 1974 Fakir Baykurt, Can Parası 1975 Adalet Ağaoğlu, Yüksek Gerilim 1976 Selim İleri, Dostlukların Son Günü 1977 Necati Cumalı, Makedonya 1970 1978 Adnan Özyalçıner, "Gözleri Bağlı Adam" ve Selçuk Baran, "Anaların Ha... Devamı

17 09 2008

"BAŞI EĞİLMEYEN KADIN- SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN / İNCELEME

"BAŞI EĞİLMEYEN KADIN- SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN / İNCELEMEALİ ŞAHİN ______________________________________________"Gölgesi --Suat Derviş'e--Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;/ Bir kere eğemedim bu kadının başını./ Kaç kere sürükledi gururumu ölüme/ Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme./ Cevapları o kadar heyecansız ki onun/ Kaç kere iman ettim, hiçliğine ruhunun/ Kaç kere hissettim ki, yine bu gece gibi,/ Güzelliğin önünde dolup, çarpmadı kalbi./ Ne mehtabın aksine yelken açan bir sandal,/ Ne de ayaklarında kırılan ince bir dal/ Onun taştan kalbini sevdaya koşturmuyor./ Bir çiçeğin önünde bir dakika durmuyor...// Dönüyoruz yine biz bir uzun gezintiden/ Gönlümün elemini döküyorken ona ben./ O bana kendisini gülerek, naklediyor/ Bilseniz mavi boncuk nasıl yaraştı diyor./ Ya bu kadın delidir, yahut ben çıldırmışım/ Ben ki, bir çok kereler kırılmışım, kırmışım/ Ömrümde duymamıştım böyle derin bir acı;/ Birden onun yüzüne haykırmak ihtiyacı/ Alev, alev tutuştu yangın gibi,/ Bir dakika kendimin olamadım sahibi/ Hiç olmazsa hıncımı böyle alırım dedim,/ Yola mağrur uzanan gölgesini çiğnedim." (Nazım Hikmet)A. YAŞAMI VE SANATI:Romancı (İstanbul 1905- İstanbul 23.07. 1972). Asıl adı Saadet Baraner olan Suat Derviş, Tıp profesörü Dr. İsmail Derviş'in kızı, Reşat Fuat Baraner'in eşidir. Yalnız yazdıkları ile değil, yaşamıyla da ilgi çekici bir yazar olan Suat Derviş özel öğrenim gördü. Osmanlı aristokrasisine mensup bir ailenin kızı olarak, yabancı mürebbiyelerden ana dili gibi Fransızca öğrenmiş, Türkçe'sini geliştirmek için özel hocalardan ders almıştı. Bir ara İstanbul Darülfünununa girmek istedi, sınavı kazandı fakat vazgeçerek Berlin'e gitti. 1930 yılında gittiği ... Devamı